Documentarist – İstanbul Belgesel Günleri

Documentarist'in kitapçığının başında Necati Sönmez'in bir yazısı var. Başlığı "Neden Documentarist?". Kendisi belgeselin toplumumuzdaki yerini, festivaldeki gösterimleri ile sınırlı kalmasını ve belgesellerin ülkemizde desteklenmediğini çok açık bir dille anlatıyor. Diyor ki: "Bizler belgesel izlemeyi seviyoruz. Dahası, keşfettiğimiz iyi belgeselleri çevremizdekilere izletmeyi ve onlarla tartışmayı seviyoruz. Documantarist, bu çevreyi biraz daha genişletme hayalinin ürünü olarak çıktı.".

Devam >>

 

 

Transylvania

Hayaller yalnızca geçici haz aracı değil; geleceğe daha umutlu gözlerle bakmayı sağlayan birer gözlük işlevi de görürler. Önümüze koyduğumuz hedefe doğru ilerleme yolunda, kişinin kendine ve hayatına kattığı anlam da zenginleşir. O yolda büyür, gelişir, savaşırsınız. Yaşama zevki denilen o kavram da sizinle bütünleşir. Şüphesiz hayallerin insan fiziği ve ruhuna kattığı anlam, nice ilacın etki boyutunu aşar nitelikte. Lakin küçük bir sorunumuz var, hayallerin miktarına ilişkin. Fazla büyük kurulan hayallerin de her ilaç gibi yan etkisi var, hatta ölüme varabilecek kadar.

Devam >>

 

 

The Chronicles of Narnia: Prince Caspian

J.R.R. Tolkien’in kankası, İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden C.S. Lewis’in Narnia Günlükleri isimli kitap serisinin beyazperde macerası basım olarak ilk sırada olan “Aslan, Cadı ve Dolap” ile başlamış; çoluk çocuk, genç, yaşlı hepimizin sempatisini kazanmıştı (Abart iyice).Devam >>


Diary Of Death

Sinema dünyasının klişe öğelerini bir hatırlayalım: kana doyamayan vampirler, yer yer onların düşmanı olarak karşımıza çıkan kurt adamlar, dev karıncalar, dünya dışı varlıkların saldırısı vb. Sanki bir şeyleri atladık ama neydi… Hah! Buldum tabii ki zombiler! Beyaz perdenin en beyinsiz oyuncuları. Ayaklarını sürüyerek yürüyen ve insan etine hayır diyemeyen bu sevimli canlı/cansız varlıklara kim hayır diyebilir ki?.Devam >>


Wanted

Bazı filmler vardır, gizli saklı.Adı pek duyulmamıştır, popüler değildir.İnsan sanki kendi keşfetmiş gibi sahiplenir o filmi ve eğer o film ileride popüler olursa "ben keşfettim." diye düşünür insan. Aslında Nochnoj Dozor (Night Watch - Gece Nöbeti) ile ilgili hissettiklerim tam olarak buydu.Timur Bekmambetov'u bu film ile keşfetmiştik. Filmde yaratılan atmosfer, yerinde kullanılan aksiyon sahneleri, yaratışı efektler ve filmin gerçekçi dokusu ilgimizi çekmişti. Film boyunca aksiyon ile gerilim arasında çok iyi bir denge tutturmuş, karakterlerin derinine inmiş ve sonlara doğru da seyirciyi şaşırtmış bir senaryo.Devam >>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2008