Goldin Touch*
Bir örgü makinesinden seksi, çarpıcı ve feminen tasarımlar çıkarmak her yiğidin harcı değildir. Biz anneannelerimizin pamuk ellerinden çıkan örme kazaklarla şirin pozlar vereduralım; Louise Goldin ablamız triko kullanımında sınırların ötesine geçmeyi başarmış bile. Serin bahar akşamlarında üstümüze almak üzere bir kenara attığımız masum trikolarımıza adeta sihirli bir el değmiş…
İngiltere’nin ünlü Central Saint Martins moda akademisinden 2005 yılında mezun olan 31 yaşındaki Louise, Londra Moda Haftası’nda sergilediği ilk solo koleksiyonuyla moda eleştirmenlerinden tam puan aldı. Festivalin en avangard tasarımlarını içerdiği söylenen koleksiyona; mor, turuncu, fuşya, sarı ve çim yeşili tonları hakimdi. Ekspresyonist Rus ressam Vasili Kandinski’den ilham alan Louise, farklı renklerin bir arada kullanılmasından meydana gelen canlılığın ilginç tasarımlar yaratmasında önemli bir rol oynadığını söylüyor. Brezilya’da çalıştığı dönemde triko konusunda oldukça hatırı sayılır bir deneyim kazandığını ve trikoların yaz dönemi için de kullanılabilir hale getirilmesi düşüncesinin, modern öğelerle harmanlanıp canlı renklerle ifade edilmesinin tasarım alanında oldukça önemli bir adım olduğunu söyleyen Louise, ‘Makineye 6 rengi birden koyuyorum ve sonrasında ortaya çıkan muhteşem işleri izlemeye bayılıyorum!’ diyor.
Londralı tasarımcıların kabul görmelerinin bir hayli zor olduğu Amerikan pazarında Louise Goldin’in adı şimdiden yankılanmaya başlamış bile. Yeni yetme tasarımcıların tutunmaya çalıştığı Amerikan moda dünyası; tam da triko alanındaki eksiklikten yakınırken Louise’in tasarımları hem moda tutkunlarına, hem de moda eleştirmenlerine ilaç gibi geldi. Kazaklar, süveterler ve renksiz triko elbiseler üretmekten öteye gidemeyen tasarımcılar için Louise, yeni bir ilham kaynağı olacağa benziyor. Genç tasarımcının, ‘Missoni’den bu yana trikoların başına gelmiş en güzel şey’ olarak adlandırılması da cabası.
Koleksiyonlarını sergilerken kullandığı aksesuarlarda Eskimolar’dan etkilenen Louise, tasarımlarını; yenilikçi, fütüristik ve lüks olarak adlandırıyor. Özellikle canlı renkleri geometrik şekillerle birlikte kullanışı podyumları adeta bir renk cümbüşüne döndürmüş. Bildiğiniz üzere trikoda renk kullanımı oldukça zor ve risklidir; lakin Louise bu işin altından alnının akıyla çıkmış görünüyor.
Louise’in çizgilerinde fütürizmin etkileri de açıkça kendini belli ediyor. Son zamanlarda birçok tasarımcıyı etkisi altına alan sürrealizm ve fütürizmin etkileri, önümüzdeki sezonlarda da tasarımlarda bolca karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Özellikle fütürizmin, moda dünyasında yadsınamayacak etkileri olduğu konusunda hemfikir olduğumuzu varsayıyorum; zira geometrik desenler, asimetrik kesimler, abartılı ayakkabılar ve parlak kumaşlar içeren, haliyle ‘soyut’ etkiler taşıyan tasarımların, moda dünyasında ‘somut’ bir etki yarattığı aşikâr.
Louise, hastası olduğumuz Fransız tasarımcı Pierre Hardy’nin ayakkabı tasarımlarına da ufak dokunuşlarla katkıda bulunmuş. Ayrıca söylentilere göre, Louise’in tasarımları Topshop mağazalarında satışa sunulacakmış. Cici trikolarımızın geçirdiği ilginç evrime tanık olmak oldukça keyifli bir deneyim olacak gibi görünüyor. Louise Goldin, kesinlikle takip edilmesi gereken isimlerden…

Anasayfa>>
Moda Bölümü>> |