
|
Erol Alkan Röportajı
Konsere yakın bir tarihte Erol Alkan ile mailleşmeye başlayarak, kendisinden röportaj için sözümüzü almıştık. Erol sahneye çıkmadan önce daracık bir vakit içinde teker teker röportaj vermeye başlamıştı. Röportaj sırasının bize gelmesini heyecanla beklerken içeri giren çıkmıyor, haliyle vakit de su gibi akıp gidiyordu. Sıra bize geldiğinde inanması güç bir vakte sahiptik ve elimizde kendisine sormak için hazırladığımız on adet ciddi, on adet geyik sorumuz vardı. Eğer konser öncesi bu röportajı yapamasaydık, kendisi sahnedeyken Reset! diye pankart açacak, bir de konser sonrasını deneyecektik... İtiraf ediyorum; sahne alma vakti çok yaklaştığı için bize verilen üç dakikalık zamanı birazcık da geçirerek ortaya çıkarttığımız bu röportajda Erol Alkan’ın verdiği uzun cevaplar, içki ikramı, sıcak tavırları, itirafları, bizleri mest etti. Mesela, Late Of The Pier’e albüm kayıtları sırasında birçok Türk şarkısı ve Orhan Gencebay dinlettiğini, küçükken bir Turkish saykodelik metal grubu olduğunu biliyor muydunuz? Bu arada bizlere backstage’de yardımcı olan herkese tekrardan teşekkürlerimizi iletirken, güzel de bir iş çıkarttığımıza inanıyoruz. Buyrun bir de siz bakın.
Erol Alkan'la röportajım, OttoSantral' in Pr işleriyle ilgilenen Simge Hanım' ın içeri girip 3 dakikamız kaldığını söylemesiyle başlıyor.
Şimdi 3 dakikada ne yapsak diye düşündüm tabi önce bir;
- 3 dakika boyunca Ab Flex ile karın kaslarımı güçlendirebilirim
- Arkamda duran Votka şişesinden 3 ila 4 arası votka-portakal yuvarlayabilirim filan gibi gereksiz düşünceler geçti aklımdan da sonra çabuk savrulup röportaja hemen başladım.
Erol'un da dünya tatlısı bir insan olması sonucu 10 dakikaya kadar uzadı ve neler anlattı bize, ne kadar da doluymuş şu Erol Alkan dedikleri yahu !
Dou: Başlangıç olarak İstanbul’a şu anda en az yarım düzine gelmiş bulunuyorsun, Londra için yazdığın turistik rehber kitabı (Londra'nın en iyi Hint restoranından tutun da plakçısına kadar anlatan bir yazı) hazırlamıştın, İstanbul’da da öğrendiğin yerler ya da sevdiğin yerler oldu mu ?
Erol Alkan: İstanbul’daki yerler?
Dou: Evet
Erol: Hiçbir fikrim yok gerçekten.
Dou: Oh, mükemmel bir giriş yaptık, neyse o zaman ben hemen garip sorularıma yöneliyorum, Pepsi mi Coca Cola mı?
Erol: (Bir iç geçirdikten sonra) Daha önceleri Pepsi'ydi. Bu seneye kadar günde birkaç litre Pepsi içerdim, bu sene toplasan 3 kutu Pepsi filan içtim. Cola da hiç içmedim.
Dou: Gurur duyuyorum seninle Erol.
Erol: Teşekkürler
Dou: McDonalds mı Burger King mi ?
Erol : İkisi de değil
Dou: Tam benim kalemimden adamsın Erol.
Erol: (Gülüşmeler, sakalaşmalar )
Dou: Forum’larınızda en nefret edilen insan Steve Aoki. Herkesin küfredip; yeteneksizlik, hırsızlık ve özentilikle suçladığı bu deejay hakkında var mı diyeceklerin, yoksa forum her zaman haklıdır mı diyorsun ? Benim şahsi görüşüm tamam belki çok ileri görüşlü bir müzik adamı olmayabilir ama Amerika'da IQ seviyesi 70 olan insanlara elektronik müziği öğretti. O yüzden ben saygı duyuyorum açıkçası.
Erol: Steve Steve Steve. Steve'le arkadaşız zaten. Çok tatlı bir adam. Neden Steve'in öyle olduğunu anlamak için LA' e gitmeniz lazım. LA bir Londra veya Paris değil.
Dou: Steve'siz LA'e LA demem ben.
Erol: Ben de demem. LA' de hala insanlar minimal dinliyorlar.
Dou: Burada da maalesef dinliyorlar. Popof gibi bir minimal da değil, hapçı minimali.
Erol: Ciddi misin?
Dou: Evet ve bunu konuşmamız iyi oldu sana da şunu soracaktım, İstanbul tabii ki bir Paris veya Londra değil ama yine de bir şekilde elektronik müzik 'scene' i yok. Ne yapabiliriz bu konuda? Sen bir sürü işin ustası bir insansın, öğüdünüzü bekliyoruz Erol Bey?
Erol: (Sarkastik Erol Mode: ON ) Belki daha çok konserler organize etmelisiniz, bir sürü deejay getirin, kendiliğinden gelişecektir zaten.
Dou: Hafif iğrenç bir soru soracağım ama, evli olduğunu biliyoruz. Bütün hayatın boyunca başka ülkelerde turdasın ve groupieler olsun, sarhoş afterparty'ler olsun, sen ve eşin bunu sorun ediyor musunuz ?
