Bangkok Dangerous – Zor Karar

Erkek bunca yıllık evrimi ve gelişimi sonucunda bu noktaya gelmiş olsa da halen içinde şiddeti olgusunu taşıyor. İnanın ne yaparsak yapalım bu his bir şekilde ortaya çıkıyor, bir şekilde sakinliğimizi bastırıyor. Atalarımız bile söylemiş “At avrat silah”. Ne yaparsak yapalım biz bu kavramlara sempati duyuyoruz. Bu güdümüzü bir takım bireysel sporlara aktaran bireyler çok iyi yapıyor. Bireysel diyorum zira birbirimizi kırıp dökebileceğimiz spor türleri durumu körüklüyor. Spor olmazsa filmler de iş yapıyor. Erkek olmanın bedeli ve sonucu olarak içinde şiddet olan “Vurdulu/Kırdılı” filmler hoşumuza gidiyor. Ben konuya girişi niye bu kadar geniş aldığımı düşünedurayım siz filmle ilgili yazıya geçin.

Nicolas Cage son zamanlarda popülaritesi artan bir oyuncu. Bunu Imdb’de yer alan, şu anda çekilmekte olan filmlerinden anlamak mümkün. Ben de severim kendilerini, özellikle Marvel karakterlerini canlandırmadıkça problem yok. Cage, tek başına bir filmi götürebilen bir aktör. Bu sefer değişen tek şey kiralık katil olarak izleyeceğiz. Bu rolün altından güzel kalktığı için bence bu adam popüler olmayı hak ediyor.

Bangkok Dangerous (Zor Karar) – Bu filmlerin isimlerini kim Türkçeleştiriyor bir bilsem ellerinden öpeceğim- isminden de tahmin edebileceğiniz gibi çoğunluğu Bangkok’ta geçen bir film. Esas oğlan Joe, kiralık bir katildir. Kendisi için koyduğu kuralların dışına çıkmaz ve hayatını bu şekilde devam ettirir. İşini ciddiye alır, acımasızdır ve başarılıdır. Filmde romantik bir akşam yemeğinin samimiyetinden, suyun dibinde can çekişen bir adamın çırpınışlarına kadar ilginç sahneler izleyeceğiz.

Yaptığım yüzde yüz bilimsel araştırmaların sonucunda, 10 yıl önce benzer bir hikâye ve aynı isimle filmin çekildiğini gördüm (Keşke zor bir şey keşfetmiş gibi konuşmasam). Önce bir “yeniden çekim” ile karşı karşıya kaldığımı düşündüm daha sonra araştırmaları derinleştirdiğimde öyle olmadığını, senaryonun aynı adam tarafından günümüze uyarlandığını keşfettim. Önceki filmi bilmem ama benim izlediğim gerçekten seyre değerdi. Her ne kadar sonunda içinizde bir burukluk bıraksa da bu filmi beğenmeme engel olmadı.

Hazır yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim. Böyle bir film ülkemizde de çekilsin. O kadar curcunaya rağmen insan Bangkok’a gitmek istiyor. Şu anda bile içimden o yerleri şöyle bir gezmek dolaşmak geçiyor. Hatta böyle filmler Türkiye’de çekilsin başlıklı bir sempozyum düzenlensin. Konuşmacı olarak da Jackie Chan çağırılsın. Yeni filmi ile Clive Owen da konukların arasına dâhil edilebilir. Yazının son paragrafına geçiyorum.

Her ne kadar film böyle bir mesaj vermese de bence “kurallara uymalı, uymayanları uyarmalı” diyorum. Sonuçta her şey farklı olabilirdi. Bu arada suyun kenarında çekilen son sahne beni bitirdi. Tam bu filmin devamı gelmez herhalde diye düşünürken “dank” etti. Ne diyelim yapımcılar açık kapı bırakmayı seviyor.



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010