Altın Küre Ödülleri

Altın Küre Ödüllerini dağıtan Hollywood Yabancı Basın Birliği, akademi jürisiyle aşağı yukarı aynı kararları verdiği için Oscarların habercisi kabul edilir bildiğiniz gibi. 13 Ocak Pazar günü sahipleri açıklanan Altın Küre Ödülleri bu sene bir ilke imza atarak törenle dağıtıl(a)madı. Eğer bir Lost, Heroes, Prison Break, efendime söyleyeyim bir How I Met Your Mother takipçisiyseniz zaten Altın Kürelere darbe vuran bu olaya çoktan muvaffak olmuşsunuzdur. Bilmeyenler için ufaktan bir özet geçelim. Hollywood Senaristler Birliği Kasım 2007 itibariyle filmlerin gelirlerinden (bilhassa dvd ve internet) yeteri kadar paylarına düşeni alamadıkları gerekçesiyle “senaristler olmadan siz bir hiçsiniz” diyerek grev kararı aldı (nitekim öyle olduğunu anlamış bulunuyoruz). Bu karar yalnızca film ve dizi sektörüne darbe vurmakla kalmadı, diğer televizyon programları ve örneğimizde de görüldüğü üzere ödül törenlerini de baltaladı. Birçok dizi daha sezonun yarısını tamamlayamadan durduruldu. Şu an bazıları devam ediyor olsa da Nisan ayında yayınlanacak hiçbir bölüm kalmayınca bu grev kararının asıl etkilerini o zaman göreceğiz.

Senaristler yalnızca dizi, film yazmıyorlar elbette. Törenlerdeki konuşmaları hazırlayan ekipler de bu greve dâhil oldukları için törenlerin de sekteye uğraması kaçınılmazdı. Aslında Hollywood Yabancı Basın’ı ve töreni yayınlayacak NBC kanalı son haftaya kadar töreni yapmakta kararlıydı fakat birçok oyuncu ve yönetmenin, ödüllere aday olanlar dâhil, senaristlere destek vermek amacıyla törene katılmayacaklarını açıklamaları jürinin bütün çabalarına rağmen NBC’nin töreni iptal etmesine neden oldu. Eğer bu durum devam ederse Oscarlar da büyük ihtimal grevden nasibini alacak. Yine de bu ödüllerin sahiplerini bulmayacağı anlamına gelmiyor. Hazır adayların açıklanmasına da şey kalmamışken Altın Küre adaylıklarını ve ödül alanları bir gözden geçirelim dedik.

Bu sene jüri kararsız kalmış olacak ki 5 adaydan oluşan “en iyi drama filmi” kategorisini 7’ye yükseltmişler. Bunlar içinde o kadar iyi, sağlam ve ses getirmiş filmler var ki 7 adaylık kapmış olan ve benim kişisel favorim Atonement (Kefaret)’ın ödül alması beni bile şaşırttı. Yine kişisel görüşüm diğer filmlerin yanında çok zayıf kaldığı; Coen Biraderler, Ridley Scott ve David Cronenberg gibi isimlerin filmleri dururken ödülü hak etmediğidir. Belki Joe Wright gibi genç bir yönetmeni öne çıkarmak için yapılmış bir harekettir bilinmez. Yine de Akademi’nin aynı şekilde cömert davranmayacağından adım gibi eminim. Bunun yanında keza “en iyi yönetmen” ödülünün de aynı bakış açısıyla verildiğini düşünüyorum. Çünkü Julian Schanebel de diğer adayların yanında oldukça zayıf. Julian Schanebel’in filmi Le Scaphandre et le Papillon (The Diving Bell and The Butterfly)’ın “en iyi yabancı film” ödülünü aldığını da belirtelim.

     

Oyunculara gelirsek; Daniel Day-Lewis ve Julie Christie’nin “There Will Be Blood” ve “Away From Her” filmlerindeki performansları o kadar konuşuldu ve o kadar festivalde, ödül töreninde vs. ödül aldı ki Oscarlarda da akıbetlerinin aynı olması şaşırtıcı olmaz. Hayatında daha önce doğru düzgün şarkı bile söylememiş Johnny Depp’in “Sweeney Todd” müzikali ile ödül alması da kendisinin ne kadar başarılı bir karakter oyuncusu olduğunu bir kez daha gösterdi sanırım. Bayılmıyoruz boşuna bu adama (tamam yakışıklı olduğu için de seviyor olabilirsiniz). “Sweeney Todd” en iyi müzikal ödülünü almış da olsa “Big Fish”ten bu yana Tim Burton beni pek heyecanlandıran, yamultan bir film yapmadığı için bu filmden de pek umutlu değilim açıkçası. “Hairspray” gibi anti-depresan niyetine bir filmin bu dalda şansının daha fazla olduğunu düşünmüştüm hep. Cate Blanchett’ın Bob Dylan’ı canlandırdığı “I’m Not There” ile ödül alması zaten bekleniyordu. Hatta Oscar bile banko. Eğer alamazsa dağıtırım o Kodak Theatre’ı.

Javier Bardem, Coen Biraderlerin çok konuşulan ve “imdb Top 250”ye 24. sıradan giriş yapan filmi “No Country For Old Men” ile “yardımcı erkek oyuncu” ödülünü alırken; film aynı zamanda “en iyi senaryo” ödülünü de kaptı. Sonuna kadar hak ettiğini düşündüğüm Dario Minelli, “Atonement” ile “en iyi müzik” ödülünün sahibi oldu. “En iyi şarkı”yı Sean Penn’in yönettiği “Into the Wild” filmi aldı. Burada “Into the Wild”a özellikle değinmeden geçmeyeyim. Bizdeki gösterim tarihinden henüz bir ses seda yok ama yurt dışında çok iyi eleştiriler alan bu film ile ilgili sonraki haftalarda bir yazı yazabiliriz belki. Ayıla bayıla izlediğimiz Ratatouille’ın ödül alması ise çocuk gibi sevindirdi beni. Belki de tek cıngar çıkaracağım adaylık “müzikal/komedi dalında en iyi aktris” kategorisi (böyle uzun kategori mi olur be!). Ellen Page gibi gelecekte çok başarılı işlere imza atacağını düşündüğüm bir aktrisin “Juno” ile ödül alamaması büyük haksızlık benim gözümde. “La Mome” ile ödül kazanan Marion Cotillard’ın performansını izlemedim; şüphesiz ki Ellen Page’ten iyidir ama dram oynayıp komedi/müzikal dalında aday olması diğer adayların es geçilmesine neden oldu.

Genel olarak yanar-döner bir şekilde, “aman ona haksızlık olmasın… dur şu filme de biraz ödül verelim… en iyi yönetmen ödülünü veremedik Tim Burton’a, bari filmi alsın” tarzında bir felsefeyle dağıtıldığını düşündüğüm ödüllerin dağıtımı senaristler sağ olsun bu sene sessiz sedasız geçti, ben de koca gece uykusuz kalmadım. Umarım akademi ödüllerinin de sonu aynı şekilde olmaz. Ben uykusuz kalmaya razıyım. Yemin ediyorum Türk Telekom’un grevi bile yıpratmadı bu kadar beni.  



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2008