 |
| |
 |
Pera Müzesi Ventura Pons Filmleri Gösterimi
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Cervantes Enstitüsü işbirliğiyle 15 Haziran'a kadar dünyaca ünlü İspanyol önetmen Ventura Pons’un beş önemli filmini gösterdi. İstanbul Cervantes işbirliğiyle Pera Müzesi oditoryumunda ücretsiz olarak gösterime giren filmler; Anita Treni Kaçırmadı (Anita No Pierde el Tren / Anita Takes a Chance), Aşkın Gıdası (Manjar de Amor / Food of Love), Barcelona, (un mapa), Ölmek ya da Ölmemek (Morir o no / To Die or Not), Her Şeyin Aslı (El porque de las cosas / What It’s All About)
Devam >> |
|
|
|
 |
 |
| |
 |
21
Başarılı ama utangaç MIT öğrencisi Ben, sonunda en büyük hayali olan Harvard Tıp Fakültesi’ne girmiştir, ancak gidebilmesi için 300.000 dolarlık bursu kazanması gerekmektedir. Bursu alabilmek için yazacağı yazıda kendisini diğer adaylardan farklı yapan bir özelliğini ya da deneyimini anlatmasını isterler. Bugüne kadar hep dersleriyle meşgul olan Ben’in ilginç hayat tecrübesi kazanacak pek zamanı olmamıştır. Ta ki matematik dersinde Profesör Mickey Rosa’nın (Kevin Spacey) sorusuna verdiği cevapla zekasını ve hesap yeteneğini gösterene kadar.
Devam >>
|
 |
 |
La Zona
If İstanbul ile sınırlarımıza girmiş olan La Zona’yı festivalde kaçırıp benim gibi dövünenlerin yakarışları cevap bulmuş olacak ki biraz gecikmeli de olsa film, salonlarımıza da uğradı. Ne kadar ilgi görür bilmiyorum ama çok ama çok daha fazlasını hak eden bir film. Son yıllarda atağa geçmiş Meksika sinemasının yüzünü kara çıkarmamaya ant içmiş gibi gözüken La Zona’nın Rodrigo Plá’nın ilk uzun metraj denemesi olduğuna inanmak gerçekten çok güç. Filmin senaryosuna da imza atmış olan Plá, sanki senelerin getirdiği deneyimle yazıp yönetmişçesine ustaca bir iş çıkarmış.
Devam >>
|
 |
 |
The Happening
The Sixth Sense ile büyük bir çıkış yapan ve Hollywood'ta gerilim sinemasının yeni dehası olarak tanımlanan M. Night Shyamalan'ın son filmi bir çok sinemasever tarafından merakla bekleniyordu. Beklentilerin büyük olması, yönetmenin son üç filminde büyük bir hayal kırıklığı yaratmış olmasından gelmekte. Signs, The Village ve Lady in the Water filmleriyle düş kırıklığına uğrayan sinemaseverler, Shyamalan'nın bu çalışması ile tekrar çıkışa geçeceğini düşünüyordu. Fakat tam tersi olarak bu film, yönetmeninin kredisini tam anlamıyla doldurduğunun altını çiziyor
Devam >> |
 |
 |
The Incredible Hulk
Iron Man ile açılan süper kahraman sezonu The Incredible Hulk ile tam gaz devam ediyor. Filmimiz Ang Lee’nin çektiğinin devamı ya da yeniden çevrimi değil, çizgi romanın perdeye başka bir adaptasyonu yalnızca. Zaten halihazırda birkaç sene önce çekilmiş olan bir Hulk filmi dururken bu çaba ne diye sorabilirsiniz. Her ne kadar Eric Bana ve Jennifer Connelly devam filmine sıcak baktıklarını söylemiş olsalar da gerekli diğer şartlar sağlanamadığından devam niteliğinde bir proje hayata geçirilemedi. “O zaman biz de kendi filmimizi kendimiz çekeriz” diyen Marvel sonunda ipleri eline aldı ve Iron Man’in ardından yeni Hulk projesini de hayata geçirdi. Daha büyük başka bir proje hazırlığında olan Marvel kendisinin bizzat roman uyarlamalarının yapımcılığını üstlenmesi ilerideki projeleri açısından da mantıklı bir hareket
Devam >> |
|
|
|
 |
 |
| |
 |
Naked Lunch
William Seward Burrouhts, Amerikalı roman ve deneme yazarıdır. Beat akımının başlatan, yazılarının çoğu yarı otobiyografik olarak tanımlanan bir yazardır. Ele aldığı konular çoğunlukla yeraltı dünyası ve uyuşturucu alt-kültürleriydi. Üslubu bakımından kafa karıştırıcı ve ukalaca olarak nitelendirilen, yeraltı dünyası ve uyuşturucu konuları üzerinden taşlamalarda bulunan, fikirlerini yayan biriydi. Cronenberg ise sinemaya atılmadan önce tek hayali olan yazarlığı yapıyordu. Bir gün Burrouhts'un bir romanını senaryolaştırdı. Kaynak olarak kitap gösterilse de senaryo ve kitap arasında bariz farklılıklar seziliyordu. Daha sonra bir dolu yapımcı ve yönetmen ordusu Cronenberg'in kapısını çaldı. O senaryoyu satın almak istiyorlardı. Cronenberg uzun süre düşündü ve herkesi reddedip senaryoyu kendi çekmeye karar verdi.
Devam >> |
|
|
|
 |
|
|