Fotoğraf:Ceylan Ertem








Seha Can Röportajı


Fotoğraf:CanSu Boğuşlu

Reset: Müzik piyasasına girişin (amatör – yarı amatör – bar sahnesi vs.) nasıl, ne zaman oldu?

Seha Can: Lise yıllarından beri türlü gruplara girip çıkıyorum ama ilk ciddi konserim üniversitede ODTÜ Beatles günlerinde oldu. Sonra Zeynep Kaya ve Veli Meral ile Kuka’yı kurduk. Ankara’da çalınabilecek birçok barda program yaptık. İki yıl ömrü olmuş güzel bir gruptu. 2004 yılının sonunda ilk defa ODTÜ Mimarlık amfisinde kendi şarkılarımı söyledim ve genellikle tek başına çıktığım konserler ile devam etti bugüne kadar. Arada bir altı ay da Raindog maceram oldu.

Reset: Beste yapmaya ne zaman başladın? Bunları icra etmeye başlamak hangi zamana denk geldi? Bir grupta, Raindog’da ya da Kuka’da çalarken örneğin kafanda “Seha Can” projesi var mıydı?

Seha Can: On beş yaşımdan beri kendi şarkılarımı yazıp söylemek istiyordum. Bir kaset kayıt cihazım vardı, ona çeşitli fikirler kaydederdim. Ama o müziği ilk kez şarkılaştırmak 2004’te oldu. Onun için şarkı yazmak benim için gerçekten yeni bir şey.

Reset: İyi bir gitarist olduğunu bilmemizin yanı sıra, internette bir yerlerde multienstrümanist olduğundan bahseden bir yorum okumuştum. Bir arkadaş yorumuna benzediğini tahmin etmekle beraber yine de sormadan edemeyeceğim, gitar dışında çaldığın bir şey(ler) var mı? Bir enstrüman çalmaya ne zaman başladın? Bu enstrüman hangisiydi?

Seha Can: Onu kimin söylediğini bilmiyorum. Bir enstrümanı elime alıp ondan ses çıkarabilen bir insanım ama bu beni ne kadar multienstrümanist yapar bilmiyorum ama şöyle diyelim: klavyeli veya perdeli her türlü şeyi iyi kötü çalabilirim. Zaten çaldığım hiç bir enstrümanı, mesela klavyeyi klavyeci gibi, ya da gitarı gitarist gibi çalmıyorum. Biraz alet ediyorum başka bir amaca. Yani iyi bir gitarist değilim bence. Gitarı doğal olarak, istemsizce kirli çalıyorum.

Reset: Gitarla çaldığın ilk şarkı neydi?

Seha Can: Guns’n Roses'dan Don’t Cry. (gülüşmeler). Bir arkadaşım öğretmişti. Akor diye bir şeyin var olduğunu anlamak müthiş bir şeydi. Sonra zaten kendi kendime bayağı uğraştım gitarla.

Reset: Peki var mı etkilendiğin sanatçılar? Gitarist ve Vokalist olarak?

Seha Can: Tabi çok iyi gitaristler var da, ben çok iyi gitar çalınmasından da hoşlanmıyorum. Yani bir işin “Bakın ben ne kadar da çocuk oyuncağına çevirdim bu aleti” durumlarını pek sevmiyorum.. Daha ziyade müziğinden etkilendiğim sürüyle isim var. İyi bir Beatles ve Queen fanıyım, son zamanlarda ise Arcade Fire, Iron & Wine gibi folk müziği barındıran gruplara takmış durumdayım.

Reset: Ankara’dan İstanbul’a gelişin? Ne zaman “Artık ben bu şehre doydum” dedin? Aradığın şeyi İstanbul’da buldun mu?

Seha Can: 2004 yılı benim için çok lezzetli bir yıl değildi, Ankara’dan biraz kaçtım gibi. Biraz da müzikle ilgili ne yapabilirim sorusunun cevabını bulmak istiyordum. Dolayısıyla MIAM’da Ses Mühendisliği master’ını biraz bahane ederek İstanbul’a geldim. Bir şekilde bazı özel sebeplerden Ankara’da yeni bir şeyler yaşama şansı neredeyse bitmişti. İstanbul’u ise henüz çok bildiğimi düşünmüyorum. Birçok yeni insanla tanıştım burda. Nasıl şarkı yazmam gerektiğini az çok kavradım, ama daha Büyükadaya bile gitmedim.

Reset: Nokiasupersound 2005 hakkında ne düşünüyorsun? Aldığın sonuç? Peki ya Nokiasupersound hayatının, müzik hayatının neresinde duruyor? Neyi ne kadar değiştirdi acaba?

