 |
| |
 |
Isır Beni!: Sinemada Vampirler
Vampir filmleri hep ilgimizi çekmiştir; aristokrat ve korkutucudan öte, çekici bir yön verme eğilimimiz vardır vampirlere. Korkutucu oldukları muhakkak ama reddedemediğimiz bir garip cazibeleri de var onların, nedense. Devam >> |
|
|
|
 |
 |
| |
 |
Lola + Bilidikid – Lola ve Bilidikid
Sanırım birçok kişi gibi benim de Kutluğ Ataman ile tanışmam şu çok ses getiren “İki Genç Kız” filmiyle oldu. Buradan filmi izlemiş olduğum anlamı çıkmasın. Haberdar oluşum tamamen Vildan Atasever’in aldığı ödül sayesindedir. Kendisinin, Antalya Film Festivali’nde, Beste Bereket ile paylaştığı “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nü almasının ardından Nurgül Yeşilçay’ın durumdan hoşnutsuzluğuna varana kadar yapılan tartışmalar filmin sağlam bir reklamını yapmıştı. Tesadüfen keşfettiğim ve “iyi ki de yönetmenin ilk izlediğim filmi oldu” dediğim Lola ve Bilidikid sayesinde şu anda Kutluğ Ataman gözümde ve gönlümde çok farklı bir yerde duruyor; ve İki Genç Kız, ne kadar balon bir film çıkarsa çıksın bunu yok etmesi mümkün olmayacak. En kısa zamanda ilk filmi “Karanlık Sular”ı da izlemeyi bir kenara not ettiğimi belirtip filme geleyim. Devam >> |
|
|
|
 |
 |
| |
 |
Closing the Ring – Kayıp Yüzük
Tarih ve aşk. Çok daha büyük şeyler bekliyorum filmden ama sadece oyuncuların büyüklüğüne bakmamak gerektiğini bir kez daha anlıyorum. Filmin boş geçen ilk yarım saatini kimin kimle evli, kimin kime aşık olduğunu anlamaya çalışarak geçiriyorum ve koskocaman bir düğüm olan filmin en sonunda benim tahmin ettiklerimin dışında başka bir şey yaşanmaması ve herkesin beklediği son ile bitmesi de ayrı üzüyor beni. Devam >>
|
 |
 |
Three Kingdoms: Resurrection of the Dragon - Üç Hanedan: Ejderin Dirilişi
Gökyüzü tek düzedir, güzeldir ama birkaç renktir. Hemen hemen her yerde aynıdır. Geceleri, gündüzleri, denize rengini, hayattan keyfi almasını bilenlerin yüzlerine gülümsemesini verir. Güneşi karnında tutar, ekinlerimizi besler, bizleri sever, rüzgârıyla okşar. Kızdığında fırtınalar kopar, bulutlarıyla güneşi saklar. Üşütür bizi, ısıtır bizi ama her halükarda güzeldir. Sadece kafamızı kaldırarak onu görmek büyük bir lütuftur. Her hali ne kadar farklı olsa da birbirine benzer bir bakıma. Gökyüzü gibidir Asya’dan gelen filmler. Birbirine benzer ama farklıdır, bir bakıma güzeldir.Devam >>
|
 |
 |
Get Smart – Akıllı Ol
Mel Brooks’un 89 tarihli komedi dizisinden uyarlanan Get Smart, casus filmlerinin klişe unsurlarıyla dalga geçeyim derken kendisini de casus komedilerinin artık klişe haline gelmiş unsurlarını kullanırken buluyor. Artık klişe olmuş sakar casus tiplemeleri, bir yerden sonra bıkkınlık verici hale gelebiliyor. Yine de bereket versin, yönetmen Peter Segal, türevlerinden farklı bir şey sunmamasına rağmen Austin Powers gibi olayı sulandıran bir filmle karşımıza gelmemiş. Ayrıca Steve Carell gibi bir ismi bünyesinde barındıyor olması nedeniyle de güleceğimizin garantisini daha kafadan veriyor zaten. Nitekim onun sayesinde bayağı bir eğlenip kahkahalar attığımı da söylemem lazım.Devam >>
|
 |
 |
Majdnem szüz - Ruhuma Asla
80’li yaşlarını süren Macar yönetmen Péter Bascó, ülkesinin kapitalist sisteme uyum sağlamaya çalışırken yaşadığı zorlukları, genç bir çiftin öyküsü üzerinden anlatıyor. Ruhuma Asla, hem konusu hem de yönetmenin bu konuya yaklaşımıyla ilgi çeken bir yapım. Fakat aynı zamanda "narin" içeriği ile perdeye yansıtılması zor bir film. Neyse ki birkaç eksikle olsa bile yönetmen bunu başarı ile gerçekleştiriyor.Devam >>
|
 |
 |
99 Francs – 9.99 YTL
Beyaz perdedeki kitap uyarlamaları herkesin dudaklarında farklı bir lezzet bırakıyor. Kimisi çok seviyor, kimisi filmdeki sahneleri kitabı okurken kurduğu hayallerle örtüştüremediği için nefret ediyor. Kısaca insandan insana değişiklik gösteriyor. Aynı şey, Hollywood’un son zamanlarda bayıla bayıla yaptığı yeniden çekim filmler için de söylenebilir. Kimisi orijinal Asya versiyonunu beğeniyor, kimisi içine bolca özel efekt konulmuş pahalı Hollywood versiyonunu.Devam >>
|
|
|
|
 |
|
|