 |
| |
|
Yabancı Müzik Blogları Part 1
Çağımızın getirisi internetin sayesinde düzenin sistemli bir şekilde ev hayvanına doğru evrilttiği insanın bitmek tükenmez bir biçimde iyiyi ve güzeli paylaşma isteği; ürünleri alan tüketicilerden ziyade, ürünleri birbirine paslayan paylaşımcılara- kimilerine göre emek hırsızlarına- çevirdi birçoğumuzuDevam >> |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
The Faint - Fasciinatiion
Ve beklenen an geldi, gelecekten gelen efsane sonunda döndü! The Faint beşinci albümü ‘Fasciinatiion’, şu kısa hayatım boyunca en uzun süre beklediğim albümdür büyük ihtimalle. Fasciinatiion çıkana kadar geçen süre içinde çıkan, grubun remiks hedelerini saymazsak, dile kolay tam dört yıl olmuş ‘Wet From Birth’ çıkalı’. Hadi bir, bir buçuk yıl da o albümü yedin, bitirdin... Geriye kaldı; tam tamına iki buçuk, üç yıl. Her yaz bir albüm çıkaran Serdar Ortaç’la kıyaslayınca, çok uzun bir zaman dört yıl. En sonunda bu yılın başlarında duyduk ki; Faint stüdyoya kapanmış, yeni albümü hazırlıyormuş. Ama bekleye bekleye bir hal olduk! Yeni albüm bir türlü gelmedi, gelemedi... Devam >>
|
 |
|
Late Of The Pier-Fantasy Black Channel
Her ne kadar yataktan yeni kalkmış, gözlerim henüz tam olarak görebilmek için yeterli büyüklüğe ulaşamıyor, iki parmağımın arasındaki mesafe ise klavyemin iki tuşu kadar dahi açılamıyor, e haliyle o ruh haline henüz giremiyor olsam da, hemen sol tarafta alacalı bulacalı art work'ünü gördüğünüz, adı da gothic porno yayını yapan bi uydu kanalını andıran albümle ilgili söyleyeceğim şeyler ciddi ve heyecan verici. Yok hayır durun, yanlış oldu. Şu okuyacağınız dört beş paragraf fazlasıyla sıkıcı, heycan verici olan albüm. Devam >>
|
 |
|
The Verve - Forth
Ezbere sistem, ezbere beyinler yetiştirir ya nihayetinde, bu sebepten hayatta en çok hoşumuza giden şeyler ezber bozan icraatlardır çoğunlukla. Kendi sınırlarımızı kıramadığımızdan; ya bir ekranın başında, ya bir kitabın sayfasında, ya da yolda giderken açtığımız kulaklarımızla başkalarının bu sınırları nasıl kırdığını seyreyleyerek şaşıradururuz günler geceler boyu, kendiliğimize bir demet farkındalık bulaştırırız. Devam >>
|
 |
|
Laura Marling - Alas I cannot Swim
1990 azizim 1990... 1990'da doğan bebekler bugün 18 yaşında. İngiltere semalarından Laura Marling de yeni jenerasyon çocuğu olarak dünyaya merhaba diyenlerden; ancak elbette bizi kaç yılında doğduğu değil kaç yaşında bizimle tanıştığı ilgilendiriyor: 16. Türkiye'min şirin çocukları ÖSS'de son beyin kıvrımlarını da düzleştiredursun, elalemin kızı tazecik yaşta dünyanın en profesyonel ekiplerinden biriyle çalışarak sevimliden öte bir folk albümü çıkarabiliyor. Devam >> |
 |
|
John & Jehn - John & Jehn
London baby!!
Fransa'dan kalkıp Londra semalarında bir süre süzüldükten sonra merkeze bağımsız bir iniş yapan ve Londra’ da görünür olmayı başaran Fransız bağımsız-rock çifti John & Jehn, ikinci albümlerini Mayıs’ta çıkardı. Halen Londra' da müzik hayatlarına devam eden çift, John&Jehn adlı albümleriyle adı konulur bir yere sahip oldular. Bence buraya gelmelerindeki en önemli nedenlerden biride, meşhur Fransız romantizm anlayışlarını peşlerinden Londra’ ya taşımış olmaları. Çıkmaz sokağa giren ada müziği/dinleyicisi bu romantizmi kolay kabul etmiş olmalı aslında. Çünkü son zamanlarda birkaç gruba indirgenmeye çalışılan ada müziği, bu "ciddi" bağımsız takılan çiftinin de katılmasıyla beraber bir şölene dönüştü. Devam >>
|
 |
|
Polarkreis 18 - Polarkreis 18
Müzikte yeni açılımlara ihtiyaç var. Aynı döngü üzerinde gidip gelen ve müziğin en büyük gücü olan duyularımız üzerinde yarattığı oynamalara mahal vermeyen, mekanik ve ruhsuz kayıtların fink attığı robotik müzik sahnesinden bir kaçış yolu gerek. Her ne kadar notaların nesli tükenmeye yüz tutmuş olsa da; bir şekilde hislerimize dokunan sesleri duymak için arayışa geçildiğinde, bu kaçış yollarını bulmamak içten bile değil. Ben bu kaçış yollarına giden en kestirme sapaklardan birini bulma şerefine nail oldum geçtiğimiz günlerde. New York mu? I ıh.İngiltere? Hayır değil. Dresden/Almanya’dan Polarkreis 18. Devam >> |
 |
|
The Late Greats-Life Without Balloons
Nesli tükenmeyen çoğul eki taşıyan İngiliz gruplardır en sevdiğim, The Late Greats ise bu döngünün en yeni ve sıkı neferlerindendir; şu sıralar fazlasıyla dinlediğim.