Seha Can: Kendi ismimle katıldım ve ikinci oldum. Aslında çok katılmayı düşündüğüm bir yarışma değildi, bir markanın haddinden fazla renkli bir projesi olduğu için. Fakat sonra katılanlara baktım. O dönem tanıdığım, müzikle ilgilenen ya da albüm yayınlamayı düşünen tüm müzisyenler katılmıştı. Ben de Kazanova ile katıldım.

Reset: Kimler katılmıştı o sene?

Seha Can: Fungu, Kül, Zakkum, Ruj, (Minör Hayaller olarak) Sakin vardı. Olumlu birçok yorum aldım yarışma sonrası. En azından yaptığım şeyin insanlar tarafından anlaşıldığını gördüm. Ama şöyle bir duruma da soktu beni: Bazı şarkılar anlattığı hikâye bakımından diğerlerinden daha büyük oluyor. O yarışma sonrası tüm yazdıklarımı kafamda hayali bir jüriden geçirmeye başladım. Küçük şarkıları da zorladığımı farkettim. O psikolojiden çıkmam uzun zamanımı aldı.

Reset: Ne okudun? Ofis hayatının kenarından döndüğünü biliyoruz (bkz. Kiraz tazele) o kadar mı kötüydü? Bir daha 9’dan 5’e çalışmak yok mu?

Seha Can: Endüstri ürünleri tasarımı okudum. Çok severek girip, hiç sevmeyerek mezun oldum. Daha sonra biraz grafik tasarıma kaymaya çalıştım. Oradan da illüstrasyona. Üniversite sonrası ODTÜ dâhilinde bir ofiste çalışmaya başladım. Aslında sadece bir sene sürdü ve insanların çalışma koşullarına göre bayağı da sevimli sayılabilecek bir yerdi. Ama o bile benim yapabileceğim bir şey değil.

Reset: Peki yeri gelmişken soralım. Kiraz kimdir?

Seha Can: Kiraz birkaç şeyin karışımı aslında. Öyle biri yok ama olmasını isteyeceğim birkaç şeyi onda toplamışım. Kiraz Tazele sınıflar arası ilişkilerle alakalı bir şarkı. Size de olur mu bilmem, bana benzemeyen biri tarafından sevilip anlaşıldığım durumlarda yaşadığım bir çeşit birlik ve hafiflik hissini çok seviyorum. “Kiraz Tazele” de o anlara göz kırpan bir hikaye, ofisteki çaycı kızla ofiste çalışan oğlanın şarkısı. Bir de şu var, küçük şehirde büyüyüp büyük şehre okumaya gelen arkadaşlarımda, büyük şehirde büyüyenlere göre daha büyük bir minnet duygusu, değer bilme var. Onu değerli buluyorum. Kiraz Tazele’deki kızda bu var biraz da. Şarkı tabii ki tam olarak bunları anlatmıyor. Beşiktaş’a fotokopi almaya doğru yürürken defterime not almıştım sözlerini.

Reset: Yasemin Mori ile tanışıklığın nereden geliyor? İyi bir müzisyen olduğun kadar iyi bir tasarımcısın Mori’nin albüm kartonetinden gördüğümüz üzere? Kartonet üzerinde çalışma fikri kimden çıktı? Özel bir rica mı yoksa sen mi istedin?

Seha Can: Yasemin Ankara’dan arkadaşım. O Bilkent’te öğrenciyken ben de mastera girmiştim ve onun asistanı olmuştum. Aslında grafik tasarımını onun kadar biliyordum ve ne öğrendiysem de o bir senede öğrendim. Albümünün her şeyi hazır olduğu, bir tek tasarımı kaldığı bir noktada beni aradı yardımcı olmam için. Yasemin’in çok kendine has bir illüstratör yanı var. Bence çok da güzel. Ama bir sebepten zaman içinde kendi yaptığı şeylere yabancılaşmaya başladı. Bir süre onun yaptığı şeyleri malzeme yaparak kapak üzerinde çalıştık ama bir yere varamadık. Bir sabah üzerinde çalışırken şu anki kapak ortaya çıktı, Yasemin görsün diye yatarken bilgisayarı açık bırakmıştım. Ve tahmin ettiğim gibi sabah görünce çok sevdi. Haftalarca başka bir şey üzerinde çalıştıktan sonra iki gün içinde bitirdik.

Reset: Kafandaki Seha Can soundu nedir? Kısmen eski bir kayıt olan Kazanova ile şu an myspace’indeki demo kayıtların arasında bariz bir sound farkı var. Hangisi bu kafandaki ideal sounda daha yakın duruyor?

