Luella

Öncelikle, inanın bana moda sayfamıza Luella’yı taşımakta neden bu denli geç kaldığım hakkında en ufak bir fikrim yok. Her moda haftasında özel olarak takip ettiğim bu ismi nasıl olur da atlarım, çok üzgünüm. Ama sonunda kırmızı halı ve bando ekibi ile Luella Bartley ve onun Luella adı altında, sanki kendim yapmışım kadar benimsediğim koleksiyonları ile buluşturuyorum dergimizi ve siz değerli okuyucularımızı efendim. Evet, elbette aranızda bilenleriniz var, tamam hatta çoğunlukta. Fakat şimdi hem marka, hem de onun başarı ikonu yaratıcısı ile ilgili biraz dedikodu yapacağız. Evet, toplanın bakayım şöyle yamacıma.

Şimdi, Dazed& Confused ve Vogue(British) dergilerini bilmeyen yok. Bartley sağlam bir İngiliz ve kendi kökeninden olma her iki dergide de moda yazarı olarak ‘moda’ kariyerinin başlangıcı için çok sağlam bir adım atar. Ta ki bir gece yakın arkadaşlarının onu moda tasarım konusunda ikna edene kadar. Ve akabinde bizi şaşırtmayan bir şey olur: Central Saint Martins, başarılarla dolu kariyere sahip olacak bir tasarımcı adayına daha kollarını açar.(burada Grup Vitamin’in o ünlü parçasının ezbere bilinen nakarat bölümü geliyor aklıma…)

Mezuniyetinin ardından 1999 yılında ‘Daddy, I Want A Pony’ adını verdiği ilk koleksiyonu bir arkadaşının evinde tanıtılıyor. (Not: Biraz magazin evet ama kesinlikle ilginç bir anekdot. Luella Bartley’in o zamanlardaki ev arkadaşı Justine Frischmann. Justine, önce Suede’den Brett Anderson’ın ama sonrasına Blur’den sevgili Damon Albarn’ın uzatmalı sevgilisi. Hatta ‘13’ albümünde ki çoğu parça Justine hakkında. Hatta Coffe& Tv onunla ilgili olmayan tek şarkıdır dersem?)Evet, asıl kahramanımız Luella’ya geri döndüğümüzde, bu ev arkadaşlığının onun yükselmesinde belki de az da olsa etkisi olduğunu düşünebiliriz. Yani en azından daha şanslı kılıyor insanı, öyle değil mi? Mesela, 2000 yılında Londra Moda Haftasında sergilediği ve ‘Daddy, Who were the Clash?’ olarak adlandırdığı koleksiyonunu izleyenlerin ön cephesinde kim var dersiniz? The Clash ve Kate Moss. Ve bu koleksiyon yılın en fazla ses getiren olayı oluyor.

Londra Moda Haftasına girip de çıkmak yok artık… Bartley, giderek daha çok tanınıyor. Bartley, çantaları ile nam salmış ünlü İngiliz markası Mulberry için ‘Luealla’adı altında çanta tasarlıyor ve o yıl en fazla satılan Mulberry modeli bu oluyor.

Bartley’in ünü sadece İngiltere ile sınırlı değil elbette başta Amerika olmak üzere dünya çapına yayılmaya başlıyor.

Peki, onu bu denli sevilir kılan nedir? Stil: Made in England 100% olabilir mi acaba? Onun kendine özgü ve tipik bir müzik aşığı İngiliz olduğunu yansıtan tasarımları özellikle gençleri ve de aslında genç kalmayı sevenleri kendisine hayran bırakıyor.(Bknz: Sienna Miller, Kate Nash, Lily Allen, Gwyneth Paltrow,Chloe Sevigny…)O ünlüleri giydiriyor; bu da onu İngiliz semalarının en yükseğinde tutuyor.

Luella Bartley, bu yıl ise bir başarıya daha imza atıyor. ‘British Fashion Awards’ ‘yılın en iyi tasarımcı Ödülü’ Luella’ya gidiyor!

