Mischen
Başka sularda ne kadar yüzmeye çalışsam, yeni bir tat, tutunacak bir dal arasam da nafile; Avrupa modasından vazgeçemediğimin ve vazgeçemeyeceğimin bilincindeyim. Fakat yine de ara sıra karşıma çıkan değişik etkileşimler, iki öğün arasındaki aperatif misali hafif tatlarıyla ilgi çekici olabiliyorlar. Diyeceğim o ki, bu hafta da ‘European style’ obsesyonumdan biraz da olsa uzak kalmak adına, değişik kültürlerden değişik lezzetleri bünyesinde toplayan, ‘detaycılık’ ve ‘romantizm’ öğeleri taşıyan ve İngilizce anlamı ‘to mix’ olan ‘Mischen’ markasının harikulade koleksiyonunu konuk etmekteyiz efendim.
Aslen Kanadalı olan Carla Knapp, Kanada’nın kısıtlı moda anlayışından sıkılmış olacak ki, liseyi bitirir bitirmez lokasyonunu eğitim amaçlı olarak Almanya’ya taşır. Ardından grafik sanatı ve tipografya alanlarında kendisini geliştirmesinde büyük payı olan grafik sanatçısı Aaron Knapp ile evlenir ve moda tasarımı okumak üzere ‘Art Institute Of Seattle’ın yolunu tutar. Daha sonra özgürlükçü moda anlayışına hayran olduğunu belirttiği New York’a taşınır ve çalışmalarına burada devam eder. New York’ta bulunduğu sürede, ‘Jill Stuart’ ve ‘Paper Denim & Cloth’ gibi isimlerle çalışma fırsatı yakalar ve bir-iki senelik deneyim kazanma sürecinden sonra kendi markası ‘Mischen’i kurmaya karar verir.
20’lerin ve 50’lerin stilini iyice hatmetmek adına New York’un ‘vintage shop’larını talan eden Carla, edindiği bilgiyi koleksiyonlarına ustalıkla yansıtmayı başarmış görünüyor. Tasarımlar incelendiğinde, eskilerden gelen bir esinti yakalamamak elde değil. Modern ve vintage öğeleri harmanlayarak feminen bir şekilde tasarımlarına işleyen Carla, kullandığı birinci sınıf kumaş ve dikiş teknikleriyle de dikkatimizi çekiyor. Elbiseleri kombine ederken kullandığı, dünyanın dört bir yanından toplanan -çoğu el yapımı- aksesuarlar da bahsedilen ‘romantik’ havayı yakalamada oldukça yardımcı olmuş.
Renk seçimlerinde mümkün oldukça sadeliğe önem veren Carla, bu takdire şayan davranışı sayesinde dikkatimizi çekmek istediği detaylara odaklanmamızı da kolaylaştırmış bulunuyor. Beyaz ve siyahın ağırlıkta olduğu tasarımlar, günün her saati kullanılabilir olmaları gibi fonksiyonel bir yöne de sahipler. Ayakkabılar da tasarımlarla uyum sağlamak açısından oldukça başarılılar. Zekice tasarlanmış bu ayakkabıları sade, desensiz çoraplarla süslemek de yine ‘vintage’ duruşuna güzel bir gönderme olmuş.
2006’dan bu yana dört koleksiyon sergileyen Mischen, ilk büyük şovunu bu seneki New York Moda Haftası’nda sergileme fırsatı bulmuş. Nordstorm, Fred Segal Flair, Intermix ve Harvey Nichols mağazalarında rastlama fırsatına sahip olduğumuz Mischen koleksiyonları, ‘vintage severler’e modernize edilmiş bir tat olarak ilham kaynağı olabilir. Bir göz atmadan geçmemenizi tavsiye ediyorum efendim…

Anasayfa>>
Moda Bölümü>>
|