Videodrome

Sinemanın 50'li yıllardaki “hayal” bulutundan sıyrılıp da 60'lar ve 70'lerin koyu gerçekliğine çarpmasının ardından bu gerçeklik ile hayal arasında sıkışıp kalan “rüya” filmleri ortaya çıktı. Özellikle 80'lerin ikinci yarısından itibaren seyirci gözünde de ivme kazanan bu filmler; gerçeklik ile hayal arasında bilinçaltı vasıtasıyla ilişki kuruyor, gerçeklikten tamamen sıyrılan sahneleri gerçekliğin ayrı bir boyutu olarak sunuyordu. Bunuel, Kubrick, vb yönetmenlerin öncülüğünde sinema beğenisi kazanmış olan çeşitli yönetmenlerin film çekmeye başlamaları da tam da bu zamanlara denk gelir: David Lynch'in yarattığı Americana'da “görünen gerçekliğin ardındaki karmaşa ve kötülüğü” anlatan rüya filmleri, Peter Greenaway'in, Derek Jarman'ın arthouse örnekleri, Tim Burton'ın eğlenceli karabasanları... Bu dönemin bir başka örneği ise ana akım sinemanın eğlencelik olarak ele aldığı cinsellik, teknoloji, şiddet gibi konuları harmanlayıp, bunlardan apayrı bir zihinsel yolculuk çıkaran Cronenberg'di.

Cronenberg sinemasının belli başlı konularını dört başlık altında sıralamak mümkün; cinsellik, etobur teknoloji, fiziksel deformasyon ve şiddet. Bu başlıklar elbette Cronenberg sinemasında iç içe geçen, fazlasıyla temas halinde bulunan başlıklardır. Mesela etle iç içe geçen metal, metalle bir olma, teknolojiyi bedeni içine alma; hem cinsellik, hem teknoloji hem de deformasyonu bir arada gösterir. Bu teknoloji tutkusu giderek mahva sürükler kahramanı. Teknoloji ve metal tutkusunun yarattığı yıkım ve deformasyon, arzu edilen ve kaçınılmaz olan arasında durur; “Crash” filminin araba kazalarından erotik hazlar çıkaran cemaati, “Existenz”de bir canlandırma-oyunu vasıtasıyla şiddet dürtülerini eğlenceli hale getirenler, “Dead Ringers”daki ikiz jinekologların cinsel oyunları sırasında bolca kullandıkları muayenehanelerinde özel olarak tasarlanmış muayene ve ameliyat aletleri, vs.

Tüm bu başlıkları içinde barındıran ve rüya atmosferini, bilinçaltındaki şiddet ve cinsellik dürtüsünü açıktan açığa oynayan bir film olarak Cronenberg filmlerinin yoğun ve de etkin bir okuması olarak da izlemek mümkün “Videodrome” filmini. Başroldeki James Woods klasik Cronenberg aktörü tadında(Jeremy Irons-Jude Law tarzı bir fizik) ortaya kesinlikle kariyerinin en iyi işini çıkarıyor. İnsanları etkisi altına alan bir yayının ardına düştüğünde kendi karanlık rüyalarına doğru yol alıyor James Woods'un canlandırdığı TV yöneticisi Max Renn. Yoğun cinsellik ve şiddet yayını yapan bir şebekeyi araştıran Renn, bu araştırması sırasında bir çeşit teknoloji cemaati ile bağlantılı olan bir psikolog ve onun kızıyla karşılaşır; giderek kendi içindeki şiddet ve cinsellik dürtüsünün esiri olur. “Televizyon ekranı zihin gözümüzün retinası haline gelmiştir.” der psikolog ve de Max için TV ekranı onun aklından geçenleri, gizli hırs ve isteklerini ortaya çıkaran bir perde halini alır. Öyle ki bir süre sonra televizyon ve teknoloji başlı başına bir cinsel imge halini alır. Max'in kırmızı bir odada ekranında dolgun kadın dudakların göründüğü televizyonu kamçıladığı sahne belki de rüya sahneleri içinde en büyüleyici olanlarındandır. Bu sahne tam da psikoloğun “televizyon ekranı zihin gözümüzün retinası haline gelmiştir.” sözünün tam karşılığını sunuyor. Öte yandan filmdeki tek cinsel gönderme bu değil elbet; Max'in karnında birden ortaya çıkan vajina benzeri yarık, Max'in bu yarığa şebekenin son programının kasetini ve silahı (penis) saklaması ve ardından silahı aynı yarıktan çıkarması (doğurması) Cronenberg'in arzu ettiği ya da ustası haline geldiği teknoloji/cinsellik/şiddet /bedensel deformasyon konularının en açık biçimde iç içe geçtiği ve başarılı şekilde anlatıldığı sahnelerdir. Aslında Cronenberg'in sinema serüveninin özetidir bu sahneler.

1983 senesinden gelme bir film Videodrome. Cronenberg'in önceki işleri, mesela Scanners gibi filmlerden ziyade daha sonraki ustalık işleriyle birlikte değerlendirilebilecek bir film yine de Videodrome; Naked Lunch'la veya Existenz'le... Spielberg döneminde tamamen Bunuelvari bir film olarak seyirciyi ve eleştirmenleri şaşırtan film haklı olarak kısa zamanda kült statüsüne kavuştu ve hâlâ Cronenberg'in başyapıtı olarak tanımlanmayı hak ediyor.



Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010