Les Amants Criminels – Katil Aşıklar
Francois Ozon durulmadan, erken olgunlaşmadan evvel delişmen bir yönetmen, yaramaz bir çocukmuş anlaşılan. Tamam olgunluk dönemi eserleri “Sous le Sable” ve “Swimming Pool” filmlerinin hayranıyız gene ancak gördük ki kendini kaybeden bir Ozon hiç de fena değilmiş. Bu filme düz bir okumayla “a twisted fairy tale” demek de mümkün, hatta iyicene azıtıp, sapkın bir masal diye yorumlamak da. Dosdoğru bir sinemasal yaklaşımla elbette filmi tutup “Bonnie and Clyde”, “Badlands”, “Natural Born Killers” gibi aşık manyaklar ve hatta “Deliverence”, “Straw Dogs” gibi ormanlık alanda şiddet filmlerine yakın bulmak ve onlar üzerinden izlemek de mümkün. Her iki durumda da filmin anlatmaya yeltendikleri zevkle izlenecek cinsten.
Filmimizin kahramanları hakkında bildiklerimiz ilkin ne kadar çekici olduklarıyla ilgili; Alice ve Luc cinsel anlamda çok da iyi anlaşamadıklarını pek düşünemiyoruz bile. Alice'in fettan, cazip, ilgi çekmesini bilen müthiş bir elektirik yayan halleri karşısında Luc daha çocuksu olmakla birlikte kesinlikle etrafındaki elektriğin farkında. Alice'in ilgisi kendisiyle henüz yatamadığı Luc'tan ziyade Said isimli bir diğer delikanlıya da yönelik elbette. Onun silüteini defterine çizerken, onunla koridorda seks yapmak üzerine konuşup oynaşırken görüyoruz Alice'i. Alice kesinlikle filmimizin cazibe noktası, o erkekleri elinde oynatmayı erkenden öğrenmiş bir kadın. Luc ve Alice'i sürekli Said'i izlerken, onu takip ederken görmekteyiz, Said'le Alice'in buluşma planlarını Luc'un bildiğini de öğrenmekteyiz ve de iki sevgilinin en sonunda Said'i tuzağa düşürüp öldürmeleri ile niyetlerini daha raht kavrıyoruz. Karakterlerimiz üzerlerindeki kanı birlikte duşa girerek temizlediklerinde, bir alış veriş merkezinde yürüdüklerinde onların cazibelerine kapıldığımızın farkındayız. Yönetmen açıkça bizi şiddetin cazibesine yöneltiyor.
Said'i gömme yolunda ormana giren ve ormanda kaybolan gençlerimizin hikayesi bir anda Hansel ve Gratel öyküsüne doğru yöneliyor. Ancak bu arada karakterlerimizin birbirlerine olan tavırlarındaki soğukluk göze çarpıyor; Luc'un öfkesi ve Alice'in umarsızlığı. Aralarındaki muhteşem uyumun (mesela birlikte duş aldıkları zamanki) yok olduğunu da görüyoruz. Aslında geri dönüşlerle öğrendiklerimiz de bize yardımcı oluyor; Alice ve Luc'un aslında cinsel olarak uyumlu olmadıklarını, Luc'un iktidarsızlık sorunu çektiğini ve bu cinayeti baştan aşağı bir yalan üzerine kurup planlayanın Alice olduğunu öğrendiğimiz andan itibaren Alice (kadın) şeytan, Luc (oğlan) ise melek. Gerçekten de Luc'un sarı saçları, beyaz teni, çocuksu ve yumuşak çizgileri baştan aşağı masumiyet naraları atmakta. Alice'in yalan söyleyerek kandırdığı Luc'un Alice yönelik öfkesi bu sayede daha rahat anlaşılabiliyor. Ardından iki sevgilinin boş zannettikleri bir evde bir orman adamı tarafından tutsak alınması ile filmin kötü cadısı kendini belli ediyor. İki sevgili mahzene tıkıldıktan sonra erkeğin gücüne tabii oluyorlar. Bir iki gün sonra erkek, oğlanı mahzenden çıkarıp beslemeye başlıyor. Boynuna astığı zincir tasma ve iplerle kontrol ettiği oğlanla bir efendi-köle ilişkisi kuran erkek, kızı (kötü/şeytan olanı) mahzende kapalı tutmaya devam ediyor. Kızın ara ara oğlana mahzenden emir vermeye çalışması, onu çeşitli şeyler için ikna etmeye çalışması, erkeğe takılıyor.
En sonunda erkek ve oğlan arasındaki efendi-köle ilişkisi, sado-mazoşist oyun tam anlamıyla cinselliğe kayıyor ve de Luc, Alice ile yakalayamadığı cinsel uyumu bu garip ilişkide yakalıyor. Elbette Luc kendini bu erkeğe tam olarak sunduktan sonra Alice ile birlikte kaçmayı başarbiliyor. Doğru yolu seçen ve Alice'i de kurtarabilen Luc, Alice ile de Disneyvari bir orman manzarasında (tavşanlar, karacalar vs) beraber oluyor. Ancak bu cennetmekan sevişme en nihayetinde polis baskını ile son buluyor ve de Alice(şeytan) bu vahşi doğanın içinde yok olurken(vurulup ölüyor) Luc hayatta kalıyor ve yakalanıyor. Said'in cesedini eve taşıyan orman adamının da polis aracına sokulduğu anda Luc'un “O masum” çığlıkları pek bir işe yaramıyor.
Filmin bütün konusunda ve mekan kullanımlarında var olan anlatımcılık ve de göndermeler Ozon'un kışkırtıcı ve baştan çıkarıcı hikaye anlatma isteği ile bir bütün oluyor. Oyuncularının fiziksel özelliklerini de (özellikle Jeremie Reveigne'nin) kullanabilen yönetmen açısından film tam anlamıyla bir başarı. Elbet daha sonra başka başka baş yapıtlar koydu Ozon ama delişmen döneminin bu en iyi işini görmemek olmaz.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|