The Cure - 4:13 Dream
Gruplar için albüm çıkartma dönemi genelde iki yılda bir şeklinde vuku bulur. Hani şu ana kadarki tüm gruplar için bir istatistik falan yapılsa sonuç iki yıl gibi bir şey çıkar eminim. Tabii burada stüdyo albümlerinden bahsediyorum. Bunun böyle olmasındaki en büyük etkenlerden biri ise sanırım, bir yıl albüm çalışmaları, bir yıl ise albümün turnesinin sürmesidir.
Lafı bu giriş paragrafından esas konuya bağlayacağım, yani yılların eskitemediği bir grup; The Cure’a. Grup 1992’ de çıkarttıkları Wish albümünden bu güne albüm çıkartma periyodunu iki katına çıkartıp, sevenlerine büyük bir sabır testi uyguluyor. Sabreden The Cure hayranları ise her seferinde şahane kayıtlarla karşılaşıyor şüphesiz.
İşte son The Cure son albümü 4:13 Dreams; Robert Smith ve ekibi albümü henüz çıkarttı ki grubun 13. stüdyo albümü niteliği de taşımakta bu kayıt. Öncesinde 33 şarkı ihtiva eden iki disk şeklinde oluşması beklenen albüm; işlerin planlandığı gibi gitmemesinden mütevellit, tek kayıt olarak raflardaki yerini aldı. Ki burada şahsi fikrimi de belirtmeden geçemeyeceğim, oldum olası çok şarkılık iki diskten oluşan albümleri sevmemişimdir. Neden derseniz çok fazla şarkıya yoğunlaşmak cidden zor bir iş ve albümden alınan zevki de epey bölüyor gibi düşünüyorum.
The Cure; ülkemizde epey tanınan bir grup, fakat The Cure ‘ u tanıyanların çoğu grubu Love Song’ dan ibaret sanmakta maalesef. Veya hadi biraz daha genişletelim Boys Don’t Cry ve Friday I’m İn Love gibi eğlenceli şarkıları da bilir bu kitle. Nedeni de tabii ki yıllar yılı bu şarkıların barlarda bilumum gruplarca coverlanmasıdır. Hatırlayın Rock N coke 2005’ i; The Cure 3 saatlik bir şov sergilemesine rağmen oraya sadece Love Song’ u dinlemeye gelenler büyük bir şaşkınlığa sürüklenmişlerdi. Çünkü sahnede Disintagration’ ın, Pornography’ nin veya Bloodflowers’ ın en karanlık şarkıları seslendirilmekteydi ki bu o akıllarındaki The Cure tanımına hiç de uygun bir durum değildi. Aslında The Cure’ u Cure yapan paragrafın girişindeki 3–4 şarkı değil bizzat bu albümlerdeki karanlık gitar sound’uyla bezenmiş şarkılardı.
İşte son albüm 4:13 Dream ise yine ‘gerçek’ The Cure fanları için bir albüm. Dört yıl beklemelerinin karşılığını gayet güzel bir albümle aldılar, aldık. Gerçek The Cure hayranları için diyorum çünkü bu albümde de yine o eski kayıtlarındaki sound’ un etkisi hâkim. Misal giriş şarkısı Underneath the Stars, yankılı Robert Smith vokalleri ile ve davulların ritmiyle bize yine o Disintegration’ daki gotik pop havayı hemen hissettiriyor. Hemen ardından gelen The Only One- ki ilk single-, eğlenceli gitar melodisiyle insanı bir anda dans ettiriyor. Keza Freakshow da öyle. Sanırım The Cure’ dan şu ana kadar dinlediğim en farklı şarkı Freakshow’ dur, partilerde çalınası bir şarkı. Son olarak ise Hungry Ghost şarkısı şahsımca albümün iyilerinden sadece birisi..
Aradan yıllar geçmesine rağmen hala Robert Smith ve ekibinin böylesine güzel işler ortaya çıkartması cidden takdir edilesi. Bizlere düşense bu güzel albümü alıp uzun bir süre playlistlerimizden eksik etmemek. Umarız bu uzun süre bu sefer dört yıl olmaz.
Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|