Altın Portakal’dan Notlar

Uzunca bir süredir halktan soyutlanmakla itham edilen Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu sene halkla iç içe bir izlenim yaratmak adına, açılış ve kapanış törenlerini Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirdi; başarılı da oldu. Halkın, basın mensuplarının ve ünlü üyelerden oluşan jürilerin katıldığı açılış gecesindeki tek güzellik herhalde Candan Erçetin konseriydi. Yerli ve yabancı sinemanın, klasikleşmiş soundtrack şarkılarıyla geceye renk katan Erçetin, performansıyla sinemaseverlerden tam not aldı. Açılıştaki ödüllerin eğretiliğinin ve kıpkırmızı dekorun anlamsızlığının ise konuşulmaya değer bir noktası dahi yok.

Her sene olduğu gibi bu sene de festival, özellikle üç açısıyla takip ediliyordu. Ulusal uzun metrajda yarışanlar, yurtdışından gelen isimler ve tabi ki skandallar. Ulusal uzun metraj yarışmasında bu sene eksik olan tek isim sanırım Zeki Demirkubuz’du. Aday olan yönetmenlerin çoğunun festival süresince Antalya’da kalmaması ve Demirkubuz’un her gün Hillside Su lobisinde olması ironikti tabi.

Her ne kadar ödüllerde isimlerini fazla duyamasak da Nuri Bilge Ceylan, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu, Reha Erdem, Erden Kıral ve Çağan Irmak gibi yönetmenler herhalde kolay kolay aynı senede bir daha denk gelecek isimler değil. Ayrıca Hillside Su lobilerinde konuşulanlara kulak kabartıldığında, arkadan gelen yeni jenerasyonun çok daha iddialı filmler yaptığı konuşuluyordu. Hiçbir masraftan kaçınılmadan getir(t)ilen yabancı sinemacılar ise gerçekten heyecan vericiydi. Fakat her birine ayrı ayrı uydurma bir ödül verilmesi küçük düşürücü bir intiba yarattı. Hatta Adrien Brody’nin ‘bana da ödül verin’ diye tutturması ve törene sadece ödülünü almaya gelmesi karşısında gerçekten utandık.

Gecenin bir diğer fiyaskosu ise ödül verenlerdi. Türkiye’nin en önemli olduğu iddia edilen sinema ödüllerini, sadece dizilerden simaen tanıdığımız isimlere verdirmenin acaba nasıl bir gerekçesi olabilir? Geceyi ünlü isimlerle süslemek mi? Şahnaz Çakıralp, Ali Sunal, Burcu Kara, Seray Sever, Naz Elmas... bu gibi isimleri küçük gördüğümüzden değil fakat bu isimlerin platformu burası olmasın lütfen. Bugüne kadar en fazla Altın Portakal kazanmış sinemacımız Hülya Koçyiğit’e ise neden Genç Yetenek ödülü vermek layık görüldüğü ise sorulması gereken bir diğer konu. Davetiyelerde tören için kapıların sekizde kapanacağının duyurulması, fakat törenin ancak dokuzu on geçe, Goodwill & Sounds isimli garip bir grupla başlaması gecenin bir diğer fenomeniydi. Her sene kapanıştan sonra bir parti verilmesi Altın Portakal adetlerindendir. Demek ki bu sene kapanış törenine gelenleri partiye ısındırmak için, bol hareketli bir DJ ve saz arkadaşları uygun görülmüş.

Ufak tefek skandallarla renklenen gecenin nadide parçalarını kabaca şöyle listeleyebiliriz: Tcheky Karyo’nun Türkçe ‘siktir’ demesi, Eşref Kolçak ve Ali Sunal’ın telif istemleri, Mickey Rourke’un alkol bazlı yürüyüşü, politik söylemler, siyasî demeçler vs. Bunlar da festivalin magazine taşması münasebetiyle faydalı olsalar gerek.

Ve tabii tüm geceyi merakla izlememizde önemli rol oynayan, Nurgül Yeşilçay’ın Altın Portakal kazanması çoğu kişiyi sevindirdi. Ödülü alırken yaptığı Sezen Aksu esprisini ise bilmeyenler için kısaca anlatalım. Eğreti Gelin’in Altın Portakal’da yarıştığı sene Sezen Aksu festivalin açılışında bir konser vermiş ve Nurgül Yeşilçay’ı öve öve bitirememişti. Jüri üyelerini maniple etmenin yasak olması sebebiyle Sezen Aksu engellenmeye çalışıldı fakat kimse bu konuda vâkıf olamadı. Geçen sene yine Sezen Aksu, Altın Portakal’ın açılışında küçük bir konser verdi ve yine bu konuyu gündeme getirdi: “artık bu sene elleri mahkûm Nurgül’e ödülü verecekler” kabilinde demeçler verdi. Bildiğiniz gibi her ikisinde de Nurgül Yeşilçay ödülü alamadı ve gazetelerde Sezen Aksu’nun maniplasyonunun jüride tersine etki yaptığı konuşuldu durdu. Nurgül Yeşilçay da Sezen Aksu’ya bu sene konser vermediği için teşekkür ederken yaptığı gönderme işte buydu.

Çok değerli isimlerden oluşan jürilerin verdiği ödülleri tartışmak uygun düşmez. Fakat Pandora’nın Kutusu, Gölge, Anadolu’nun Kayıp Şarkıları (belgesel) gibi isimleri, bu skandallı gecede duymak biz sinemaseverleri daha çok mutlu ederdi. Ayrıca Üç Maymun gibi bir başyapıta özel efekt ödülü verilmesi ve görüntü yönetmeni ödülünü Vicdan filmiyle Zekeriya Kurtuluş’un almış olması akıllara maalesef Kodak’ın ana sponsor olmasını getiriyor.

Seneye Altın Portakal Film Festivali’ni hangi kuruluşun üstleneceği belli değil. Her dört senede bir kimin düzenleyeceği yeniden belirlenen organizasyonda , son dört yılda gördüğümüz gelişmeyi ne olursa olsun yabana atamayız. Tüm spekülasyon ve skandallar bir yana, Altın Portakal Film Festivali’ni getirdikleri konum için bir sinemasever olarak Türsak ekibine teşekkür ederiz.

 



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010