Erol: Ben afterparty'lere genelde gitmiyorum. Sabahın köründe zaten başka bir ülkeye uçağım olduğundan direk otelime gidip uyuyorum. Onun dışında gerçekten doğru insanla evlendiysen zaten dünyanın en iyi groupiesini de getirsen bakmazsın.
Dou: İşte beklediğimiz cevap. O zaman bir tane daha patlatalım; İsveçli kızlar mı, Hollandalı kızlar mı?
Erol: Mmmmmmmmm.
Dou: 'Off the record' olabilir bu soru.
Erol: Yok yok.... Kesinlikle Isveçli.
Dou: Reset! olarak yeni bir Late of the Pier röportajı yaptık, onlara da aynı soruyu sorduk bakalım aranızdan yalancı çıkacak mı? Stüdyo nasıldı keyifli miydi ?
Erol: Çok çok çok keyifliydi. Stüdyo gibi değildi, gerçekten çok eğlendik.
Dou: Eğlenildiği gayet belli zaten. Biz Reset! olarak; Late of the Pier'a 9, Mystery Jets'e 9 verdik ama yine senin prodüksüyonun olan The Long Blondes' a 6 gibi bir puan vermiştik.
Erol: Çok sağolun (Late of the Pier için) ..... Çok sağolun (Mystery Jets için) ...... Aaaaa (The Long blondes için olan tepkisi)
Dou: Kızmadın değil mi ?
Erol: Yok yok canım ne kızıcam. Kızsam söylerim, dandun konuşurum zaten ben. Çok naziksiniz bol notlarınız için teşekkürler.
Dou: Part of the Weekend Never Dies'da senin oynadığın bölümler gayet hoştu. Part of the Weekend Never Dies: Erol Alkan Edition gibi bir film yapmayı düşünüyor musun?
Erol: Aaaa evet film yapmak istiyorum ama POTWND gibi bir tur filmi yapmak değil amacım. Öncelikli bir grupta değilim o yüzden çok da ilginç bir şey olmaz gibime geliyor. İkincisi benim sinema adına çok fazla fikrim ve yapmak istediğim şeyler var. Bir film yapmak istiyorum herhalde yaparsam da bayağı değişik bir şey olacak. Bu arada Justice'in filmini izledin mi ?
Dou: Galası 14'ünde yapılacak. Ed Banger gecesiyle Amsterdam'da gitmeyi planlıyorum, nasıl iyi mi ?
Erol: Çok iyi ve komik.
Dou: O zaman 14'üne gitmek lazım, Joost van Bellen da çalacak.
Erol: Joost Joost.
Dou: Biliyorum Joost van Bellen'la nasıl eğlendiğinizi, Hollanda'da her çaldığınızda yüzünüz gülüyor. Diğer nerelerde çalmayı seviyorsun?
Erol: Spesifik bir yer veremem ama eğer bir yer iyiyse iyidir. Çok basit ama doğru.
Dou: İçerde düğün vardı haberin olsun bu arada.
Erol: Düğün? Evet, evet haberini aldım, da herhalde benim kitlem gelir birazdan. (Burada kitle yerine 'kids' diyor)
Dou: 50-100 tane 'hipster kids' gördüm ben içerde herhalde doldururlar. Sen de onları dans ettirirsin artık (Keep them kids dancing Erol dedikten sonra çocuklar gibi güldük eğlendik ). Peki Macintosh mu, Windows mu?
Erol: Daha önce mail için falan windows kullanıyordum ama şu anda her şeyi Macintosh'ta yapıyorum.
Dou: Stüdyo’da hangi programları kullanıyorsun ?
Erol: Logic ve Pro Tools.
Dou: Daha önce hiç tutuklandın mı ?
Erol: Evet.
Dou: Mmmm. Neden öğrenebilir miyiz?
Erol: Hayır, çok önceydi ve komik bir hikâye de değil.
Dou: En sevdiğin elektronik 'gadget'?
Erol: Şu anda yeni aldığım 'XXX' (adını söylememizi istemediği synthesizer), dünyada 20 tane olan, 30 sene önce yapılan synthesizerlardan.
Dou: Aaaa, Soulwax'te vardır herhalde ondan birkaç tane?
Erol: Dave'e resmini mail attım; cevap olarak 'What The Fuck is that' diye bir mail geldi.
Dou: En sevdiğin alkollü içecek?
Erol: Çok basit bir adamım ben. Vodka ve cranberry juice, mutluyum.
Dou: Vodkacı. Okay, şimdi biliyorsun Fransız ve İtalyan prodüktörler genelde entel ve cool olduklarından futbolla alakaları olmuyor, ama sende Türk kanı da var ve İngiltere'de yaşıyorsun. Futbolla aran nasıl?
Erol: Evet, Arsenal'i tutuyorum. Evime iki dakika uzaklıkta Emirates Stadyumu, bu yüzden lokal takımımı tutuyorum.
Dou: Geçen haftaki maçı sevmişsindir o zaman?
Erol: Fenerbahçe maçı mı? Evet çok keyif aldım. Maç biraz fazla güzeldi öyle diyim. Çarşambaya da yenisi geliyor.
Dou: Zamanımız bitiyor Erol, her şey için çok teşekkür ederiz.
Erol: Ben çok teşekkür ederim Görüşmek üzere.

 
Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>
|