Air France - No Way Down EP
Bir Kings of Convenience klibindeki gibi kışın ortasında ilkbahar, Dolls kod adlı film kılığındaki kitle imha silahının muhtelif sahnelerindeki kırmızı çiçeklerlerle süslü ağaçlar, kızıl yapraklar ve yine kışın ortasında sonbahar... Sonra The Beach filmindeki bir adanın huzurlu mavi sarılığında bronz tenler, plajdaki kuma elinizi batırıp tanelerin parmak aralarından kayışını izlediğiniz kışın ortasında bir yaz hayali...
Anladığınız üzere Air France dinlerken içinde bulunduğumuz mevsimin özellikleri görünmez hale geliyor. Kış dışında her şey akla geliyor. Grup üyeleri Joel ve Henrik evleri olan İsveç'te yaşadıkları soğuk günlere doymuşlar. Avrupa'nın muhtelif plajlarında soğuk görüntüleriyle kemiklerini ısıtırken bir yandan da şarkıları yapmışlar diyebiliriz rahatlıkla. 2007'deki EP'leri Trade Winds her nasıl olduysa buralara No Way Down'dan sonra ulaşabildi ama Pitchfork'tan tek sevdiğimiz Marc Hogan adlı kritiğimize göre "gerçek olamayacak kadar güzel" olan bu EP'yi daha önceden dinleyebilmiş olsaydık No Way Down'ın çıkış tarihini dört gözle bekliyor olacaktık diye düşünmekteyim.
Velhasıl grup Joel ve Henrik adında bir ikilinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Göteborg'tan çıkan diğer gruplardan The Tough Alliance ve Studio'ya ya da İngiliz Saint Etienne'e müzik tarzı olarak benzeyen bu grubu diğerlerinden ayıran şey ise kendilerine ve tarzlarının özgünlüğüne olan inançlarını sonuna kadar müziklerine yansıtabilmeleridir diye düşünmekteyim. Kullanılan marimba ve türevi enstrümanlarla yarattıkları ritimlerin üzerine serpiştirdikleri harp gibi catchy tınılar, çocuk sesleri, kesik ıslıklar ve alkışlar, coğrafyalarına zıt yerlerden gelen reggae’ci amca bağırış çağırışları, kuş cıvıltıları ve vahşi bir orman'da duyulması olası sesleri de eklemeleri, günümüzün en popüler ve iş yapan pazarlama sözü "deneysellik"i hakkıyla ve insanda anlamsız hisler uyandırmadan başarabilen az sayıda gruptan biri haline getiriyor onları. Tüm bunlar grubu dinlemeniz için sizi etkilemediyse elimizde bir kozumuz daha var aslında. O da, elektronik müziğin son zamanlardaki en sinematik ifadesini bulabileceğiniz bu gruba zaten aslında sadece albümün ilk şarkısının adına bakarak da âşık olabilirsiniz: Collapsing At Your Doorstep.
Daha fazla söz söylemek istemiyorum zira No Way Down'ı dinlemek, beğenmeseniz de dinlerken harcadığınız 23 dakikanın en azından hakkını verebilecek bir müzik deneyimi yaşatıyor insana. Altı şarkı size hayal kurmanız için yeterli sıcaklığı ve bembeyaz, boş ve akustiği harika bir odayı sunarken fazladan yapılabilecek en iyi şeyin oradan oraya salınıp, albüm kapağına bakmak olduğunu düşünüyorum zira tüm albümün özeti o kapakta saklı. Gün batarken uçurulan uçurtmalar, yapılan aktivitelerle veya tembelliklerle daha da çok yorulduğumuz ve fakat eğlenilen bir günün sonunda eriştiğiniz dinginlikle daha zili çalmadan rahatça kapısına yıkılabileceğiniz ve hiçbir çaba sarf ettirmeden sizi içeri taşıyıp şarj edebilecek kurtarıcı dost türünden bir albüm bu. Kıymetini bilin, ara ara arayıp sorun.
http://www.myspace.com/theairfrance

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|