Kan Çekti!: True Blood

Benim gibi internetten dizi indirip, tüm sezonu birden izleyenleriniz vardır eminim. Amerikan kanalı HBO, sizin de diziler konusunda favorilerinizdense bilirsiniz; HBO, çok reklamı yapılan, aşırı popüler dizilerden ziyade uzun yıllar kendisini kalitesiyle konuşturan ve yıl sonunda Emmy ödüllerini toplayan dizilerin kanalıdır (Bu konuda önemli bir istisna, “Sex and the City”dir.) Hiçbir zaman aile kanalı olma gibi bir iddiaya girmeyen bu kanalın başarısında reyting adına çoğunluğa seslenmek için dizilerde sansüre gitmeyişinin de etkisi olabilir.

Benim HBO favorimse sanırım her zaman Six Feet Under olarak kalacak. Yıllardır onca izlediğim diziye rağmen, Six Feet Under’ı hepsinden ayrı bir kefeye koyarım. Haliyle American Beauty ve Six Feet Under’ın yaratıcısı Alan Ball’un HBO için yeni bir diziye giriştiğini geçen sene öğrendiğimde oldukça heyecanlanmıştım. Üstelik telepatik bir kız ve erkek bir vampirin ilişkisini konu alıyordu. Vampirler hakkında o kadar çok şey yazıldı çizildi ve çekildi ki her izleyici bahsi geçtiğinde duraksar hale geldi artık. Buffy, Angel ve Twilight fenomenlerinin önde giden ve zamanında herkese bulaştıran bir hayranı olduğumdan vampirlere karşı bir zaafım olduğunu söyleyebiliriz. Geçen sene Moonlight dizisine de şans veren HBO da benim gibi vampirlere sıcak bakıyor olsa gerek. Gerçi Moonlight, reyting ve grev kurbanı olup kısa bir ilk sezondan sonra yayından kaldırıldı. True Blood’ın sonunun aynı olmayacağını sanıyorum, en azından öyle umuyorum. Referansı Six Feet Under olan bir yazar ve düzgün seçilmiş bu oyuncu kadrosunun emeklerine karşı kısa kesilen bir sezon, yarım kalan bir hikaye yazık olur.

Dizinin biraz konusundan bahsedecek olursak; telepati yeteneğine sahip, yani başkalarının düşüncelerini duyabilen, Sookie hayatı boyunca bir erkekle ilk buluşmanın ötesine gidememiştir. Erkeklerin her düşüncesini duyabilmek onun karşı cinsten tüm umudunu kesip bekarlığı kalıcı olarak benimsemesine yol açmışken ilk defa bir vampirle karsılaşır. Sookie, Bill adındaki bu vampiri düşüncelerini duyamadığı ilk kişi olması sebebiyle ve zarar vermeyecek görünüşü sayesinde çekici bulur. Ayrıca kendisi de yıllarca yeteneği yüzünden garipsenip dışlandığı için vampirleri asla yargılamaz. Bill’i ise etkileyen, Sookie’nin bir insana göre fazla sıra dışı kalan korkusuzluğu ve cesaretidir. İkisinin de birbirlerinin hayatlarını kurtarmasıyla sonuçlanacak bir dizi olay, yollarının kesişmesiyle tetiklenecektir.

True Blood’ın daha sadece ilk iki bölümünü izledim. İzlerken rahatsız olmayı, irkilmeyi ve belki birazcık korkmayı bekliyordum. Arada bunları da hissetmedim değil ancak beklemediğim şekilde güldüm de. Zaten vampirlerin olduğu alternatif bir dünyada gecen her film ya da diziyi bakalım bu hangi klişeleri yıkacak ve yerine ne sunacak düşüncesiyle izlemeye baslarım. True Blood’ın bu konudaki en büyük farkı, hiçbir karakterinin vampir kelimesini yüksek sesle söylemeye korkmuyor olması çünkü tüm dünya onların varlığından haberdar. Toplumda hafif ürkülen, önyargı veya merakla bakılan bir azınlıktan ibaretler. Zamanında esirlikten kurtulup oy hakkı kazanan siyahlar ya da hala evlenme hakkı için çabalayan eşcinseller gibi dışlanan bir grup olarak kendi örgütleri bile var. Bir sahnede masada duran bir magazinin üzerinde ‘Angelina Jolie vampir bir çocuğu evlat edindi!’ manşetini görünce Bill’in ayrıntıya olan düşkünlüğüne bir kez daha hayran kaldım. Dizinin jeneriği ise The Ring filmindeki görüntülerden bile ürkütücü olmakla birlikte, Jace Everett’e ait Bad Things parcasıyla birleşince oldukça büyüleyici olmuş.

Dizilerin pilot denilen ilk bölümleri seyirciyi bağlamak açısından çok önemli olsa da genelde izlemekten çok zevk almam. Fazla olayın bir bölüme sıkıştırıldığı hissi ve her karakterle yeni tanışıyor olma faktörü vardır. İlk iki bölümünü de keyifle izlememe rağmen, zaman geçtikçe kilit seyircisini oluşturacak True Blood'ın daha da ilgi çekici ve cesur bölümlerle sezona devam edeceğine eminim.



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010