Talk Radio
Oliver Stone denince artık akla kötü filmler geliyor; uzun zamandır ustayı şöyle canlı ve öfkeli bir filmde derdini haykırırken izlemedik hani. Neyse ki yeni filmi “W” ile eski limanlara dönüyor Stone. En iyi bildiği işi yapacağa benziyor bu film ile ama yeni bir “JFK” çıkar mı bilinmez.
Oliver Stone, aralarında “Scareface” ve “Midnight Express”'in de bulunduğu birkaç filmin senaryosunu yazdıktan sonra yönetmenliğe soyunduğunda şoke edici filmler çekmeye başladı; filmleri sansasyonel, alışılmadık ve eleştirel olmanın dışında sinema olarak da epey yetkindi. “The Platoon”daki çatışma sahnesi ve William Dafoe'nun ölümü, “JFK”in son yarım saati, “Born On the Fourth of July”daki protesto anı... Stone'un kamerası heyecanlı ve kızgın, bu nedenle ondan bir Ken Loach gerçekçiliği, bir Costa-Gavraz dikkati bekleyemiyoruz ama Stone sinema olarak tam bir dev.
“The Platoon”, “Born On the Fourth of July” ve “Heaven and Earth” ile Vietnam Savaşı'na, “Salvador” ile ABD'nin Orta ve Güney Amerika'daki politik rolüne, “The Doors” ile Vietnam Savaşı'na karşı çıkan çiçek çocuklarının ilahı ekseninde çiçek çocuklarına, “Wall Street” ile seksenlerin gözde Amerikalıları yuppilere, “Natural Born Killer” ile medyanın günlük şiddetteki rolüne, “JFK” ile kaybolan Amerikan masumiyetine ve “Nixon” ile Amerikan çürümüşlüğüne dair kafa yoran Stone'un sonraki kariyerini göz ardı etmek en azından yönetmenin önceki işlerine saygı duyabilmek için gereklidir. Burada konu edindiğimiz film ise Stone'un gözde ve kızgın yıllarında çektiği sakin ve az bilinen -kanımca- başyapıtı. Bu sefer Amerikan muhafazakarlığı ve milliyetçiliği var kameranın -veya namlunun- önünde...
Kahramanımız Barry Champlain, yerel bir radyo istasyonunda geç saatlerde hazırladığı şovda sivri dilli politika, toplum, Amerika üzerine bir dolu şey söylemektedir. Ancak o gece şovunu ulusal bir radyo istasyonuna taşıma şansı vardır; o gece şovunu dinleyecek ve Barry'i ve yardımcısını işlerini yaparken izleyecek olan kanal yöneticisi şov sonunda her şey yolunda giderse Barry'i ulusal bir frekansa taşıyacaktır. Bu stres altında Barry, istasyon sahibinin de ısrarıyla daha provokatif bir şova hazırlanır; üstelik eski karısı Ellen'ın da destek için orada bulunması ile şov, Barry için bir sorgulama, kendini gözden geçirme havasına girer. Ancak Barry'nin sivri politik çıkışları neo-nazi bir dinleyicinin de kışkırtmaları ile artmakta, Barry giderek bir sinir krizi havasında şovu devam ettirmektedir. Şovun sonunda ise Barry, eski karısını çaresiz, kanal yöneticisini gayr, memnun ve de ulusal istasyon ajanını hayal kırıklığına uğramış bir halde bırakıp binayı terk ederken vurulur.
Sonunu söylemem tadınızı kaçırmasın çünkü hikaye gerçek bir öyküden, Alan Berg isimli bir radyocunun vurulmasından esinlenilerek hazırlanmıştı. Başroldeki Eric Bogosian'ın yazdığı bir oyundan uyarlanan senaryosu Oliver Stone'un tüm kariyeri boyunca üstünde çalıştığı, filme çektiği en sağlam senaryo kuşkusuz. Hatta açık söylemeli “Born On the Forth of July”ınkinden bile kat be kat daha iyi. Tek mekanda geçen bu hikayeyi alıp da sıkmayan, hatta temposu yüksek bir filme dönüştürme becerisi Stone'un ne muazzam bir yönetmen olduğunun da kanıtıdır; ne görkemli savaş sahneleri, ne allak bullak eden bir kurgu, ne görsel oyunlar... sadece ara sıra yaşanan geriye dönüşler ve tamamen bir radyo istasyonunda kapalı kalmış bir avuç sinirli insan portresi. Eric Bogosian'ın muntazam senaryosuna bir kat bile boya sürmeden filmi kotaran Stone'un bu filminden Oliver Stone'a dair bir iki şey bulmak da mümkün: Oliver Stone her ne kadar muhafazakar Amerika'yı eleştiriyor görünse de mesela kadınlara yönelik tutumu ile tam bir muhafazakar, hatta bağnazdır. Filmlerindeki kadınlar, ya erkekleri kötü şeyler yapmaya iten baştan çıkarıcılardır ya da hiçbir şeyden anlamayan ev kadınları ve anneler. Burada da Barry'nin Ellen ile olan ilişkisine geri dönüşlerle tanık olduğumuzda bencil ve yıkıcı olan Barry'nin şahsında bir miktar Oliver Stone görürüz. Üstelik tıpkı Barry gibi Oliver Stone da sivri dilli bir muhaliftir. Ancak Barry'nin şovunu dinleyip onu arayan dinleyicilerden sadece Barry'i taciz eden neo-nazi grup Barry'nin politik söylemlerine tepki vermektedir; diğerleri ise sadece şova katılmak isteyen bir grup ahmaktır.
Stone'un bu filmi o kadar iyi yazılmış, oynanmış ve yönetilmiş ki en güçlü filmi olduğuna kanaat getirmemek imkansız. Elbette “The Platoon”u, “Born On the Fourth of July”i veya “JFK”yi beğenilerimiz dışında tutmuyoruz ama izleyince fark edeceksiniz Stone'un şimdiye kadar çıkardığı en iyi iş bu.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|