Miracle Fortress
Bundan biraz zaman önce, buralardan çok çok uzakta haftalık müzik dergilerinden birini karıştırıp aylık konser ihtiyacımızı karşılamaya yönelik arayışlar içerisindeyken önce yeni albümler köşesi, sonra da öyle kabarık bir listedeki isimlerden bir tanesi fazlaca ilişmiş olacak ki gözüme, üşenmiyorum ve bir bütün olduğum yumuşacık koltuğumdan kendimi tahta bir sandalyede buluveriyorum... Arama motorları, bloglar ve myspace’de tatlı tatlı çalan sakin bir adamın sesi ile saatler geçiveriyor.
Adamımız, ‘Miracle Fortress’ grubunun vokali. Aslında ona sadece vokal demek çok basit kalır... Kısacası grubun herşeyi olan ‘Graham Van Pelt’. Graham’a dair öncelikle elimize geçen ‘Watery Grave’ adında bir EP. Ardından da ‘Five Roses’ isimli, 22 mayıs 2007 çıkışlı ilk albümü oldu.
Şimdi tek kişi olarak bahsediyorum, farkındayım. Fakat; sahne performanslarında ona eşlik eden arkadaşlarının haricinde Miracle Fortress, gerçekten tek kişilik bir proje olarak yola koyuldu.
Graham Van Pelt’in halen çaldığı bir diğer grubu; “Think About Life”dan sıkıldığından değil elbet ama bir yandan da ‘kendi işlerimi denemenin zamanı gelmişti artık’ diyor. Pek de iyi yapıyor!
Evet, herşey Graham’ın ellerinde ama sen birazda canlı performanslardan haber ver diyecek olursanız; o zaman şu Graham’a sahnede grup olarak eşlik eden 3 kişinin adı devreye girer: davulda ‘Jordon Robson Cramer’, ‘Jessie Stein’ gitarda ve klavyede ‘Adam Waito’.
Yani olayımız canlı performans ise; Graham, kendisinin de sık sık minnetlerini sunduğu; 2007 Mart’ında biraraya gelen bu 3 kişi ile birlikte sahne alıyor.
Grubun sesini duyurması ise, bir hayli başarılı ve şanslı olduğunun bir kanıtı olan, 24 Eylül 2007’de düzenlenen ve de finalistlerinin arasında; Arcade Fire, The Dears, Feist gibi isimlerin olup, birinciliğin (yine çok çok sevdiğim huzur verici ) Patrick Watson’a kaptırıldığı “Polaris Music Prize”da bu gibi isimlerle finale kalmayı başarmış olmasıdır kanımca.
Çok hafif ve de sakin bir albüm ‘Five Roses’... Ama Graham’ı konuşturunca böylesine bir sakinliğin sebebi anlaşılıyor hemencecik. “Have You Seen in Your Dreams” dinliyoruz, bitiyor bir daha, bir daha... Sıkılmak yok! Zaten günlerden de Pazar, gün ile de bütünleşiveriyor birden albüm.
Bugünlerde dinlerken de içimden yazmak geçiyor. Aranızda belki de Graham ile çoktan buluşmuş olanlar da vardır... Ama o, onunla tanışmış ya da tanışacak olan herkes için şunları söylüyor:
‘Albüm sadece ben aslında. Ve hep de öyle kalacak. Ama belki de, biraz fazla sessiz kalacak siz dinleyiciler için...’
Öyle sessiz ve sıkıcı değil, benzetmelerden kaçınıyor ve de huzurunuza sunuyorum...


Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|