Closing the Ring – Kayıp Yüzük

Tarih ve aşk. Çok daha büyük şeyler bekliyorum filmden ama sadece oyuncuların büyüklüğüne bakmamak gerektiğini bir kez daha anlıyorum. Filmin boş geçen ilk yarım saatini kimin kimle evli, kimin kime aşık olduğunu anlamaya çalışarak geçiriyorum ve koskocaman bir düğüm olan filmin en sonunda benim tahmin ettiklerimin dışında başka bir şey yaşanmaması ve herkesin beklediği son ile bitmesi de ayrı üzüyor beni.

II. Dünya Savaşı sırasında düşen uçak ve geçmişe saplanıp kalmış, çocuklarını pek umursamayan yaşlılar etrafında gelişiyor olaylar. Yıllar önce kaybolmuş olan ve uzun süredir aranan yüzük de İrlanda’nın Belfast kentinde bulununca, oradaki insanların niye bu yüzüğü aradığı gibi birçok soruyla baş başa kalıyor ve heyecanı yeni yeni artmaya başlayan filmi daha bir istekli izliyoruz.

Film sürekli geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor. Mekanlar ise günümüz Amerikası ve II. Dünya Savaşı’nda çatışmanın olduğu İrlanda. Sinir bozucu zaman değişikliklerinden sonra günümüz İrlandası’nda ise hala terör devam ediyor. Filmde tarihi bölümlerdeki savaş konusunun çok üstüne gidilmemiş olsa da karakterleri fazlasıyla tanıyoruz. Bu da filmin yönetmeni Richard Attenborough ‘u getiriyor aklımıza. Biyografik filmleriyle dikkat çeken yönetmen, tarih konularını çok yüzeysel geçip, burada da yine kendi türünden kayamadığını açıkça gösteriyor.

Harbe giden bir genç ve bu gencin savaşta ölmesi üzerine arkada bıraktığı sevgilisi gibi alışılagelmiş karakterler ve adamın ölümü üzerine kızın yas tutması gibi klasik bir tema var. Bu klişeler bize diğer klasik tarihi aşk filmlerini anımsatmaktan uzağa gidemiyor maalesef. Genç, sevgilisini güvendiği en yakın 2 arkadaşına bırakıp gidiyor. Bıraktıktan sonra karışık aşk döngüleri ve İrlanda ile çıkan bağlantılar diğer filmlerden biraz da olsa ayrı kılıyor “Kayıp Yüzük”ü.

İzleyicilerin, tarihten çok biyografik bir anlatımı olan Closing the Ring’i tercih etmelerinin en büyük sebebi ise usta oyuncu Shirley MacLaine ve onun gençliğini canlandıran “The OC”den tanıdığımız Mischa Barton, bana kalırsa. ‘Jimmy’ rolündeki Martin McCann ise neşeli gülümseyişiyle bu iç karartıcı filme biraz da olsa renk katmayı başarıyor. Ethel Ann’in ilk defa duyduğumuz hıçkırıklarıyla kapanan bu sıkıcı filmi; ancak savaş sahnelerinden çok karakterlerin gelişimine önem veren dram filmlerini sevenlere tavsiye edebilmekle

 



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010