The X-Files: I Want to Believe – X-Files: İnanmak İstiyorum
“X-Files: İnanmakta Güçlük Çekiyorum”. Filmden sonra “Hayır bunun bir X-Files Filmi olduğuna inanmak istemiyorum!” şeklinde dolanan birçok X-Files hayranının aksine ben filmi tümden bir kayıp bulmadım. Yine de beklentileri karşılamadığı ve vasatı pek de aşamadığına katılmadan edemiyorum. O yüzden bunun bir X-Files filmi olduğuna güçlük çektiğimden böyle bir başlığı daha uygun gördüm.
Öyle deli gibi X-Files takip eden, bütün bölümlerini izlemiş bir adam falan değilim ben ama artık bir televizyon fenomeni haline gelmiş dizi, birçok kişiyi olduğu gibi beni de bir yerinden yakalamıştı elbet. Dizinin yaratıcısı Chris Carter, dizinin bitmesinin ardından süren uzun süreli sessizliğini yeni bir X-Files filminin senaryosunu yazdığını ve kendisinin de yönetmen koltuğunda oturacağını söyleyerek bozmuştu. Yıllardır böyle bir haberin hayalini kuran hayranların beklentisi arttı da arttı doğal olarak. Önceki filmden daha düşük bütçeyle çekilen film, aksiyon sahnelerinin azlığı nedeniyle ve diyaloglara yüklenmenin de etkisiyle sanki beyazperde için değil de televizyon ekranı için yapılmış gibi duruyor. Belki de hayal kırıklığının boyutunun bu denli büyük olmasının nedeni de herkesin adam akıllı bir sinema filmi izleyeceğiz düşüncesiyle gitmesi. Halbuki 2 saatlik özel bir X-Files Bölümü deyip televizyonda verseler bağrımıza bile basabiliriz.
Her bölümde temel olarak belli temalar (uzaylılar, para normal olaylar, yaratık/mutantlar, seri katiller, devlet komploları vs.) üzerinden ilerleyen X-Files bölümlerinin dışına çıkıyoruz bu sefer. Para normal şeyler bekleyenler hiç heveslenmesin çünkü hikayedeki tek mistik öğe, psişik olduğu söylenen bir adamın gördüğü imgeler. Zaten adamın bu yeteneği de tüm film boyunca hem Mulder hem Scully tarafından sorgulanıyor. Bunu yaparken bize de kendi inançlarımızı sorgulatıyor Chris Carter. Carter’ın ele aldığı temanın “İnanç” olduğunu filmin ismi sayesinde 100 metre öteden rahatlıkla anlayabiliyoruz gerçi.
Konu şöyle; FBI’dan uzun süre önce ayrılmış olan ve Katolik hastanesinde doktorluk yapan Scully, tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanan ufak bir çocuğun tedavisiyle uğraşmakta. Mulder ise FBI tarafından arandığı için kendini eve kapatmış ve hayattan tamamen izole etmiş. Batı Virginia’da bir FBI ajanı kaybolunca, Mulder’ın alanına girdiğini düşündüklerinden tüm suçlarını affetmek kaydıyla göreve geri çağırırlar. Scully de haliyle Mulder’a yardıma girişir.
Film boyunca Scully ve Mulder dizide de olduğu gibi “inanç” konusunda iki farklı noktada duruyorlar. Kayıp ajanın bulunduğu yeri ve ona ait izleri gören medyumun hislerine Mulder, daha kolay inanırken; Scully bu konuda kendi inançlarını sürekli sorgulayıp olaya daha rasyonel yaklaşmak istiyor. Yan konu olarak karşımıza gelen hasta çocuğun hikayesi de bu inanç temasına büyük katkı sağlıyor. Scully bir yandan Mulder ile bu mesele hakkında çatışmaya girerken bir yandan da çocuk için zor olacak bir dizi deneysel ameliyat yapma ya da çocuğun huzur içinde ölmesine izin verme arasında gidip geliyor. Ayrıca çocuk için yapılacak bir şey olmadığını düşünen Katolik hastanesinin yönetimiyle kendi inançları arasında da sıkışıp kalıyor.
Mulder’ın bu psişik adama inanmasının altında kaybolan kız kardeşini bulma umudu yatarken, Scully ise kaybettikleri oğulları gibi bu hasta çocuğun da ölmesine izin vermemek için çabalıyor. Yani diziyi takip edenler için keyif verici olabilecek, seriye yapılan bir hayli referans ve gönderme var. Ayrıca diziyi izlememiş olanların da anlayabilmesi için kolay takip edilebilir bir hikaye sunulmuş. Öte yandan tanıtımlarında sanki para normal olaylar ile ilgili bir hikaye sunacaklarını düşünenler için tatmin edici olmayacaktır. Böyle bir dizinin film versiyonundaki tek doğaüstü gibi olan şeyin psişik (olup olmadığından da emin değiliz) bir adam olması sıradan hikayeyi daha yavan hale getiriyor. Diyaloglar konusunda da pek başarılı olmadığını düşündüğüm Carter’ın yaptığı, beni dumurlara sevk eden bir şey var ki söylemeden edemiyorum. Nasıl profesyonel bir doktor ki bu Scully, ameliyat etmeyi düşündüğü çocuk için yapacağı “kök hücre tedavisi” neymiş diye Google’dan arama yaptırıp daha sonra bulduğu verilerle çocuğa ameliyat yapabiliyor? Şu Google şeytan icadı yeminle. Bulmadığı şey yok.
Çok berbat bir film olmasa da serinin hayranlarını memnun etmeyi kesinlikle başaramayan, ortalama bir X-Files bölümünden de çok artı bir yanı olmayan vasat bir film olmuş bana kalırsa. Ama derseniz ki “benim böyle doğa üstü şeylerle işim yok, şöyle hafiften gerilmek, Mulder ve Scully yeniden bir arada görmek bana yeter”, zaten hiç düşünmeden koştur koştur gidip izlemişsinizdir herhalde şimdiye kadar.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|