A.R.O.G.
A.R.O.G. gösterime girdikten sonra iyice gözlemleme şansı bulduğum yeni Türk seyircisi profili, sanki ardı ardına kaliteli komedi filmlerinin bombardımanına tutulduğumuz yeni bir çağa geçmişiz de zekice esprilere doymuşuz, artık yeni komediler ne sunsa kıçımızla dönüp bakmayacağımız bir hale gelmişiz gibi burnundan kıl aldırmamakta. Öyle ki bugüne kadar her işini büyük bir beğeniyle takip ettiğim, komedi adına Türkiye’de ciddi anlamda emek sarf eden sayılı isimlerden biri olan ve senelerdir Türk halkını kahkahalarla güldüren Cem Yılmaz gibi bir adam bile kendilerine yaranamamaktadır.
90’lı yıllardan sonra Türk sineması komedi anlamında kaç tane önemli başarıya imza atmıştır da (Aklıma ilk gelen örnek “Her Şey Çok Güzel Olacak”. Bak işte, gene Cem!) Türk halkı Cem Yılmaz’ın işlerine bile burun kıvıracak kadar tatminsiz olmuştur? (Cem Yılmaz yaptı diye beğenmek zorundayız anlamına gelmiyor, lütfen yukarıda bahsettiğim yerlerimizle anlamayalım cümleyi) Geç komediyi, bugün Türk sineması diğer ülke sinemaları arasında nerede durmaktadır? Yer edinebilmiş midir? Ya saygınlık? Son dönemde uluslararası alandaki yeni yeni başarılarımız dışında, elimizde ne vardır? Türk sinemasında bugüne kadar üst düzey bir yaratıcılık örneğine rastlanmadığını söyleyen Oğuz Adanır haksız mıdır?
Peki o zaman, Türk seyircisi nelere gülmektedir, neleri beğenmektedir? Neyi yaratıcı bulmaktadır?
Anlıyoruz ki, 3-5 küfür barındıran A.R.O.G. sağ olsun iyice idrak ettik, Türk seyircisi günlük hayatta çeşitli türevlerini kullandığımız aynı küfürleri tekrar tekrar duymaktan zevk almaktadır.
Anlıyoruz ki, Arif karakterinin aksine(?) tamamen bizden bir karakter olan Recep İvedik, lafını(küfür) ve hareketlerini(el hareketi) sakınmadığı için komiktir. (Şahan’ı eleştirmiyorum burada yanlış anlaşılmasın. Bence pazarlama harikası olarak Türk sinema tarihine geçmesi gereken bir proje Recep İvedik).
Anlıyoruz ki, bir kısım son dönem Türk seyircisi göndermelerle falan kafa yormak istememektedir. Yalnızca gülmek, Cem’in de dalgasını geçtiği gibi gülerken düşün(dürül)mek istememektedir.
Anlıyoruz ki, diğer bir kısım Türk seyircisi engin bir sinema kültürüne sahiptir ki yapılan göndermeleri kavrayabilir; Cem’in bunları seyircinin gözüne sokmasına gerek yoktur (Enigma göndermesini anlayan bir adım öne çıksın Allah rızası için).
Anlıyoruz ki, komedi filmi yeterince seyirciyi güldürmemişse verilen tüm emek güme gitmiştir. Onca harcanan paranın, uğraşılan kostümlerin herhangi bir değeri kalmamıştır. Film amacını yerine getirememiştir, zira güldürememiş, eğlendirememiştir.
Anlıyoruz ki, elin adamlarının yaptığı teknik atraksiyonlara dibi düşen Türk seyircisi A.R.O.G.’taki efektlere tenezzül etmemektedir. Etse bile güldürme seviyesinin düşüklüğü nedeniyle geri planda kalmaktadır. Teknoloji gören masum Türk seyircisi için filmdeki animasyonun değeri yoktur. Onlar bir Jurassic Park, Star Wars görmüşlerdir sonuç olarak. Gülemedikten sonra efektleri nerelerine soksunlardır…
O zaman Türk seyircisinin derdi nedir?
A) Engin sinema bilgileri sayesinde yattıkları yerden her işi eleştirmeyi kendilerince haklı bulmaktadırlar. (Bak buna da gönderme var filmde. Hay Allah..)
B) Hayatlarında doğru düzgün yerli fantastik/komedi filmi izlememiş olmaları sebebiyle bu film kendilerine birkaç beden büyük gelmiştir.
C) Üzerlerinde, sinema konusunda büyük aşamalar kaydetmiş bir toplumun mensubu olmalarının getirdiği mağrurluk vardır.
D) Bokta boncuk aramaktadırlar.
E) Hepsi
İlla kıyaslama yapılacaksa da şahsen bu Cem Yılmaz şovunda G.O.R.A.’dan daha çok güldüğümü ve eğlendiğimi, salondaki herkesin de benim kadar gülüp eğlendiğini belirtmek isterim. Ulan kim o zaman bu bir boku beğenmeyen “son dönem Türk seyircisi”?
Demek ki neymiş? Gülmek için ille de birilerinin ana avrat düz gitmesi gerekmiyormuş. En azından bunu gösterdiği ve böyle bir projeye girişebilme cesaretine sahip olduğu için Cem Yılmaz’ı kutlar, genelleme yapma hakkımı saklı tutar, istisnalardan gelecek eleştirileri kaale almayacağımı eklerim.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|