Resimlere baktığımızda açık bir şekilde göreceğimiz gibi, onun tasarımlarında buram buram kokan şey ‘İngiltere’ . Luella İngiliz tarzının güçlü bir örneğini teşkil ediyor. Ve yaratıcısı ona yaramaz bir kız çocuğu ve birazcık da muzip bir hava katıyor. İşte sonunda ortaya her yeni koleksiyonu ile yepyeni fanlar kazanan harikulade ve en önemlisi tamamen giyilebilir tasarımlar çıkıyor.

Luella’nın benim şimdiye kadar ki en favori koleksiyonu ise, ilkbahar/ yaz 2008. Bence siz dergimiz okurlarımızın da favorisi olmaya aday… Bu koleksiyonda ‘çizgifilmvari’ ve biraz da ‘geek’ olarak adlandırabiliriz. Fazlaca kullanılan çiçek desenleri, yarasa kollar ve kıyafetlerde kullanılan yarasa detayları, bebe yakalar, şifon, tafta, ekoseli pamuklu kumaşlar, kat kat pililer ve pastel renkler, işte bu koleksiyonu dayanılmaz kılan detaylar.

4 5 6

7 8 9

Sevdiniz değil mi? Öyleyse sizlerle bu sezon sevgili Luella bizim için neleri uygun görmüş gelin göz atalım. Eh, sonrada kendi halimize uyduralım:

Pöti kare desenler elbette ki gözümüzden kaçmıyor. Ne de olsa o, bu kış sezonunun gözbebeği kendileri. Luella, Noel ve yılbaşı durumlarını unutmamış olsa gerek ki, yapımında taftayı tercih ettiği siyah, tozlu pembe, asker mavisi mini elbiseler koleksiyonun baş tacı olmuşlar. Gri, bordo ve kahverengi çoraplarla sonbaharı şıklığını yansıtan renkler ise bu koleksiyonun parlamasının bir hayli büyük sebepleri.

4 5 6

7 8 9

Geleceğe gidiyoruz, öyle çok uzaklara değil, hepimizin şu soğuk kış günlerinde ah bir yaz gelse dediğimiz, önümüzdeki ilkbahar yaz sezonuna bir göz atacağız sadece.

6 5 4

9 8 7

Omuzlar fora! Artık biliyoruz mini elbiseler Luella’nın bir vazgeçilmezi. Bu tek omuzdan şifon ile sağlanan askı biçimi, koleksiyonun göze batan detayı. Çiçek desenleri, kat kat ve asimetrik pililer, ceket pantolon takımlar, turuncu, leylak, pembe, yeşil ve tabiî ki gri gibi bahar kokan renklerle hareketleniyor.

Luella aynı zamanda çanta ve aksesuarları ile de biliniyor. Hatta önümüzdeki sezonda kullandığı inci kolyeler oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Aynı koleksiyondaki ayakkabılara da dikkat lütfen… Kalp desenliler favori olmaya çoktan aday. Ve çantalar hepiniz onlara sahip olmak isteyeceksiniz.

Luella Bartley 3 çocuk annesi, fotoğraf sanatçısı bir eşe sahip ve Cornwall’da gayet sakin bir hayat yaşıyor. Bunca başarı ve ün onun mütevazı hayatından hiçbir şey değiştirmemiş. Hem kariyer hem çocuk… Ne dersiniz gerçekten de takdir-e şayan değil mi?

Luella Bartley her türlü övgüyü hak ediyor. Onun hakkında söyleyebileceğim çok fazla şey var ama sizleri daha fazla yormak istemiyorum. Bitmek bilmeyen bir yazı olduğunu düşünmenizi istemiyorum elbette.
E, öyleyse, Luella sonbahar/kış 2010 koleksiyonu ile geri döneceğim. Beni bekleyin anacıııım.

Luella seni seviyoruuuuz!





Anasayfa>>
Moda Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010