Late Of The Pier-Fantasy Black Channel

Her ne kadar yataktan yeni kalkmış, gözlerim henüz tam olarak görebilmek için yeterli büyüklüğe ulaşamıyor, iki parmağımın arasındaki mesafe ise klavyemin iki tuşu kadar dahi açılamıyor, e haliyle o ruh haline henüz giremiyor olsam da, hemen sol tarafta alacalı bulacalı art work'ünü gördüğünüz, adı da gothic porno yayını yapan bi uydu kanalını andıran albümle ilgili söyleyeceğim şeyler ciddi ve heyecan verici. Yok hayır durun, yanlış oldu. Şu okuyacağınız dört beş paragraf fazlasıyla sıkıcı, heycan verici olan albüm. Neyse..

Kendine Late of Pier diyen bu serserileri geçtiğimiz sene Underage Festival'in line-up 'ın farketmiştim. Zaten herkesin gözüne çarptıkları yer de orasıydı... Dergi içindeki geyiklerde grup kurup meşhur olmayı, orta ölçekli bir İngiliz şehrinde disco-punk/rave tadında, 20 yaşından büyük insanların %97'sine (bkz: küsüratlı sayı vereyim de attığım belli olmasın) gürültü olarak gelen bir müzikle önce underage hypsterlara illegal partiler verip kendimize über sağlam bir seyirci tabanı oluşturup, daha sonra namımızı memleketin dört bir köşesinde verdiğimiz benzer partilerle, web 2.0 ortamlarında bütün gezegene yaymak olarak formülize ederdik. (Ninja Kaplumbağlardaki Shredder gibi hissettim nedense.) The Horrors, Shitdisco, Klaxons, Hadouken!, Cyrstal Castles falan da hep bu yoldan geçmiştir zaten. Late of Pier'in olayı da farklı değil... Doğruyu söylemek gerekirse o zaman gerek yurdumuzda kendini süper cool, Camden'da doğup büyüdüğünü, Rave denen şeyin bizzat kendileri olduğunu sanan "diceyleri" misali (valla da billa da sana değil bu laf PYT!) abuk sabuk GIF animasyonlarıyla bik bik bir yanıp bir sönen MySpace'leri yüzünden, gerek dandik kayıtları yüzünden çok da haz etmemiştim.

Aradan bir sene geçti, artık işler daha farklı. İngiltere'nin en sağlam plak şirketlerinden Parlophone'la sözleşme imzalamış, biz artık olduk demişler. Albümün prodüktörlüğü konusunda da yine yapabilecekleri en iyi seçimi yapıp Erol Alkan'la çalışmışlar. Kısaca buraya da değinmek gerekirse, bu sene The Long Blondes'un dinledikçe güzelleşen Couples, benim için hala senenin en iyi 3 albümünden biri olan Mystery Jets'in 21 albümünden sonra adam yine döktürmüş, hem de ne döktürmek. Zaten internette bu adamlar hakkında nereye göz attıysam, işte prodüktör-sanatçı uyumunun sonucu tadında yorumlar en üst satırlarda hep.

Hazır albüm demişken, albümün içine de girelim artık. İlk şunu söyleyebilirim ki "İşte geçen sene bunu ben Klaxons'dan bekliyordum." Albümdeki her şarkı "4-5 single'lık bişey yapalım geri kalanında biyuv fiyuv işte" dan öte sanki bi Best-of albümüymüş kalitesinde, gazında ve sağlamlığında ve çatır çutur. Bazıları her ne kadar kızsa da; geri kafalı, sabit fikirli olmakla suçlasa da sevmiyorum efendim gıy gıy gay-rock elementlerini, mantar gibi heryerden biten Timbaland müziğini prodüksüyonu. (Sana diyorum Klaxons, The Rapture sen anla!!) Ha bir de eğlenceli sözleri de cabası. 32 diş modunda şarkı söylelip aynı anda deli gibi dans ederken headbang bile yaptıran bi albüm. 3in1, Nintendo günlerinin deyimiyle. Hele Focker, Space & Woods ve Hearthbeat denen gaz ötesi şarkılar var ki, ben bunları 500 tane çılgın Fransızla dinleyip deliler gibi dansedeceğimiz günü düşündükçe bile keyifleniyorum.

Her ne kadar çok sadık ve sağlam bir dinleyici olduğumu iddia etsem de C'nin klavye, gitar üstündeki yerini bile bilmeyen bünyem de MIDI keyboard alıp hayatımı üstünde çılgın gibi tepinirken, bir yandan da topuğumu yere vura vura dans tüketme isteği yaratan bir albüm Late of Pier'inki. Raflardaki yerini geçtiğimiz hafta, torrentlerdeki yerini ise aylar evvel aldı ve sonbaharın melankolik moduna girmeden yaza veda günlerinin vazgeçilmezi olmak için dinlenmeyi bekliyor.



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2008