Yeni internet ikonu: Gala Gonzalez Röportajı

İnternetin meşhur ettiği kızcağızlardan artık sıkıldık. Ancak bütün bu furyanın içinde kendini gösterenler de yok değil. Mesela İspanyol oluşundan hiçbir şey kaybetmemiş, fotoğraflarından bile Akdeniz sıcaklığı yayılan Gala Gonzales…22 yaşında bir moda tasarımı öğrencisi olan Gala, tabii ki bir diğer ‘ikoncan’ olan Cory Kennedy’le kıyaslanıyor ancak blogunda ve Fotolog’da yansıttığı hayat çok daha mütevazı görünüyor. Biz de bu hayattan ve Gala’nın inanılmaz stilinden ipuçları yakalamaya çalıştık:

-Merhaba Gala. Her şeyden önce biliyoruz ki birden bire Avrupa’da İngiltere’de, hatta Amerika’da ünlü oldun. Bunun blogun veya fotolog’una bağlı bir şey olduğunu az çok biliyoruz. Ancak gerçek hikâye nedir? Bütün bunlar nasıl oldu ve bunlar olmadan önce neler yapıyordun? Anlatmanda sakınca yoksa “önceki” hayatından biraz bahseder misin?


Tabii ki yok. Moda işinin içinde bir aileden geliyorum ve bu yüzden 17 yaşında okuldaki son yılım için Londra’ya taşındım. Daha sonra Barcelona’ya Gazetecilik okumaya gittim ancak 1 yıl sonra modanın benim kanımda olduğunu fark ettim. Fark ettim ki moda benim sadece ‘trendy’ olduğu için yapmak istediğim şey değildi. Ben gerçekten modayla ilgili iyi ve kötü her şeyi biliyorum/biliyordum. Ve 2005 yılında burada Londra’da Üniversite’de moda okuyabileceğim bir yer buldum ve taşındım. O zamandan beri yaptığım bu…

- Tasarımlarında en çok nelerden etkileniyorsun? Bu belli başlı biri olabilir, sanat olabilir, hayatımızda yatan sıradan bir şey olabilir…

Müzik, sanat ve sinemadan etkileniyorum. Evet, aslında birkaç hafta içinde olduğum, ilgilendiğim her şey beni onunla ilgili bir şey tasarlamaya itiyor.

- Peki yapabilseydin kim için tasarım yapmak isterdin?

Moda endüstrisinde tasarım yapmayı isteyebileceğim birkaç harika isim var; Chanel, Balenciaga, Chloe gibi…



- Modellk de yaptığını biliyoruz. Favori bir modelin var mı?

Yok. Aslında ben esmerleri seviyorum ama son zamanlarda bütün ünlü modeller sarışın hahaha! Her neyse mükemmel bir vücuda sahip olduğu için Gisele Bundchen. Ama bu günlerde bir diğer İspanyol olan Marina Perez’e bayılıyorum.

- Aslında az önce cevabımızı aldık ancak müzik senin için ne ifade ediyor? Stilinde bir etkisi olduğunu düşünüyor musun? Ve nasıl?

Tabii ki etkisi var! Hatta en büyük ilham kaynağım olduğunu söyleyebilirim. Yüksek sesle müzik dinleyip gardırobumla oynayıp oradan komik ‘outfit’ler yaratmayı seviyorum. Her şey olabilir; 60’lar, ‘rock chic’ vs.

- Biliyoruz ki vintage’la ciddi anlamda ilgileniyorsun. Ama stilini tam olarak nasıl nitelendirirsin?

Aslında, hep şunu diyorum: Stilim vintage parçalar ve ‘designer’ parçaların bir karışımı. Bir çift harika Marc Jacobs ayakkabıyı vintage bir elbiseyle birleştirebilirim ya da tam tersi…

- Sen aslında bir öğrencisin ve kreatif direktörsün. Ama bugünlerde ‘blogger’ olarak tanınıyorsun ve stil ikonu olarak anılıyorsun. Gerçekten dışarıdan görndüğü kadar eğlenceli mi bu?

