Razorlight - Slipway Fires
Yandaki puana bakıp benim de Johnny Borrell'dan nefret eden herkes gibi ağzımdan tükürükler saçarak çemkireceğimi düşünüyorsanız yazı boyunca, size yemin edebilirim ki hepsini unutup sabırla dinledim albümü baştan sona objektif olabilmek adına.
Razorlight'la, aslında Razorlight'la değil Johnny Borrell'la genel olarak kendi grup elemanları da dâhil olmak üzere müzik dinleyen bütün insanlar arasındaki husumet kendi adlarını taşıyan ikinci albümün patladığı günlerden bu yana kartopu misali büyüyen bir hadise. İlk albümdeki hiç de fena olmayan brit rock'ın yerini alan tamamen söz merkezli, kolay dinlenen şarkılarının tutmasıyla -ki bunda Borrell'ın yazdığı dile dolanma konusunda 10 üzerinden 10 tam puanı hak eden şarkıların payını kimse görmezden gelemez- kendilerini dev festival sahnelerinde bulmaları bir oldu. Tabii herkesin de birer Alex Turner olmadığının canlı kanıtı olan Johnny'nin de egosu aynı hızla zirveye vurdu. "Razorlight dediğin grup benim.", "Pete beni köpek gibi kıskanıyor" (The Libertines'in eski basisti Yeti'nin de vokalistidir Johnny, bilmeyenlere benden trivia olsun) tadındaki sinir zorlayan açıklamalar ve hatta daha ötesinde gene Pete'i hedef alan şarkı sözleri, sahnedeki Julio Iglesias'ın tahtında (!) gözüm var dermişçesine hareketleri onu bir anda şişelerin hedefindeki adam haline getirdi. Zaten tam da o arada Pete Doherty Leeds Festival'ın backstage'inde kendisine kafayı gömerek hislerimize tercüman oldu. Kendisinden 11 yaş küçük ve 18'ine yeni giren Emma Watson'la olan hallerine hiç girmiyorum, Perez Hilton gayet başarılı o konuda. Tabii bu süreçte grup elemanlarıyla yaşadıkları dağılma, birleşme, dağılamama süreci de sanırım bütün bu olanların doğal getirisiydi.
Bu kadar magazin yeter. Aslında taa en başından beri Slipway Fires'ın başarısızlığı ya da kötülüğü beklenen ve beklenmenin ötesinde ellerin açılıp olması için dua edilen bir şeydi. Eminim ki taş gibi bir albüm gelse de basın yine de albümü itin götüne sokmaktan çekinmeyecekti ama işleri oldukça kolaylaştırmış grup. Müzikal anlamda bir şeyler vermek yerine, aynen ikinci albümdeki gibi söz merkezli yakalayıcı şarkılar yakalamaya çalışmışlar. Yazan adamın mantalitesi "Kralım ben be heeeyt! Ne yazsam tutar" tadında olunca müzik klasik pop/rock piyasasında tarihin en kötü 10 şarkı sözü listesine tepeden girecek en az 2 3 şarkıyla birlikte gelmiş albüm. Örnek vermek gerekirse North London Trash, komik olmasının ötesinde acınacak sözlere sahip. I've got a hot-bodied girlfriend, who makes the cameras flash! She helps me to spend my cash..." diye gidiyor şarkı. Açın, dinleyin keyfiniz gıcırdasın. Bunun dışında 6 numaralı Stinger ise benim dikkatimi çekebilen tek şarkı oldu. Debut single'ları Wire to Wire bile bitse de gitsek havasındayken çok da bişey beklememek lazım zaten.
Toparlasam iyi olur artık. Razorlight için kendim ettim kendim buldum tadında bir albüm olmuş Slipway Fires. kimseden 4 puanın üzerinde bir şey de alamamışlar zaten. Umarım "Zamanın ötesinde müzik yapıyorum bir gün anlayacaklar" gibi aforizmalar yaşatmasından çok ayaklarının yere basmasına yardımcı olur bu kocaman puntolarla yazılmış zayıf notlar.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|