Eagle Eye – Kartal Göz
Okuduğum bir yazıda, yapılan bilimsel araştırmaların insanın fiziki yapısının teknolojik gelişmelerin gerisinde kaldığının kanıtlamasından bahsediliyordu. Merakımı cezp ettiği için durmadım okumaya devam ettim. Bu araştırmalara göre evrimimiz, henüz şehir hayatı düzeyine ulaşmamış; halen köy ve kasaba yaşamında kalmıştı. Yazı sonucu, radyasyondan, elektrik hatlarından, egzoz dumanından ve bilumum şeyden hasta olmamızın nedenini henüz vücudumuzun bunlara hazır olmamasına bağlıyordu. Evet, sonuç olarak hazır değilmişiz, “haydi köyümüze geri dönelim…” demek gelmişti içimden.
Tabii ki kimsenin bir yere döndüğü yok mutluyuz biz elektriğimizle, metrobüsümüz ve yüksek gerilim hatlarımız ile. Ama öyle bir noktaya geldik ki bu saydıklarım teknoloji olarak sayılmıyor, çünkü dahası var. Ve bu fazlası bizde başka hastalıklara neden oluyor. Ruhsal bozukluklara… Birkaç sene önce insan gün içinde yaklaşık olarak 30 defa kameralara yakalanıyordu. Bankamatik, güvenlik ve dahası… Şimdi bu sayı kim bilir kaç oldu ve inanın bilmek bile istemiyorum çünkü özel hayatımın tüm dünyaya özelleştirildiğini hissediyorum.
Eagle Eye, bu temaya bağlı bir film. Gene işin ucunda Amerika Birleşik Devletleri var, gene bu ülkenin başı belada ve ilginçtir ki gene bir şekilde birileri bu ülkeyi kurtarıyor! Kameralar, dinlenilen telefonlar ve teknolojik olarak başınıza bela açabilecek uygulamalar filmde en çok rastlayacağınız ve teknoloji fobinizi körükleyecek konu başlıkları arasında yer alıyor. Bununla birlikte patlamalar, araba kazaları ve kovalamacalar aksiyon filmlerinin olmazsa olmazları konumunda bulunuyor.
Yönetmen D.J Caruso’yu bir önceki filmi olan Disturbia’dan hatırlayacaksınız. Yönetmen, Transformers filminin yıldızı Shia LaBeouf ile çalışmaktan keyif alıyor olmalı ki bu filmde de başrolü ona vermiş. Bana kalırsa bu genç arkadaş güzel bir gelecek vaat ediyor. Indiana Jones serisinin devamını bile getirebilme şansına sahip. Ama sanki biraz erken, ve çocuksu suratı da bu büyük roller için –ne kadar yetenekli olursa olsun- onun küçük kalmasına sebep oluyor. Ne diyelim Hollywood sesimizi buradan duymayacağına göre boşa çırpınmaya gerek yok. (Bırakın çocuk azıcık gençliğini yaşasın. Film setlerinde büyüdü yavrucak.)
Genel olarak konu ise; Shia’nın canlandırdığı Jerry Shaw karakterinin hayatı bir kadından aldığı ilginç bir telefon ile hızlı bir şekilde değişmeye başlar. Daha sonra Rachel (Michelle Monaghan -Benim hayranlık ile izlediğim kişi) karakteri de kovalamacının içine çekilir ve konu gittikçe derinleşir. Ortadoğu’da başlayan, Pentagon’a kadar uzanan bir macera filmi sizleri bekliyor. Sakın filmden sonra teknolojiden korkmayın. Henüz o safhaya gelmedik. Yoksa geldik mi?

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|