Dünyadaki her şey gibi bunun da iyi ve kötü yanları var aslında. Kıskançlık her yerde ve biz kızlar birbirimize karşı ‘bitchie’ ve korkunç davranıyoruz, bu bilinen bir şey ve suçlanacak biri yok. Aynı zamanda ne kadar fazla insana sabahları ayna karşısında yardım ettiğini duymak da her zaman insanı çok mutlu eden bir şey. Ve bu gerçekten paha biçilemez…



- Genellikle Cory Kennedy ile kıyaslanıyorsun. Sana bir şey ifade ediyor mu bu? Yani, onunla aranda ortak bir yan görüyor musun? Ne düşünüyorsun bu karşılaştırma hakkında?

Bence insanlar birini diğerleriyle karşılaştırmaya bayılıyorlar. Bu sadece “yeni bir tane daha geliyor işte!” diyebilmek için… Kötü bir alışkanlık… Cory ile ortak bir şeyimiz olduğunu da düşünmüyorum. Görünüşümüz bile farklı. Paris’te onunla tanıştım ve diyebilirim ki gerçek hayatta oldukça farklı görünüyor. Stilimiz söz konusu olduğunda da herhangi bir ortak nokta göremiyorum. Onun kendine özgü bir stili var, benim de öyle…

- Senin stilin 70’leri andırıyor. Sen de böyle mi düşünüyorsun? Hangi moda çağı seni en çok etkiliyor?

En çok 70’li yıllardan ilham aldığım doğru. 80’ler ve 90’lar da öyle. Ama stilimi tarif etmek için belli bir dönem söyleyemem.

- Merak ediyoruz, dolabında atman gereken ama bir türlü ayrılamadın bir parça var mı?

Tonlarca! Mesela çok çirkin bir çift Bally ayakkabım var ve yıllar önce onlardan kurtulmalıydım!

- ‘Moda faciası’ diyebileceğin bir şey var mı?

Şapka ve kovboy botları, ama ikisi birlikte!



- Bu sezon un en ‘cool’ trendi ne sence?

Dantel bu sezon revaçta… Ayrıca ekoseler bu sezon beni oldukça eğlendiriyor.

- Peki sence müzikte, sinemada ya da modada neler insanlara yön verecek?

Asla bilemezsin, bekleyip görmek gerekiyor. Çünkü yaşadığımız çağ 60’lar, 70’ler veya 80’ler gibi değil. Her alanda her şey mümkün! Ama yalnızca biz insanların keşfedeceği şeylerle bu mümkün…

- Peki, İngiltere hakkında en iyi şey? Ve İspanya’nın en iyi şeyi? İki ülkeyi kıyaslamanı istesek ne derdin? Sence Londra sokakları moda adına daha ilham verici mi? (Biz öyle düşünüyoruz da…)

Tabii ki Londra bu konuda daha ilham verici… Biz maalesef 1975’e kadar bir diktatör tarafından yönetilmenin bedelini ödüyoruz hala. Dolayısıyla diğer her şey gibi moda da İngiltere gibi liberal ülkelere kıyasla daha kötü pozisyonlara geldi. Yine de olabildiğince çabuk geliştirmeye ve ilerilere taşımaya çalışıyoruz modayı İspanya’da. Ama tabii k zaman alıyor. İspanya’da stil sahibi insan bulmanız çok kolay ama İngiltere’de her yerde bulmak daha kolay. (Aslında gerçek sebep bu) İngiltere hakkında en iyi şey? Hımm... Her zaman inanılmaz derecede kibarlar. İspanya hakkındaki en iyi şey ise yemek!

- Son olarak, tutkuların, planların nedir? Gelecek için, şu an için?


Benim en büyük tutkum moda! Ve köpeğim, seyahat etmek, hayatımı etkileyecek yeni insanlar ve kültürler tanımak yani daha çok dünya görmek!

- Röportaj için çok teşekkürler Gala. Adios.





Anasayfa>>
Moda Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010