
|
Türk Kültürü Bağlamında Rock Müzik - Hep Denedin Hep Yenildin; Olsun Gene Dene Gene Yenil. Ama Daha İyi Yenil!*
Nasıl ki çevrenin ve ekolojiksel dengenin devamı için “süreklilik” gerekiyorsa, kültür için de aynı şey geçerlidir. Bir anda değil de zaman içinde değişen ve gelişen kültür, hayatın içinde dünyaya uyarlanan her yeni yenilik gibi kendi devinimi içinde vücut bulmuştur, buluyordur, bulacaktır da.
Her ülkeye ait milletlerin geçmişten günümüze bıraktıkları birer kültürel mirasları vardır. Dünyamızın zenginliği çeşitliliğe dayanmaktadır. Ne kadar birbirimizden farklı olursak, o derecede dünya insanlarının yaşam standartları artar. Kendimize benzemeyen, bizim gibi olmayan, bizim algılarımız ve tahammül sınırlarımız dışında yaşayan insanları reddetmek insani bir suçtur. Halbuki biz şunu biliyoruz; farklılıklarımız zenginliklerimizdir. Bu zenginliği görmek ise önce sanatçılara ve bilge kişilere, sonra da onların aydınlattığı yolu görebilenlere mahsustur.
Bu çeşit incelikli bir yaklaşımdan kimimiz rahatsız olsa da, kimimiz hiç önemsemese de, kimimiz de olması gerekenin bu olduğunu söylese de kültür, kültür aktarımı, kültür değişimi ve kimilerine göre gelişimi göreceli kavramlardır. Bazılarımız başka kültürlerin toplumumuza uyarlanmasına katlanamazken, bazılarımız yeni şeyler denemek isteyebilir. İşin esası; kim ne çeşit ve hangi düşüncede yaşarsa yaşasın mühim olan “saygı” duymaktır. Saygının olmadığı yerde sevgi de olmaz dostluklar da kurulmaz.
Özellikle Türkiye gibi arada kalmış bir ülke için kültür kavramı hassas bir meseledir. Türkiye, dini bakımdan İslami öğretilerle bugüne kadar geldiği için, toplumun yaşayışı da buna göre şekillenmiştir. Genellikle paylaşımcı, toplumcu ve tutucu bir hayat tarzını benimseyen Türkiye, siyasi açıdan da kısır kalmıştır. Ne tam olarak gelişebildiğini ne de tam olarak geride kaldığını söyleyebiliriz. Üstelik darbeler atlatmış bir ülke olması bakımından Türkiye, sar geriye en başından anlayışıyla kendini tekrar tekrar kurmuştur.
12 Eylül sonrası kendini hızlı bir yapılanmanın içinde bulan Türkiye, diğer medeniyetler gibi basamakları teker teker değil de, üçer beşer çıkmanın sıkıntısını hep yaşamıştır. Daha henüz sindirilemeden farklı bir şeyin ülkeye giriş yapması insanları şaşkına çevirmiş, ayak uydurma çabalarında bocalama yaşanmasına neden olmuştur. Hatta usta yazar Buket Uzuner, Kumral Ada~Mavi Tuna adlı kitabının bir bölümünde “Yanılmıştık. Hepimiz yanılmıştık. Hepimizin bir an önce modernleşmek istediği yıllardı…” diye bahseder bu dönemden. Ama ve lakin, bu ülkenin insanları neyle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar bir huylarından hiç vazgeçmediler: Topluma zararı dokunacağını düşündükleri bir şeyi, anlamadan, dinlemeden, sorgulamadan reddettiler. İşte rock müziğin Türkiye’deki asıl dramı buydu!
“Asi” gençler çocuklara kötü örnek olmamalıydı. Erkekler saç uzatmamalı, ecnebi sakalı bırakmamalı, küpe takmayı akıllarından bile geçirmemeliydiler. Kızlar aykırı ve rahat davranmamalı, hanım hanımcık olmalı, giyiminden kuşamına oturmasından kalkmasına kadar her şeyine dikkat etmeliydi. Çünkü büyüklerimiz anne-babalarından böyle görmüşlerdi. Ama bir anda “rockçı” diye bir kavram türemiş, rockçıların fotoğrafları gazetelere bol bol malzeme vermiş ve en önemlisi ise rock şarkıları başka bir dünyanın mümkün olacağını vurgulamıştı. Ama Türk toplumunda bu tür hareketler “sapkınlık” olarak görülmekteydi. Hiçbir şeyin değişmeden aynı kalmasını öyle çok arzu ediyorlardı ki, en çirkin itirafları rock müzisyenleri ve dinleyicilerinin üzerlerine atmakta hiçbir sakınca görmemişlerdi. Ancak değişmeyen hiçbir şey yoktur. Evrende her şey bir değişim ve devinim halindedir. Yıllar geçtikçe yüzümüz değişir, saç rengimiz değişir, kültürümüz ve yaşayışımız değişir; evler, arabalar, sokaklar, şehirler değişir ve önemli olan da bu değişimleri “deneyimleyebilmektir.” Yüzümüzü aydınlık geleceğe çevirip, payımıza düşeni almaktır. Bunlar için de deneyimlemelerimizin sağlıklı olması gerekir ki, tekrar aynı şeyleri yaşamayalım. Yılmaz Özakpınar “Kültür Değişmeleri ve Batılılaşma Meselesi” adlı kitabında bahsediyor: “Neredeyse üç yüz yıldır biriken değişme deneyimi sonucunda Türk toplumu bugün de şaşkın bir durumda denemelere devam ediyorsa, deneyimlerin işe yaradığını söyleyebilir miyiz?”
*Samuel Beckett.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|