Eastbourne adlı sahil kasabasından çıkan The Late Greats, kendi demelerine bakacak olursak “bir sahil kasabasında yaşamış olmanın yüklediği olumlu-olumsuz tüm etkiler, ölü arkadaşlar, şehirden nefret etmek, kız arkadaş mevzuları, daha iyi insanlarla daha iyi bir gelecek beklemek gibi safça bir düşünce ve de tabii ki aşk”gibi durumlardan nasiplenerek inşa ettiklerini söylüyor debü albümleri Life Without Balloons’u.Devam >>
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
Giraffes? Giraffes!
Bir zürafa gördüm sanki?!?
Keşif köşemizin bu sayımızdaki konuklarından birisi de; ‘Zürafalar? Zürafalar!’. İsimlerinin ardından “kaçııııın!” diye bağırasım da gelmiyor değil hani.
Devam >>
|
 |
|
LMFAO
Redfoo ve Sky Blu adlı iki becerikli dj’den oluşan LMFAO son günlerde Hollywood’u sallamakla meşgul. Benim de bayağı başarılı bulduğum electro/hip-hop ikilisi özellikle “I’m In Miami Bitch” ile bayağı nam saldı bile. Öyle ki; hayranları arasında Paris Hilton, Lil’ Kim gibi ünlüler de var. Dikkatlerden kaçmayan; koca koca puntolarla donanmış “I’m In Miami Bitch” yazan, bir salgın gibi Miami’de ve hayranlarının üzerinde görebileceğiniz t-shirt’leriyle Amerika’yı şimdiden alt üst etmeye de başladılar.
Devam >>
|
 |
|
Praveen Sharma & Benoit Pioulard (Songs Spun Simla)
Benoit Pioulard yani Thomas Meluch, son albümü Precis’le geçtiğimiz sene iç dünyamın şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştı. Experimental-folk-indie-electronica gibi janrları mesken edinen Pioulard yeni albümü için sabırsızlandırırken, Praveen Sharma adlı müzisyenle olan tanışıklığının ürünü olan ortak çalışmaları Songs Spun Simla ile biraz daha bekletme bonusu kazandı nezdimde
Devam >>
|
 |
|
Rotary Ten
Sheffield indie’siyle güzel. En büyük meyvesi de Arctic Maymunları bildiğinz üzere. Bu Sheffield güruhunun en son temsilcilerinden biri de Rotary Ten. D.I.Y. mantığıyla yaptıkları yeni çıkan debüleri These Are Our Hands, art-rock denen hadiseden hoşlananlar için güzel enstantaneler içeriyor. Karmaşık, oynak gitarlar ve de enerjik-melodik yapı harmanı.Devam >>
|
 |
|
The American Dollar
Gerçek Post Rock ve Ambient sevdalılarının adını çoktan duymuş olduğunu farz ettiğim The American Dollar, Rich Cupolo ve John Emanuele adlı iki New York’lunun projesi olarak bugüne kadar iki albüme sahipti. Üçüncü ve son albümleri A Memory Stream henüz yayınlandı. Gitar, davul, klavye ve çeşitli perküsyon enstrümanları kullanmıyla, synth ve elektronik altyapı kullanımını birleştiren ikili son zamanlarda ambient-post rock müzik adına duyduğum en harika kayıda imza atmış diyebilirim. Devam >>
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
Spandau Ballet
Bir ara sonrası yeniden sizlerleyiz sevgili Reset! ailesi. Plakların, o "fiziğe bürünmüş, çekici obje" olarak başkalığını ne kadar önemsersek önemseyelim, üstüne en iyi "sound"u veriyor olmasını da buna ekleyelim, yine de "bazı dönemler ile örtüşmesi, sevişmesi" kavramı sanırım bunlara baskın çıkıyor zaman zaman. O dönemlerin en sonunda ise 80'ler geliyor sanırım. 90'lar ile müzik sahnesinin geri dönülemez şekilde mutasyona uğraması ile kavramların alt üst oluşu sonucu sanki 80'ler vinyl malzemeli müzik formatının son zafer dönemiydi. İşte tam da bu dönemin en önemli akımlarından "Synth Pop" ve "New Romantics"in en önemli gruplarından biri: Spandau Ballet. Devam >> |
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
The Velvet Underground & Nico - The Velvet Underground & Nico
Grup : The Velvet Underground & Nico
Albüm The Velvet Underground & Nico
Yıl : 1967
Plak Şirketi : Verve
Devam >>
|
|
|
|
 |
|
|
|
|