Fleet Foxes- Fleet Foxes

Mart ayının başında, dergimizin müzik editörlerinden biri, sevgili dostum, canım arkadaşım Hakan’a haber uçurup, canhıraş bi şekilde “Hakan Fleet Foxes diye bir grup var, EP’lerini ben yazıcam!” demiş, kabul ettirmiş ve 28 Şubat çıkışlı The Sun Giant EP’sini sizler için değerlendirmeye çalışmıştım. Haziran ayında bu yazıya bahis albüm çıkana kadar da çokça kulaklığımda yer almıştı. 3 Haziran’da albümün yayınlanmasından sonra ise, Fleet Foxes etkisi tüm dergiyi sardı farkındaysanız. Dergideki listemizde, bilgisayarlarımızdaki playlistlerde, i-podlarda, yolda, okulda, işte, devamlı bu albümü dinler olduk. Fakat indie’de şu sıralar baş gösteren “folk devrimi”ni ve Fleet Foxes’ın bunu iyi yapan sayılı gruplardan olduğunu düşünecek olursak, Fleet Foxes’ın, sadece bizim listemizde değil tüm listelerde yüksek sıralara oturmuş olması şaşırtıcı değil. Bu başarıyı atlamış, albümü dinlememiş birileri varsa, buyurun gecikmeli de olsa bu yazıyı okuyun.

Fleet Foxes’ın soundunun The Sun Giant EP’sindeki gibi, Beach Boys dinleyerek büyüyen beş arkadaşın ortaya koyduğu bir sound olduğu, albümde de kendisini göstermekte. Amerikan indie-rock, folk-rock janrındaki yeni gruplardan Midlake, Grizzly Bear, hatta Spoon ve nispeten daha eskilerden My Morning Jacket’a yakın duran, Animal Collective, Band of Horses gibi sağlam gruplar ile karşılaştırılan bir grup olması ile temelini sağlam atan grubumuz, zaten şu sıralar Amerika’da birçok grubun yapmaya başladığı gibi-ki bu sevindirici bir şekilde “iyi müzik İngiltere’den çıkar” önyargısını kırıyorsa ne mutlu- yıllarca dinleyebileceğimiz “zamansız” bir albüm ile karşımıza çıkıyor. Yani The Sun Giant EP’sindeki 5 şarkı ile verdiği sözü tutuyor ve yılın en başarılı albümlerinden biri olmaya aday bir albüm ile karşımıza çıkıyor. EP’den beri, tek değişiklik olarak solo çalışmaları da olan “singer-songwriter” J.Tillman’ı davulcu olarak gruba dahil ettiklerini de hemen not düşelim.

Her şeyden önce, vokalist Robin Pecknold’un şarkı sözü yazarlığı yine pastoral alanlarda dolaşır durumda. Şarkıların hepsinde “güneş doğuyor, karlar yağıyor, bahar geliyor” gibi bir durum var (Bkz. örneğin “Tiger Mountain Peasant Song" ‘da "The tall grasses wave/They do not know you anymore.") Kulağa insanın içini fena halde bayıltıyor gibi gelse de hiç öyle değil. Şarkıların insanı fark ettirmeden saran bir hali var. Fleet Foxes soundunda vokal birinci planda. İlk şarkı “Sun It Rises”, Beach Boys havalarında bir acapella ile başlayıp dinleyiciyi hemen albüme ısındırıyor. Albümün en uzun şarkısı olan (ve açık farkla favorilerimden biri olan) “Ragged Wood” ise vokalin muhteşemliği için dinlenmeye kesinlikle değer- ki My Morning Jacket’e yaklaşan bir vokal duyacaksınız. Zaten “Blue Ridge Mountains”, “He Doesn’t Know Why” ve “Olivier James” gibi şarkılar ile Pecknold’un yeteneği açıkça ortaya çıkmakta. Özellikle “He Doesn’t Know Why” şahane introsuna dikkat diyorum. “Your Protector” ve “Blue Ridge Moutains” ise piyano yürüyüşleriyle dikkat çeken diğer şarkılar.

Kısacası, nasıl olduğunu yazması biraz zor fakat kesinlikle folk müziğin kendisine hitap ettiğini düşünen müzikseverlerin mutlaka dinlemesi gereken bir albümle karşı karşıyayız. Fleet Foxes gerçekten 2008’in önemli isimlerinden ve mutlaka takip edilmesi gereken bir grup.



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010