Exotica
Atom Egoyan sineması ne yazık ki Türk izleyici ile sorunlu bir sinema; gerçi mesela başyapıtı olan “The Sweet Hereafter” filmi Siyad üyelerince gösterildiği yılın en iyi yabancı filmi seçilmişti ama o meşhur “Ararat” filminden beri Atom Egoyan ismi türk izleyici için pek de duyulası bir isim olmadı. Oysa Egoyan, modern zamanlarda tragedyalar anlatmayı seven ve de şu günlerde pek de meşhur olan içiçe geçmiş hikayeleri anlatan tek bir film tekniğinin ilklerinden ve en sade, en gösterişsiz temsilcisidir. Kanadalı yönetmen tüm dünyada elbette “The Sweet Hereafter” ile anılacak her zaman ama, Egoyan'ın ondan önceki başyapıtını da burada anmak lazım.
Nedir Egoyan sinemasının tragedyaları? Elektra, Oedipus, Kassandra, Agamemnon... Egoyan modern bireyin yalnızlığı ve bu yalnızlıkla mücadele edebilmek için cinselliğe, hatta tabu olan cinselliğe-yani enseste- sığınmasını anlatır. Onun filmleri modern toplum içindeki bireyin yoldan çıkışlarını, dramını, acılarını aktarmaktadır. Bu halde hatta “Ararat”ta bile bir toplumsal trajediyi bireysel bir trajediye, modern toplumlarda bireyin yalnızlığına dönüştürebilmekteydi.
Egoyan bu sefer bize bir metropolden sesleniyor. Farklı insanların bir araya geldikleri yerse bir striptiz kulübü. Bu klübün liseli genç kız kıyafeti ile sahne alan dansçısı, o dansçıya tutulmuş olan DJ, DJ'in hamile karısı, kaybettiği kızını bu striptizci kızda arayan bir mali denetçi, bu denetçinin uğradığı pet-shop'un bastırılmış eşcinsel sahibi... bütün bu farklı insanların striptiz kulübüne gelmesi ve bastırdıkları tutkularının gün yüzüne çıkması elbette Egoyan sinemasının anlatmayı sevdiği öyküye uygun bir kesişme.
Kızını bir arabada kaybeden adamın, bu striptiz kulübünde huzur araması ve kızına benzettiği striptizciyle yakınlaşmaya çalışması, pet shop sahibinin opera bileti için azcık taciz edilmeyi göze alan istekli izleyicileri tavlamaya çalışması, DJ'in her akşam “Everybody Knows” ile sahneye çıkan aynı striptizci kızı kıskançlıkla ve tutkuyla sevmesi işte hep bu yalnızlaşmış insanların samimiyet, temas, sıcaklık arayışlarının yansıması. Bu yönüyle filmin Atlantik'in öte yakasından gelen bir muhteşem filme; Patrice Cherau'nun Altın Ayı kazanan başyapıtı-ve benim çoook sevdiğim- Intimacy'e paralellik taşıdığı söylenebilir. İnsanoğlu, başa çıkamadığı sorunları yüzünden alkole, uyuşturucuya ve daha pek çok bağımlılığa vurabilir sonuçta. Bunun delice bir tutku olması, yalnızlığından kaçabilmek için başka bir tene ihtiyaç duyması, metropol kalabalıklarında insanların yalıtılmış bir hayat sürmelerinden öte bir gerekçeyi barındırmıyor. Aslında anlattığının modern bir tragedya olduğu doğru; büyük felaketler ve günah addedilen tabu cinsellik... Eski Yunan'da sık sık karşımıza çıkan ve de ağır bir tanrısal cezayı gerektiren suçların anlatıldığı o tragedyaların aktardıklarından çok farklı değil hani; bu büyük trajedi ya bir okul otobüsünün kasabanın bütün çocuklarını öldüren bir kaza geçirmesidir, ya Ermeni Soykırımı'dır, ya kızını kaybedip onun benzerine cinsellikle karışık bir tutku beslemektir... Çocuklarını kaybeden, savaşlar geçiren ve tanrısal günahlara kapılan insanların öyküleri daha evvel sözünü ettiğimiz Kassandra'nın, Agamemnon'un, Elektra'nın, Oedipus'un trajedisidir. Bunları alıp modern dünyaya uyarladığınızda ise Atom Egoyan'dan dinlersiniz aynı öyküeri.
Yalnız insanların cinselliğe sığınma hikayelerinde elbette en çok hatırlanan sahne Leonard Cohen'in kehanet dolu şarkılarından olan “Everybody Knows”un kullanıldığı striptiz sahnesi. Winterbottom “I Want You” veya “9 Songs” ile aynı şeyi denemiştir, popüler şarkıları cinsellik içeren sahnelerde kullanmak, daha sonra, Atlantik'in ötesinden şaşırtıcı bir cevaptır bunlar. Öte yandan filmin oyuncu kadrosunu herhangi bir diğer Egoyan filminde de çok da değişmeden bulabilirsiniz. Karizmatik yüzü yeterince iyi kullanılmamış-ve şu an yaşlanıp, çirkinleşmiş olan- Elias Koteas, Bruce Greenwood, Don Mckellar ve Mia Kirshner gerçekten iyi iş çıkarmışlar ancak filmdeki önemli rollerden birini kapmış olan Arsinée Khanjian'ın donuk yüzü, kulak tırmalayan aksanı, hareketsizliği gerçekten can sıkıcı. Sonuç olarak ortada aman aman diyebileceğimiz bir performans yok, üstelik film Egoyan'ı tanımak için özel bir istek duymayan izleyici için eminim sıkıcı ve dümdüz gelecektir. Özel bir ilgi, alaka gerekiyor bu film için. Yavaş yavaş anlattığı hikayedeki dramı kaldırmak istemezseniz epey sıkılacağınızı söylemek zorundayım. Öyleyse bu filmi sadece Egoyan'ın anlatı dünyasına girmek isteyen izleyiciye önermeli.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|