Majdnem szüz - Ruhuma Asla

80’li yaşlarını süren Macar yönetmen Péter Bascó, ülkesinin kapitalist sisteme uyum sağlamaya çalışırken yaşadığı zorlukları, genç bir çiftin öyküsü üzerinden anlatıyor. Ruhuma Asla, hem konusu hem de yönetmenin bu konuya yaklaşımıyla ilgi çeken bir yapım. Fakat aynı zamanda "narin" içeriği ile perdeye yansıtılması zor bir film. Neyse ki birkaç eksikle olsa bile yönetmen bunu başarı ile gerçekleştiriyor.

Boróka Arva, devletin 18 yaşına giren kişilere “yeni bir hayata başlama”ları amacıyla verdiği parayı, doğum gününü kutlamak için harcamaya karar verir. Beş yıldızlı bir otelde erkek arkadaşı János’la birlikte kendisini insan gibi hissedeceği üç-dört gün geçirir. Ama paraları bitince bu güzel rüya da sona erer. János ise paranın bitmesinden sonra Boróka’dan habersiz bambaşka planlar yapmaktadır. Oteldeki yaşlı ve zengin erkeklerin kız arkadaşına nasıl baktıklarını fark etmiştir. Bu durumdan yararlanmak isteyen János, Boróka’yı bu adamlardan biriyle bir gece geçirmesi konusunda ikna eder. Boróka hiç istemediği halde bu öneriyi kabul eder ve geceyi yaşlı bir adamla geçirir. Ancak yaşlı adam bu heyecana dayanamayıp kalp krizi geçirince, çok korkan genç kız parayı da almadan, oradan hızla kaçar. Bu arada Boróka, János’ın evine taşınmış, mütevazı bir hayat kurmayı ummaktadır. Ama János kötü niyetli planlarından vazgeçmez, ve sevgilisini bir motosiklet karşılığında Ronaldó adlı pezevenge satar. Boróka kısa sürede iyi para kazanan küçük bir hayat kadını olur. Yaşadığı hayattan hiç memnun değildir. Çalışmadığı zamanlarda, eski çocuksu ve masum Boróka olmaktadır. İzin günlerinden birinde Móric adlı bir vitrin tasarımcısıyla tanışır ve onun evine taşınır. Aralarında tuhaf bir ilişki başlar. Móric, Boróka’ya yaşadığı bu hayattan kurtulması için yardım eder ve onun hayat kadınlarının yaşamlarını yeniden kazanmaları için düzenlenen bir kursa katılmasını sağlar. Ne var ki Ronaldó, Boróka’yı elinden kaçırmayı istememektedir ve bunun için engel olarak gördüğü Móric’e de gözdağı vermekten kaçınmaz. Ne olursa olsun Boróka kararlıdır ve kursa kayıt yaptırması için gerekli lise diplomasını da alarak Ronaldó’dan gizli gizli kursa devam eder. Orada yeni arkadaşlıklar kurar ve daha insanca bir hayatla tanışır. Ama yine de, Ronaldó’nun tehditleri, eski sevgilisi János’un yeniden birlikte olma teklifleri ve Móric’in sevgi dolu arkadaşlığı arasında bocalamaktadır.

Filmin biz "Türkler" için en dikkat çeken sahnesi şüphesiz birkaç Türk Tır Şoförü’nün yaptığı alem. Doldurulan rakılar, pos bıyıklı, atletli şoförler ve "dikkat et abi et yanmasın" replikleri ise Türk olduklarının en büyük kanıtı. Ve tabii ki eski Türk filmlerindeki gibi sırayla cinsel ilişkiye girdikleri Boróka, bu alemin temel taşı. Her şey bittiğinde ve geride çöplerle, Boróka'yı bırakıp olay yerini terk eden Türklerin ardından manzara içler acısı: Kullanılıp bir kenara atılmış, siyah rimeli gözlerinden akmış bir şekilde boşluğu anlamsızca süzen bir kız... Artık onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Her ne kadar mutluluk için çalışsa da o gün, yüreğinde kocaman bir delik olacak kalacaktır. Filmin sonunda aşkı ve doğru kişiyi bulsa da Boróka eskisi gibi olamayacaktır.

"Ruhumu Asla", "ruhumu değil, sadece bedenimi satıyorum" bahanesiyle yaşamaya çalışan bir masumun hikayesi gibi duruyor. Boróka'nın sanki uyuşturucuya kapılmışçasına bu işi bırakamaması belki de fahişeliğin yüksek gelirinden kaynaklanıyor. Devletin verdiği bir miktar para ile otele giden ve otelde bedenini kiralamaya başlayan Boróka, yine para kazanma uğruna buna devam ediyor. Filmde para hiçbir zaman şans veya mutluluk getirmiyor. Tam tersine Boróka'nın masumiyetini yavaş yavaş kaybetmesine ve kötü yola saplanıp kalma nedeni oluyor. Tabii yönetmenin, kör göze parmak sokarcasına bulunduğu kapitalist sisteme atıflar bununla da sınırlı kalmıyor. Film boyunca hep karşımıza tekrar tekrar çıkıyor ve bu sistemin ne kadar acımasız, insanları ise ne kadar hor gördüğünü anımsatıyor. Film süresince her sosyal tabakadan insanla karşılaşıyoruz ve maddi gücü yüksek, üst tabakanın amacının cinsel ilişki, hor görülmüş ve ezilmiş, fakir alt tabakanın amacının da tensel temas ve sevgi olduğuna şahit oluyoruz. Film, belki böylelikle, ezilen insanlar sayesinde sistemin dengelerinin dimdik ayakta durduğunu anlatıyor.

Afişinde yazdığı gibi aşkın en kadar tehlikeli olabileceğini de gösteren film, yönetmenlik bakımından başarılı ile kotarılmış. Böylesine narin bir konunun +13 sınırlandırılmasına şaşırmıştım. Nasıl başarmışlardı? +13 ile sınırlandırılan cinsellikle nasıl başarılı bir şekilde fahişenin yaşadıkları anlatılabilirdi ki? Senaryonun iyi yazılmış olması sebebiyle film için bütün bu sorunlar ortadan kalkıyor.



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010