Martina Topley- Bird – The Blue God
Modern çağın dönüp dönüp geçmişe öykünmesine şahit olmanın yorgunluğu bütün dünyada genel bir buhran haline geldiğinden, bu sene dinleyicinin ilgisini çekmek için biraz daha farklı işlerin ön plana çıkması bekleniyordu. 90’lar kendi egosuna öykünürken, 2000' ler daha da geriye dönerek 80’lere tapınmakla meşguldü. Lakin hayatın hızı, tüketilen sanatçılar ve mp3 kazanından yenilip yenilip kusulan şarkıların hazımsızlığı iştah kesecek cinsten olduğundan retro saçmalıklarına karşı yeni şeyler üremeye başladı. İndie gruplarında yeni yeni afro ve soul etkileri gözlenmeye başladığı gibi 90’ların ikinci yarısında yeşeren fakat saltanatı fazla sürmeyen Trip- Hop müziği de bu sene kendini yeniden inşa ederek esmeye hazırlanıyor gibi.
İnsanı böyle düşünmeye sevk eden mevzu hiç şüphesiz Portishead’in yeni albümü “Third” ve eli kulağında beklenen yeni Massive Attack albümü. Fakat bu iki albüm arası taze taze albümü çıkan Martina Topley Bird hanımdan bahsetmek lazım biraz da.
Tricky’nin en başarılı albümlerinden biri olan Maxinquaye’nin vokalleriyle başlayan müzik kariyeri Tricky’nin vokalistliğini yaptığı üç albümle sürerken çoğu kimse adından pek haberdar değildi. Tricky olan ilişkileri sonucu evlenen ve çocuk da yapan Martina Topley Bird müzikal kariyeriyle özel hayatını aynı potada eritmekte zorlanınca hem Tricky ile olan ilişkisini hem de müzik kariyerine bir süre ara vermeye karar verdi. İngiliz basını da malumunuz Tricky ile biten ilişkiyi tabloid gazetelere serince kadife sesli bayan vokal uzun süre müzikal alemden uzaklarda seyir etti.
2003 tarihli Quixotic albümü ile Tricky’den sonra ilk icraatını yapan Bird Hanım bu albümde izlediği hafif soul-funk ve jazz a kaçan vokalleriyle oldukça yenilikçi bir iş yapsa da sesini pek duyuramadı. Aradan geçen 5 yıldan sonra yeni albüm hazırlıkları öncesinde piyasaya çıkan Poisin single’ını edindikten sonra sanatçının yeni albümünü heyecanla beklemeye başladık.
Uzun arayışlar sonucu The Blue God ismindeki yeni albümü internet aracılığıyla sömürdükten sonra kendisini de aralıksız dinlemeden durduğumu belirtme ihtiyacı duymaktayım. Prodüktörlüğü Gnars Barkley ikilisinin uzun ince beyaz olanı Danger Mouse tarafından yapılan ve Trip-Hop müziğinin geri dönüşü babında güzel açılımlar barındıran albümde Phoenix , Carnies, Something To Say gibi caz öğeleri yanında biraz daha kışa özgü mevsimsel depresyonu ateşleyici özellikte şarkılar öne çıkanlardan . Shangri-La’da albümdeki kişisel olarak en bayıldığım icraat.
Kısaca bağlarsak bu sene müzikal açıdan piyasanın girdiği yeni arayışlar daha güzel şeyler duymamızı sağlayabilir. The Blue God gibi rahatlatıcı ve kafa şişirmeyen samimi albümler dinlemeniz ümidiyle.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|