The Dodos - Visiter

2008’de indie-folk camiasına kazandırılan albümleri hesaba katarsak, oldukça hayırlı bir sene geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Güzel bir albüm yayınlayarak bu hayıra zemin hazırlayan isimlerden biri olan, San Fransisco çıkışlı ‘The Dodos’ ile henüz tanışma şerefine nail olamamışlara kısa bir hatırlatma geçelim. Meric Long’un, 2005 yılı şubat ayında ‘Dodo Bird’ adı altında ilk solo ep’sini yayınlamasının hemen ardından, Logan Kroeber ile yolları kesişir ve isimlerini ‘The Dodos’ olarak yuvarlayarak konserler vermeye başlarlar. 2006 aralık ayında ise ilk albümleri ‘Beware of the Maniacs’, kulaklarımızın pasını silmek üzere raflardaki yerini alır. Bu albümde, (haliyle) gitarların ön planda olduğu bir düzenleme çıkıyor karşımıza. Albüme genel olarak sakin, durgun bir hava hâkim. Birkaç şarkı dışında ritimler pek göze çarpmıyor; daha duru, sessiz sakin folk şarkıları dinliyorsunuz. Grupla yeni tanışanlara, benim bu albümle tanışmamı sağlayan ‘Men’ isimli şarkılarını tavsiye edebilirim. Ritimler ve sözlere dikkat.

Ardından dodolar, 2007 aralık ayında ‘Frenchkiss Records’ ile ‘sözleşir’ ve 2008 mart ayında da ikinci albümleri ‘Visiter’ı huzurlarımıza sunarlar. ‘Visiter’, ilk albüme göre daha hareketli, tabiri caizse daha ‘gümbür gümbür’ bir albüm olmuş. Albümü dinlediğimde benim ilk dikkatimi çeken şey ritimler oldu mesela. İlk albümün sakinliği, yerini daha iddialı, daha akıcı bir tempoya bırakmış. Albüm için, bir nevi olgunlaşma dönemi meyvesi de diyebiliriz. Akıcı olduğu kadar, ‘catchy’ de bir albüm olan ‘Visiter’, 2008’in en iyi albümlerinden biri olmaya aday. Albümdeki enstrümantasyon, ilk bakışta gitar, vokal ve ritim olarak seyreden sade bir soundun habercisi gibi görünüyor olsa da, albümü dinledikçe düzenlemelerin ne kadar zekice yapılmış olduğunu görmek zor olmuyor. Logan Kroeber’in hareketli perküsyonu, Meric Long’un zengin yaylı kullanımıyla güzel bir uyum sağlamış.

Albümün açılışını yapan ‘Walking’deki banço kullanımı ve bayan vokal destekleri, başlangıç olarak güçlü bir referans olmuş. Ardından ne olduğunu anlamadan kendinizi ‘neşeli bir aşk şarkısı’ olan ‘Red and Purple’ın hızlı temposu içinde buluveriyorsunuz. Ritimler dışında ilginç sözler ve ‘toy piano’ kullanımı göze çarpanlar arasında. Kısa bir ‘Eyelids’ geçişinden sonra, albümün en popüler şarkısı haline gelmiş olan ‘Fools’ ile karşılaşıyoruz. ‘Fools’, albümün soundunu özetleyen, oldukça güçlü ve ‘catchy’ bir şarkı. Sözler, ritimlerdeki düzenlemeler ve özellikle nakaratın melodikliği sizi hemen yakalıyor. Şarkının sonunda 15 saniye duyulan trompet sesi ise Cory Gray (trompet) ve Meric Long’un fırtınalı bir günde ‘gök gürültüsünden’ etkilenerek ortaya çıkardıkları doğaçlamadan küçük bir hediye olmuş.

Gelelim ‘Joe’s Waltz’e; baştaki vokal düzenlemeleri çok başarılı. Şarkının ikinci yarısında ise artan tempo ve Meric Long’un gitarındaki blues etkileşimi, şarkıyı albümün ‘standout’ları arasına sokmaya yetiyor da artıyor bile. Bir diğer ‘standout’ ise ‘Winter’. Albümde hemen her şarkıda etkisini gösteren ‘bulaşıcı’ hareketli ritimler, ‘Winter’da da kendini gösteriyor. Şarkı, trompetin bu gruba yakıştığının da bir göstergesi gibi. Albümde 6 dakikanın üzerinde olan uzun (ama asla sıkıcı değil) şarkıların yanı sıra, 1 veya 2 dakikalık kısa, ‘geçiş’ şarkıları da var. ‘It’s that time again’, bu geçiş şarkılarının bir diğer örneği.

Vokallerin geri planda olduğu, gitarların ve ritimlerin telaşlı bir şekilde paslaştığı ‘Paint the Rust’ ise, yine albümde ağırlığını hissettiren şarkılardan. Kısa ve sevimli şarkı ‘Park Song’un hemen ardından gelen ‘Jodi’de oldukça hızlı, tempolu ritimler kullanılmış; gitarların yanında vokaller de ön planda ve sözler de oldukça eğlenceli. Ardından yine bir mola veriyormuşçasına ‘Ashley’de sakinleşip, ‘The Season’ın ritmik tıkırtılarına bırakıyoruz kendimizi. Şarkının tam ortasında kendisini belli eden kreşendo, o an ilgilendiğiniz her şeyi bırakıp sadece şarkıya odaklanmanıza neden oluyor. Yine kısa bir ‘Undeclared’ geçişinden sonra sözleri itibariyle yer yer ciddi, yer yer de alaycı bir şarkı olan ‘God?’ ile güçlü bir kapanış yapmayı başarıyor dodolar: ‘Oh God, Where’d you go?’

Uzun lafın kısası ‘The Dodos’, kendilerinden beklenen gelişmeyi başarıyla göstermiş görünüyor. ‘Visiter’ı edinmenizi, bir kere değil birkaç kere dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum efendim…

http://www.myspace.com/thedodos




Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010