Get Smart – Akıllı Ol
Mel Brooks’un 89 tarihli komedi dizisinden uyarlanan Get Smart, casus filmlerinin klişe unsurlarıyla dalga geçeyim derken kendisini de casus komedilerinin artık klişe haline gelmiş unsurlarını kullanırken buluyor. Artık klişe olmuş sakar casus tiplemeleri, bir yerden sonra bıkkınlık verici hale gelebiliyor. Yine de bereket versin, yönetmen Peter Segal, türevlerinden farklı bir şey sunmamasına rağmen Austin Powers gibi olayı sulandıran bir filmle karşımıza gelmemiş. Ayrıca Steve Carell gibi bir ismi bünyesinde barındıyor olması nedeniyle de güleceğimizin garantisini daha kafadan veriyor zaten. Nitekim onun sayesinde bayağı bir eğlenip kahkahalar attığımı da söylemem lazım.
Hazır sektör de yavaş yavaş tökezlemeye başlamışken, bir çıkış kapısı arayan Hollywood, bildiğiniz gibi çareyi roman uyarlamalarında ve yeniden çevrimlerde buluyor. Bu furyadan da düşük bütçeli, eski tv dizileri de nasibini almadı değil. Görevimiz Tehlike’den Charlie’nin Melekleri’ne kadar kısıtlı imkanlarla çekilen ama tv izleyicisinin de o dönemler oldukça keyif aldığı yapımlar, Hollywood’un devasa bütçeli yapım şirketleri sayesinde beyazperde yüzü görebildiler. Gördüler görmesine de o teknik yetersizliklerle çekilen yapımların saf aksiyon haline dönüştürülen yeni halleri eskilerin verdiği tadın yarısını kadar bile veremedi maalesef.
Yaşım tutmadığından Mel Brooks’un Get Smart dizisine aşina olduğumu söyleyemem. İçerik bakımından kıyaslama yapamasam da onun da yeniden çevriminin bu büyük bütçeli çevrimlerden biri olduğunu söyleyebiliyoruz rahatlıkla. Özellikle sonlara doğru, aksiyon anlamında şu bahsettiğim örneklerden pek de geride kalmıyor desem yeridir. Klasik casus filmlerine dönüp komedi olmaktan çıkmasaymış ve o aksiyon sahneleri yerine daha fazla espri patlatsalarmış daha da keyifli bir film olup çıkabilirmiş Get Smart.
Konumuz şöyle ki; Control adı verilen organizasyonda analiz bölümünde çalışan Maxwell Smart uzun süredir saha görevine terfi ettirileceği günü iple çekmesine rağmen, pek de ciddiye alınan bir adam olmadığından da dolayı, bir türlü saha ajanı olamamaktadır. Kaos adı verilen örgüt Control’ün ana merkezine saldırınca ve tüm saha ajanlarının kimlikleri ortaya çıkınca, bu ulvi göreve Smart’ı vermekten başka çare kalmaz. Smart, ortağı ajan 99 ile maceradan maceraya atılıp Kaos’u durdurmaya çalışır.
Casus komedilerinden alışkın olduğumuz üzere, misal Johnny English, Smart da sakar ve görevlerini eline yüzüne bulaştıran bir adam. Yalnız Rowan Atkins’in salak tiplemesine kıyasla Maxwell, daha zeki bir adam(zeki ama çalışmıyor ablası). Burada hemen Carell’ın müthiş tiplemesinden bahsetmem lazım. Karakterin en başarısız olduğu durumlarda bile Carell’ın öyle ciddi, hiç istifini bozmayan bir yüz ifadesi var ki ve içinde bulunduğu komik durumla çelişen öylesine absürd bir ifade ki bu, herhangi bir espri olmasa bile size dakikalarca kahkaha attırabiliyor. Zaten espriler yeterince komikken Carell’ın mimik ve tavırları olaya bambaşka bir boyut katmış. Smart rolünde kendisinden başka birini hayal edemiyorum açıkçası.
Bir de ortağından bahsedelim sahi. Ciddi ve işinde oldukça profesyonel Ajan 99, beceriksizliği nedeniyle sürekli işleri berbat eden Smart’ın kıçını kurtaran isim oluyor genelde. Hem oyunculuk hem de güzellik anlamında performansının kesinlikle görülmesini önerdiğim Anne Hathaway, ilk defa bir filmde bu kadar seksi, dişiliğini ve güzelliğini sonuna kadar kullanan bir rolde (Salondaki bayan izleyicilerin bile ağızları açık izlediklerine şahit olmuşluğum var). Steve Carell ile arasındaki uyuma gerçekten çok imrendim ve filmin setinde olmak istedim açıkçası. Çekerken çok eğlendikleri her hallerinden belli oluyor. Yan rollerde usta oyuncu Alan Arkin ve “The Rock” lakaplı eski güreşçi Dwayne Johnson ise daha da şenlendirmişler ortamı. Ayrıca Heroes’un Hiro’su Masi Oka’yı, Abd Başkanı olarak James Caan’ı ve çok kısa bir rolde Bill Murray’i de görmek mümkün.
Filmle ilgili şaşırtıcı bir detay da, Kara Şövalye’yi falan duman edip gösterildiği kısa sürede gişede tepeye tırmanmış olması. Biz o kadar Kara Şövalye, Titanic’i ezecek geçecek derken, Get Smart hem yapımcılarını hem seyirciyi şaşırtarak müthiş bir çıkış yaptı; ve şu anda 1 milyar dolarlık hasılatıyla “dünya çapında en çok hasılat yapan filmler” listesinde 4. Sırada oturuyor. Bu beklenmeyen başarının ardından ikincisi de yakındır zannedersem. Get Smart, klasik casus komedilerinden daha farklı bir iş olmasa da renkli oyuncu kadrosu ve nispeten az sulu esprileriyle eğlenceli bir seyirlik. Aslında 6’lık bir film olmasına rağmen Carell’ın ciddi, aynı zamanda komik yüz ifadesi ve Anne’in güzelliğinin hatırına 7 verebilirim sanırım. Evet, evet, oldu bu puan...

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|