Stuck – Çıkış Yok
Re-Animator gibi uçuk bir bilimkurgu/korku filmine imza atmış yönetmen Stuart Gordon 2005 yılında çektiği Edmond filmiyle bünyemde sıkı bir hayal kırıklığı yarattığından “Çıkış Yok”u izlemek için pek can attığımı söyleyemem. Ülkemize İstanbul Film Festivali kapsamında uğrayan, yerli dağıtımcıların gösterime sokmaya tenezzül etmediği ve benim o dönemler tamamen bir zaman kaybı olarak nitelediğim Edmond, aslında kötü bir film olmasa da kesinlikle bana hitap etmeyen bir filmdi. Düzenli ve sıradan giden hayatını birden değiştirme kararı alan “işten eve-evden işe” bir adamın kendini acımasız sokaklarda dini imanı para olmuş insanlar arasında bulması sonucu giderek kafayı yemesi anlatılıyordu. Bunu yaparken vermek istediği mesajları “kör gözüne parmağım” şeklinde anlatan Stuart Gordon’un tavrı pek hoşuma gitmemişti açıkçası.
İnsanların vahşi doğasına ve acımasızlığına bir kez daha el atan Gordon, tıpkı Edmond’ta olduğu gibi burada da içimizdeki şiddetin ortaya çıkması için ne gibi şartların oluşmasının gerekli olduğunu vurguluyor. Fakat bu kez bunu anlatmakta daha başarılı bana göre. Filmi bir türe sokmadan izlemek şüphesiz daha keyifli bir deneyim olacaktır, çünkü saf gerilim filmi bekleyenleri biraz sıkabilir açıkçası. Gordon’ın gazetede okuduğu bir haberden esinlenerek çektiği Stuck, dayandığı gerçek olaylar sayesinde daha kafadan istediği çarpıcı havayı yaratıyor. Üstüne karakterlerin geçirdiği dönüşümler, oyuncuların performansları ve Gordon’ın alttan alta verdiği mesajlar da eklenince film daha leziz bir hal alıyor.
Gündüzleri hasta bakıcı olarak çalışan iyilik timsali kızımız Brandi, akşamları zenci sevgilisiyle kafayı bir güzel çekmektedir. Thomas ise evinden ve işinden olmuş, sokaklarda yatacak yer arayan bir adamdır. Brandi, kafasının iyi olduğu bir akşam araba kullanırken Thomas’a çarpar. Arabanın ön camından içeri girip oraya sıkışan Thomas, o panikle ne yapacağını şaşıran Brandi’nin garajına doğru yol alır. İçinde bulunduğu durumdan nasıl kurtulacağını bilemeyen Brandi, adamı garajında ölüme terk eder, fakat adamdan kurtulması sandığı kadar kolay olmayacaktır.
Biraz Hanake’nin de sularına giren Gordon, görünüşte iyilik meleği olan Brandi üzerinden insanların aslında ne kadar kolay yoldan çıkabileceğini, bir kişinin kendine ne kadar çabuk yabancılaşabileceğini gözler önüne seriyor. Nahif gibi gözüken bir kızı saldırganlaştıran Gordon, onun serseri kılıklı sevgilisi Rashid aracılığıyla da insanların kabuklarının altından neyin çıkacağının hiçbir zaman bilinemeyeceğini anlatmış. İri yapısı, çete elemanı görüntüsüyle korkutucu duran ve asarım keserim şeklinde atıp tutan Rashid’in zoru görünce süt dökmüş kediye dönmesi güzel bir ayrıntı.
Bu ele aldığı “nedensiz şiddet”in nasıl ortaya çıkabileceği sorusu üzerine giden Stuck, bana If İstanbul Film Festivali’nde izlediğim “An American Crime” filmini anımsattı. Sıradan bir ev hanımı olan ve çocuklarıyla uğraşan bir kadının evine aldığı genç kıza günlerce yaptığı işkencelerin anlatıldığı film, ortada herhangi bir neden yokken ortaya çıkan şiddeti çarpıcı bir biçimde anlatıyordu. Dahası mahalledeki küçük çocukların da bu işkence partisine katılması ve olaylar ortaya çıktığında verdikleri ifadeler durumu tam anlamıyla özetliyor. “Neden o kıza işkence ettiniz?” diye soran hakimin çocuklardan aldığı tek cevap şu oluyor: “Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum sayın hakim”.
Bu filmde de, karakter kendi kıçını kurtarma güdüsüyle hareket etse de, durum aynı. Adamcağız kendisini şikayet etmeyeceğini, sadece hastanenin önüne bırakıp bile gitse yeteceğini söylerken, kız içindeki dürtüleri bastıramayıp adamı ortadan kaldırma planlarına kadar götürüyor işi. Belki de kariyerinin en iyi işlerinden birine imza atan Mena Suvari, Brandi’nin aşama aşama nasıl yozlaştığını, hasta bakıcıyken nasıl bir ruh hastası haline geldiğini çok iyi yansıtmış. Ev, hastane ve bilhassa garaj gibi dar mekanlarda çekim yaparak olaya klostrofobik bir boyut katan Gordon’ın bu konuda en büyük yardımcısı Stephen Rea olmuş. Uzun bir süre arabanın camında sıkışık olarak oynayan Rea, mimikleri sayesinde o boğucu havayı daha da gerçekçi yapmış.
Gerekli şartları oluşturduğunuz takdirde insanın içindeki hayvanın ve şiddet dürtüsünün ortaya çıkmasının hiç de zor olmadığını anlatan Gordon, gerek klostrofobik öğeleri, yoldan çıkan karakterleri, gerekse verdiği toplumsal mesajları ve en önemlisi Stephen Rea ve Mena Suvari’nin başarılı oyuncuklarıyla izlenmesi zaman kaybı olmayan bir iş çıkarmış. Stuck, sıradan bir gerilim filmi değil. Bu anlamda beklediğinizi bulamayabilir veya izlenmesi zor sahnelerin ağırlığı altında ezilebilirsiniz. Ama kesinlikle fena bir film değil, hem de hiç..

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|