The Late Greats-Life Without Balloons


Nesli tükenmeyen çoğul eki taşıyan İngiliz gruplardır en sevdiğim, The Late Greats ise bu döngünün en yeni ve sıkı neferlerindendir; şu sıralar fazlasıyla dinlediğim.

Eastbourne adlı sahil kasabasından çıkan The Late Greats, kendi demelerine bakacak olursak “bir sahil kasabasında yaşamış olmanın yüklediği olumlu-olumsuz tüm etkiler, ölü arkadaşlar, şehirden nefret etmek, kız arkadaş mevzuları, daha iyi insanlarla daha iyi bir gelecek beklemek gibi safça bir düşünce ve de tabii ki aşk”gibi durumlardan nasiplenerek inşa ettiklerini söylüyor debü albümleri Life Without Balloons’u.

1 yıl boyunca aynı dört duvar arasını mesken edinen İngiliz dörtlü; bu sayede zekice, hararetli, kaotik ve de kırılgan tavırlara sahip 10 adet indie pop-brit rock şarkısı kaydediyor. Kendilerini bunu yapmaya iten en büyük ilham kaynakları ise Sonic Youth, Pixies ve Pavement gibi Amerikalı lo-fi gruplara duydukları aşk. Üstüne kendi coğrafyalarının getirdiği bir özellik olan İngilizlere has eşsiz melodi aromasıyla işledikleri Life Without Balloons’u görücüye çıkarıyorlar.

Limited single olarak yayınlandığında 2 gün içerisinde sold out olan Futures Gold’la açılıyor albüm. Bizlere söylediği ilk şey şu oluyor: “HEY! I’m pleased to meet you, and all your stupid faces”

The City Swallowed You Whole, şehir hayatının girdabından muzdarip olanların sesi oluyor grubun duble vokalleri Max Arnold ve Ryan Griffiths ile. Açıkçası sound olarak bolca The Cribs esintisi hissediliyor. Özellikle kapanış şarkısı Surrender’ın nakarat bölümlerinde bu esintiyi hissetmemek mümkün değil. Jarman kardeşlerin müdavimleri için çok güzel bir kayıt kuşkusuz. Quick Fix, bir süre sonra eminim ki barındırdığı “Ooohh, Ahhh” larına eşlik etme isteği verecektir. Sona sakladığım Stereo ve He’s Not It gibi bu yazın kendi adıma en büyük hitlerinden ikisi, The Late Greats’e ilk dinleyişte duyabileceğiniz tatlı bağımlılığın en büyük nedenleridir.

The Late Greats’in 10 şarkısı da aslında kulaklara hiç yabancı gelmiyor. Riff’ler ve melodiler mutlaka bir yerlerden tanıdık geliyor. Normal şartlar altında gayet rahatsız edici olarak bellenecek bu durum gelin görün ki hiç de koymadı bana. Bunun nedeni, Life Without Balloons’u her dinleyişimde kafamdaki sürüsyle ağırlığı bir süreliğine de olsa bir kenara itebiliyor oluşum sanırsam.



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010