 |
| |
|
Rock Werchter 2008 - Gökhan
Perşembe sabahı saat 11. Önceki gece sabah uçağı kaçırırım endişesiyle hiç uyumayan bünyem, uçaktan indiğinde yorgunluk hat safhaya ulaşmış, fakat harikulade bir festival izleyecek olmanın heyecanı içinde bu durumu hiç sallamamaktaydı. Werchter’ e gitmeden önce birkaç saat Brüksel’ de dolaşmış, bu arada kamp alanındaki arkadaşlardan kamp alanlarının dolmak üzere olduğunu öğrenmekteydik! Devam >> |
 |
|
Rock Werchter 2008 - Sarp
Önümüzdeki ay içinde yine yerinden takip edeceğimiz Pukkelpop'u saymazsak bu senenin tartışmasız en mükemmel line-up'ı olan festivaldi Rock Werchter. Bu işin cenneti diyebileceğimiz yerden, İngiltere'den gelen onbinlerce seyirci de bunu doğruluyordu zaten. "Glastonbury? Jay- Z'nin headline olduğu bir festivalde ne işim var ki?" Diye de devam ediyorlardı. Biz de senenin bizce en iyi festivalini tabii ki sizler için değil kendimiz için takip ettik. İşte gün gün Rock Werchter'den akıllarda kalanlar.Devam >> |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
The Kooks - Konk
Efendim beni tanıyanlar bilir; şu “The s“ gruplarını çok sevmem; veya sevmem demeyelim de son dönem her gün başka bir grup çıkaran Britanya’ dan çıkanlara en azından bir önyargım vardır. Birçoğunu dinlemeyi zaman kaybı olarak görmekteyim, onun yerine uyuzindie diye tabir ettiğimiz gruplara daha bir sempatim vardır. Devam >>
|
 |
|
Cajun Dance Party-The Colourful Life
Muhtemelen sınıf arkadaşları sene sonu sınavları için deliler gibi kastırıp, stresten sivilce çıkarırken; bu gençler, esaslı bir plak şirketi(XL Recordings) bulup, daha bu yaşta Bernard Butler ile bir albüm kaydetme şerefine nail oldular. Daha şimdiden yaşıtlarının anne ve babasından para dilenmesine sebebiyet veren büyük festivallerde boy göstermeleri de cabası(bkz. Glastonbury, Leeds, Reading). Ben de 26’dan gün almışlığımla, ilk 45’liklerini daha içlerinden biri bile 18 olmamışken çıkaran Cajun Dance Party’nin debüsü The Colourful Life hakkında birkaç kelam edeyim. Devam >>
|
 |
|
Albert Hammond, Jr. - ¿Cómo Te Llama?
Karşı düşüncede olunur veya olunmaz, belki de dünyada ve ülkede milyonlara acayip iş dönüyorken çok “geek” bir dert gibi gözükse ; “ indie müzik” adı altında çıkan birçok ismin ve projenin, poplaştırıldığını ve “akıllı tüketiciye akıllı şarkılar” babında müzik sanayisinde kendi payını aldığını ve bir çoğunun özgünlük veya bağımsızlık gibi kavramlarla pek de haşır neşir olmadığını fark ediyoruz artık.Devam >> |
 |
|
The National – The Virginia EP
The National konusundaki obsesyon boyutundaki takıntımı çevremde bilenler bilir. Alligator ve özellikle Boxer albümlerini, sabahları işe giderken en azından bir şarkı dinleyerek anar, “Ah be ne güzel albüm yaparmışsınız be! Ben ne yapıyorum burada, neden işe gidiyorum, bu nasıl hayat” gibi hislere salarım kendimi. Özellikle, Boxer albümünden hemen sonra geçtiğimiz kış, grubu Babylon sahnesinde izleme fırsatı bulduktan sonra, bir süre Babylon’da izlediğim onca güzel performansı The National konseri ile karşılaştırırken buldum kendimi. Sonra saçmaladığımı fark edip vazgeçtim.Devam >> |
 |
|
The Horror The Horror - Wired Boy Child
Sound desen New York’ludan daha New York’lular, saç baş desen İngiliz’lerden hiç aşağı kalır yanları yok. Bütün bunların farkında olunca aslında bu topyekünün Södermanland-İsveç’ten çıktığını öğrenmek daha da bir şaşırtıyor insanı. O ufacık yerden çıkmalarına rağmen New York’un şehir şarkılarına hayat veriyormuşcasına şarkılar üretiyorlar. İsimlerini yanlışlıkla iki kere yazdığım falan da yok. The Horror The Horror, ikinci albümleri Wired Boy Child’la huzurlarınızda. Devam >> |
 |
|
One Night Only – Started A Fire
Ada müziğini, NME’yi ve az çok indie piyasasını takip eden biriyseniz ve şu anda bu satırları okuyorsanız, “Bu albüm çıkalı nerdeyse 6 ay oldu , taze bir şeyler okumak istiyoruz” tepkisini hiç düşünmeden vermişsinizdir. Evet albüm Şubat ayında çıkmıştı. Hatta ilk single “You and Me” yanlış hatırlamıyorsam geçen yılın Aralık ayında çıkmıştı. Ama Reset! olarak bu albümün kritiğini yazmadığımızı farkettik. Hakkında iyi ya da kötü birkaç şeyin söylenmesi gereken bir albüm “Started A Fire”.Devam >>
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
The Tunics
Croydon-Londra’dan nüfusa kayıtlı üçlü The Tunics. Debü albümleri “Somewhere in Somebody’s Heart” çıkalı çok olmadı.Yaptıkları müzik tahmin edilebileceği üzere folk, electronica falan değil. Has rock n roll soslu brit rock. Meslektaşlarından kendilerini ayıran bariz fark nedir diye sorsanız yanıtı bulmak için uzunca bir süre düşünürüm. Devam >>
|
 |
|
One Day As A Lion
‘One Day As A Lion’, ‘RATM’ hasreti çekenlere gelsin. Bilmiyorum duymayanı kaldı mı ama, haberdar olup da keşife yakıştıramayanların mırıltılarını duyar gibiyim. One Day As A Lion, Rage Against The Machine’den yakınen tanıdığımız Zach de la Rocha ile eski Mars Volta davulcusu Jon Philip Theodore ile kader birliği yapmasıyla oluştu. Aslında ilk birleştiklerinde Zach’in bu projeye müzikten uzak kalmama amacıyla giriştiğini duymuştuk. Devam >>
|
 |
|
Jupiter
Diğer gezegenden taze taze, sıcak sıcak bir synth sesi geliyor!! Halkalarında gezineceğiz Jupiter'in... Bu kozmik yolculukta yerinizi ayırttırdıysanız Fransa'dan Q. ve A., 80'lerin melodramatik diskosundan kopup geliyor ve arka koltuğu dörtlüyor.Devam >> |
 |
|
|
|
 |
|
 |
| |
|
Tindersticks - Tindersticks
Grup : Tindersticks
Album : Tindersticks (aka First Album)
Yıl : 1993
Plak Şirketi: This Way Up
Devam >> |
|
|
|
 |
|
|
|
|