Seha Can: Şimdiye kadar yaptığım kayıtların hepsi çeşitli denemeler. Kafamdaki hallerine yaklaşmaları albüm kayıt sürecinde mümkün olacak. Kendimi gitar çalan rockçu/şarkıcı halinden başka bir yere çekmeye çalışıyorum. Daha akustik bir grup müziği yaratmak istiyorum. Yapacağım albümün bir gitar albümü olmasını istemem.

Reset: Gördüğümüz kadarı ile Seha Can’a ulaşmak isteyen ulaşıyor. Ortalarda çok fazla verilmiş röportaj, orada burada hakkında çıkan haberler yok. ‘Promosyon’unun yapılmaması ya da diğer bir deyişle “biraz geride durman” kişisel kararın mı? Buna rağmen myspace’de 45.000 dinlenme sayın var ki bu ciddi bir sayı. Peki bunu neye bağlıyorsun?

Seha Can: Nokiasupersound’dan sonra şunu fark ettim ki; insanların gözünde bazı hazır, ayırtılmış yerler var. O kafalarındaki resme uyan biri çıktığında koşulsuz sevebiliyorlar. O kontenjandan sevilmek istemiyorum, bu yüzden albüm çıkana dek ve ne anlatmak istediğim netleşene dek geride durmak daha güzel.

Reset: Peki konserlerin az olmasının sebebi ne?

Seha Can: Daha çok şarkı yazmak istiyordum, başkalarının şarkılarını söylememek için. Yakında sıklaşacak konserler.

Reset: Şarkı sözlerinde büyük bir kişisellik var. Samimiyet kısmını es geçerek, bu kadar “kendini” açmak, “kendinden” açmak seni korkutmuyor mu?

Seha Can: Evet korkutuyor. Ama insanlar sırlarımı bilecek diye değil, uzun süreler bu şarkıları söyleyip eski meseleleri putlaştırmak çok akıllıca değil benim açımdan. Yeni yazdığım şarkılarda daha dikkatliyim o yüzden.

Reset: Peki ilk albümü ne zaman düşünüyorsun?

Seha Can: Aslında albümün on şarkısı hazır. Özellikle görüştüğüm bir plak şirketi yok. Son bir senedir albümün kağıt üstünde bitmesi gibi bir düşüncedeyim ve içime sinmemiş şarkılarla oynuyorum. Teknik olarak evde bile imkânımız var ve müzisyen kaynayan bir ortamdayım. Belki de bir ev albümü olacak ilk albüm.

Reset: Jeff Buckley gecesinde izleyebildim seni sadece, mesela böyle “özel gece”ler hakkında ne düşünüyorsun?

Seha Can: Aslında bu tip gecelere katılarak çok doğru bir şey yaptığımı sanmıyorum. Çünkü insanlara bu şekilde ulaştığın zaman, cover’ını yaptığın şeyi bekler hale geliyorlar. Raindog/Zakkum deneyimimden çıkardığım bir şey var: İnsanlar sevdikleri bir şeyin ulaşılabilir bir takipçisine çok kolay razı olabiliyorlar, yani ondan hala heyecan duyabiliyorlar. Benim bu Buckley olayı ile ilgili yaşadığım şey de bu sanırım.

Reset: O zaman sahnelerde “Türkiye’nin Jeff Buckley’i” diye anons edilmek, çeşitli sözlük siteleri, forumlarda da bu tarzdaki bu tip söylemler seni rahatsız ediyor anladığımız kadarıyla.

Seha Can: Evet, tabii bunu insanlar kötü anlamda söylemiyorlar; beni onurlandırmak adına, hoşuma gideceğini düşünerek söylüyorlar. Ama çok da anladığım bir şey değil. Herhalde tek başıma çaldığım ve bazı şarkılarını güzel söylediğim için.

Reset: İstanbul müzik piyasası hakkında ne düşünüyorsun? Ankara ile karşılaştıracak olursan; iki şehirdeki müzik piyasasını koklamış bir insan olarak ikisini nasıl konumlandırırsın?

Seha Can: Zaten müzik piyasası dediğimiz şey İstanbul’da sadece. Ankara ve İstanbul’u müzisyenler anlamında karşılaştıracak olursam, “Ankara patlaması” diye bir şey olduğunu düşünmüyorum mesela. Evet, ortaya çıkan bazı gruplar var ve arka arkaya çıktılar ama bence hala özgün olan müzik İstanbul’da.

Reset: Kim var mesela beğendiğin İstanbul gruplarından?

