Melissa’nın Plastik Rüyaları

Çocukluğumuzdan bu yana, denize girerken giymek için aldığımız şeffaf plastikten yapılmış, jelibon gibi görünen, kokan ayakkabıların ve sandaletlerin son yıllarda büyük mağazaların vitrinlerinde; çok satan moda dergilerinde boy göstermesi artık hiçbirimize garip gelmiyor. Büyük markalar, ucuz plastiği bir bir keşfediyor ve sandaletler çocuklardan genç kadınların ayaklarına terfi ediyor. Sandaletler de bu değişime ayak uydurup topuklu ve feminen bir görünüm kazanıyor.

Melissa, bu değişimi kurulduğundan bu yana kanıtlayan en büyük ayakkabı markası olarak anılıyor. 1979’dan bu yana plastik ayakkabının verdiği rahatlık ve kullanım kolaylığı dışında döneminin bütün trendlerini takip ederek dünyaca ünlü tasarımcı ve modacılarla çalışan bu marka yüzlerce dolara satılan deri arkadaşlarına ‘vinyl’ bir göz kırpıyor.



Ayakkabılarda kullanılan malzeme tamamen geri dönüştürülebilir ve anti alerjik MELFLEX olduğundan ‘veganlar’ da son modaya ayak uydurmanın ve ölü hayvanların derilerini ayaklarına geçirmemenin verdiği mutluluğu bir arada yaşıyorlar. Rengârenk topuklu plastikleri giyme cesareti gösteren kadınlar da çocuksuluk ve kadınsılığın ince çizgisinde dolaşıyor.

456

Her modelin farklı bir hissiyata uyum sağladığı bu plastik rüyalar, giyen kişiyi şeker paketine girmiş hissi uyandırmaktan çok daha fazlasını veriyor. Özellikle siyah ve kırmızı topuklu modellerinin fetiş unsuru yaratacak görünümleri olduğunu söylememek imkânsız. Latex tutkunlarının ve fetişistlerin alt bilinçlerini tetikleyecek kadar kışkırtıcı bu ayakkabılar neon renklerin kullanıldığı, güneş ışığında renk değiştiren modellerde oldukça sevimli ve “yenilebilir/giyilebilir” bir havaya giriyorlar.

789

Bu yaz her markanın koleksiyonunda sıkça karşılaştığımız plastik babetlere yeni bir soluk getiren marka, J. Maskrey ile klasikleşmiş modeli “Ultragirl” üzerinde çalışmış. Kristallerle bezenmiş olan model duman rengi görüntüsüyle gece yarısı suyun altında parlayan gümüş rengi balıkları andırıyor. Yine aynı modelde, Disney’in ilk çizgi karakteri olan “Oswald the Lucky Rabbit markanın bu kış için tasarladığı ayakkabılar arasında yer alıyor ve 2008 kışında yıldızının yeniden parlayışını kutluyor. Koleksiyonuna klasikleşmiş karakterler arasında “Le Petite Prince” i de ekleyen Melissa, masalsı bir dünya vaadiyle genç kızlarımızı kandırmaya devam ediyor; başarıyor da sanırım.

101112

Markanın kış sezonu için çalıştığı tasarımcılar bununla da sınırlı kalmıyor… Vivienne Westwood’un 2000 tarihli “Summertime” koleksiyonunda derilerine yer verdiği Mary Jane modeli, 2008 kışı için hazırlanan “Anglomania” koleksiyonunda enjekte plastikten yapılmış bir Melissa olarak hayat buluyor. Anglomania, Mary Jane dışında Ultragirl modeli ile de Westwood’un hayal dünyasında geniş bir yer kazanarak kış sezonunda 8 rengiyle yer alıyor.

101112

Dünyaca ünlü bir mimar olan Zaha Hadid de yine alışılagelmişin dışında bir çizgiyle Melissa’nın plastik rüyasını renklendiriyor. Giyilebilirliği tartışılır durumda da olsa 2009 yazının en dikkat çekici ve pahalı(200 pound kadar) plastiği olacağı Londra Moda Haftası’nda bir parti ile tanıtılmasından anlaşılıyor. Sınırlı sayıda üretilen ve 8 renk seçeneği ile sunulan bu ayakkabı topuklu bir balerin ayakkabısını andırmakla kalmıyor, giymek yerine oturup izlemek güdüsünü ortaya çıkarıyor. Bir mimarın tasarladığı aksesuarın bu hissi yaratması da son derece normal geliyor bu nedenle…

Yaklaşık iki senedir modası geçmeyen, hatta kış sezonunda koleksiyonların baş tacı olan Oxford modeli ayakkabılar da Melissa’nın bu kış için Alexandre Herchcovitch'in maskülen çizgisiyle plastik bir yüz kazanıyor. Herchcovitch, yıllardır Melissa için yaptığı topuklu feminen modeller sonrasında androjen görünümlü kadınları vinyl dans pistlerine sürüklemesi aslında hiç de şaşırtıcı değil. Oxford modellerinde görmeye alışık olmadığımız bir renk paletinde sunulan “Joy” modeli kadınları erkeklerin klasikliğinden uzaklaştırmak için renkli bir adım atıyor. Ve siyah-beyazın yanında pembe, dore, mor, yeşil ve mavi seçenekleri gözlerimizin ve ayaklarımızın önüne seriyor.

Jöleleri ve şeffaf şekerleri fetiş unsuru haline getiren, çocuksu dişiliği ön plana çıkaran bu masum görünümlü çevreci plastikler 1979’dan beri Brezilya sokaklarından dünyanın her yerine ulaşabilmiş ve oyuncaksı görünümleriyle birçok insanın içine attığı alt benliklerine hala hitap edebiliyor. Ayağına bir çift Melissa geçiren kadınlar da bu renkli vinyl şekerlere baktığında insanların yüzlerinde beliren samimi tebessümü görebilmeyi; her birinin kafasında canlanan çocukluk anılarının ve deniz aşırı mutlulukların sebebi olmayı ve bu plastik rüyalardan kendilerine pay çıkarmayı arzuluyorlar.



Anasayfa>>
Moda Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda | Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010