T-Rex

Güzide dergimiz Reset! Magazin'in bu köşesini takip?!? edenler edindiğim plakların kaynaklarından birinin Bağdat olduğunu hatırlayacaklardır. "Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz" tespitinin ikinci kısmında yeller esiyor olsa bile Bağdat'ın diyarlığını es geçip plak hikayesine dönelim.

Bir hatırlatma; Bağdat'ta iş nedeniyle bulunuyor ve Saddam Hüseyin isimli kişi henüz yakalanmamış iken bir müziğe ihtiyaç duymuştum. İş icabı ihtiyacım olan yerel müziği elde etmek için en yakın adres ise otelin penceresinden baktığımda gördüğüm müzik dükkanı olarak görünüyordu. Hırsızlık ve haraç nedeniyle son derece kısıtlı zamanlarda açık olan Elvis posterli bu dükkana açık gördüğüm an koşarak gittim. İçeri girdiğim ilk 10 saniye içindeki düşüncelerim şöyleydi : "Bu cd ler çekme, çakma ama plaklar?? Plaklara bak!! Bunlar harbi, bunlar orijinal, Bulgar ya da Rus falan değil ya!!". Evet sevgili Reset! okuyucuları dükkanın içerisi bir plak cenneti idi. Dükkanın sahibi ile yerel müzik sohbeti ve isteğime ulaşmam ve akabinde dükkanın sahibine samimiyet testi uygulamam;

-Bu cd ler orijinal mi?
-Hayır değil, orijinalleri bende ama istersen sana çekerim
-Peki bu plaklar orijinal mi? Yani Bulgar vs değil değil mi?
-Hayır, Amerikan, İngiliz, Alman vs. plakları bunlar!
-(Vay anasına be!)Satılık değil mi bunlar?(Yaşasın ya!!)
-Satılık
-(Cennet bu demek!)

Evet sevgili okuyucular, müzik esnafına "ben 3-5 tane almayacağım ki, çok alacağım, çoook" deyişim ve fiyatı aşağı çekişim. Sonra aldığım 130 adet plağı otele bıraktıktan sonra plakları taşıyabilmek için büyük bavul almaya çıkışım. Bu arada 130 adet plak için ne kadar ödediğimi söylemek istemiyorum çünkü söylediğim an bazı insanlar tarafından nefret ve hasetle anılacağıma eminim. Ama Doların orada değerli olduğunu ve asıl olarak hayati ihtiyaçların insanların önceliğinde olduğunu söylersem ödediğim paranın azlığını anlayabilirisiniz. Ve elbette hepsi 2. el plaklardı ve fakat bir vakıfın arşiv plakları olduğu için kondisyonlarının genel olarak harika olduğunu da ekleyeyim.

İşte o plaklardan üçü; Glam-Rock'ın bana göre en iyisinden bu plaklar, T-Rex'ten. Solist ve gitarist Marc Bolan'ın önderliğinde ve hatta tam hakimiyetindeki grup 60'ların sonundan 70'lerin sonuna kadar çıkardığı albümlerle 70'ler Rock sahnesi için birkaç grupla beraber "tanım" görevi görmüştü. Resimde gördüğünüz albümler 1971 tarihli "Electric Warrior"(siyah olan), 1972 tarihli "The Slider"(şapkalı) ve 1974 tarihli "Zinc Alloy and the Hidden Riders of Tomorrow". Her üçü de T-Rex isminin görkemine uygun kayıtlar. Fakat özellikle "Electric Warrior" plağı için özel hisler besliyorum desem sanırım yanlış olmaz bu. Özellikle bir "Monolith"var ki, onu dinlerken hissettiğim şeyleri benzettiğim bir başka hisleri sormayınız, söyleyemem! T-Rex zamanının doğallığı ve hesapsızlığını glam-rock'ın çiğliği ile birleştirirken aynı anda ışıldamayı da başarıyor, son derece çekici de olabiliyor. 80'lerdeki glam-rock'dan evrilen!! hair-rock'ı dinleyip glam-rock'tan soğuyanlardan ya da bu tarzı küçümseyenlerdenseniz eğer şunu biliniz: şu gün ki Indie ve alternatif sahnesinin en önemli beslenme kaynağı ve öykünülen ismi David Bowie'nin kökleri glam-rock'tadır. T-Rex'in o son derece güçlü çenesi ve keskin dişlerinin ruhunuzdaki rock pürüzlerini yoketmesi dileklerimle..



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010