Seha Can: Dandadadan çok beğendiğimiz bir gruptu. Replikas, Nekropsi’yi uzun zamandır takip ediyorum. Replikas’ın yeni albümü 'Zerre'yi merakla bekliyorum. Sakin güzel şarkı yazıyor. Yine Yasemin (Mori) çok iyi bir söz yazarı ve şarkıcı bence. Bu saydıklarım dışında Peyote'de düzenli konser veren ama albümü olmayan birçok isim var takip ettiğim.

Reset: (Dandadadan) Cenaze cover’ı gerçekten çok iyi bir cover. Bu şarkıyı coverlamaya nasıl karar verdin? Başka yerli şarkı coverladığın oldu mu şu ana kadar? Peki düşündüğün?

Seha Can: Dandadadan’ı henüz ilk albümleri çıkmadan evvel Dorian’da çalarlarken keşfetmiştik. Bir gece arkadaşımın evinde kalırken sırf akustik gitarla, o çok sevdiği için çalmıştım. Sonra konserlerde de çalmaya başladım. Bunun dışında yaptığım başka bir cover yok şimdilik.

Reset: “Gösterir de Vermem” tek bir kadına veyahut tek bir tip kadına yazılmış bir şarkı mı? Yoksa tüm dişi cinsine genellenebilecek kadar umutsuz mu sence durum?

Seha Can: O şarkı Yasemin’in albümü için yazdığım bir şarkıydı. Çok sevmişti fakat nakaratındaki sokak ağzından çok hoşlanmadı. Çok da doğal. Bir kızın ağzından yazılmış bir şarkı ama ben söylemeye devam ediyorum (gülüşmeler). Cinselliğin ilişkilerde bir koz haline gelmesi ile ilgili. Hala da birçok insan için çözümsüz bir durum. Gerçi benim çevremde çok tanık olduğum bir şey değil, ben daha çok her türlü edepsizliği yaptıktan sonra biranda azizeleşen insanlar tanıdım.

Reset: Politikaya ya da politikleşmeye, aslında en doğru tabiri ile müzikte politikleşmeye bakış açın nedir?

Seha Can: Yazdığım şarkıların politik bir tavrı olduğunu düşünüyorum çoğunlukla. Kiraz Tazele ve Yaz Avucunada daha belirgin ama Gösterir de Vermem ve Kazanova da ilişkileri sorguladığım şarkılar. Politik olmak çok kolay bir şey değil, çünkü yanlış yapıldığında çok itici oluyor ve genellikle de yanlış yapılıyor. Şarkılar dünyayı kurtarmıyor ve şarkıyı yazanın ağlama duvarı haline dönüşmemeliler. Ayrıca sadece şarkı yazmak da yetmez, eylemlerinle de yazdığın şarkıların arkasında durman lazım yoksa inandırıcı olmayan bir görüntü çıkıyor ortaya. Şunu da söylemek istiyorum: Bir sürü röportaj okuyorum. “Mesaj verme kaygımız yok, politik olmak gibi derdimiz yok” diyen bir sürü müzisyen var. Bu aslında bir tercih değil bence. Hayatın kendisi zaten politik. Şarkı yazmak, hayatı şarkılaştırma becerisi demek benim için. Albümü kaydetmeye başlamamamın sebeplerinden biri de bu aslında. “Eğlence dünyasına bir katkı da benden” gibi bir şey olsun istemiyorum. Daha farklı bir yerde bir değeri olsun istiyorum yapacağım şeyin.

Reset: Müzik dışında başka neler yapıyorsun? Gelecek planların neler?

Seha Can: Müzikten hayatımı kazanamayacağım gibi bir endişem var. (gülüşmeler) Bir arkadaşımla çocuklarla ilgili fikrimiz var onu hayata geçirmek istiyorum. Onun dışında illüstrasyon yapıyorum. Her türlü zanaatkârlığa ilgi duyuyorum.

Reset: Bir prodüktörle veya menajerle çalışma fikrine nasıl bakıyorsun?

Seha Can: Ortada tanıtılması gereken bir şey olduğu zaman bu insanlarla çalışmak isterim ama bir taraftan bu insanlar sana şekil verip kaygılarının sırasını değiştirebilir. Ürkütücü bir şey. Doğal olarak bir prodüktör çalıştığı insanı ürünleştirmeye yönelik düşünür o yüzden profesyonel olarak bu işi defalarca yapmış biri yerine, başka tür biriyle çalışmak isterim. Erdem Helvacıoğlu, Serdar Ateşer gibi birileriyle mesela.

Reset: Çok keyifli bir röportajdı Seha, çok teşekkür ederiz.




Fotoğraf:CanSu Boğuşlu



Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>

 

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010