Control
Control, geçen sene Filmekimi kapsamında ülkemize uğramış, herhalde yerli dağıtımcılar tarafından pek kayda değer bulunmamış olunacak ki salonlarımızda gösterilmeden hızlıca semalarımızı terk etmişti. Control, aslında benim uzun süredir bir köşede beklettiğim bir filmdi. Fırsat olmadığından mı yoksa büyük bir Joy Division hayranı olmamamdan mütevellit pek ilgi göstermediğimden midir bilmiyorum ama biraz geç elim gitti cd’ye açıkçası. İlginçtir, bu hafta filmi yazmak gibi bir planım olmamasına rağmen, neden bilmem bugün filmi izleme isteği uyandı içimde. Sonradan fark ettim, filmi izlediğim ve şu satırları yazdığım bu Pazar gününün Ian Curtis’in ölüm yıldönümüne tekabül ettiğini. Zaten filmin ağırlığı ve depresifliğiyle kararan ruhum, Ian Curtis’in seneler önce benim şu anda içinde bulunduğum gün kendini astığını düşününce hepten daraldı ve hayat hikayesini anlatan filmle ilgili 2-3 cümle bir şey söylemeyi hepten zor hale getirdi.
Grubun kurulmasından önce Ian’ın eşi Deborah ile tanışmasıyla başlayan film, Joy Division’ın kuruluşunu, yükselişini, Curtis’in evliliğini kapsayan ve ölümüne kadar devam eden 5 yıllık bir dönemi anlatıyor. Gittikleri bir Sex Pistols konserinden çok etkilenen Bernard Sumner ve Peter Hook, Joy Division’ı kurmaya karar veriyorlar. Grubun vokali olarak ise en son Ian Curtis katılıyor ekibe. Bu 5 yıllık dönem, eşiyle ve grup üyeleriyle olan ilişkisinden tutun da epilepsi krizlerine ve bir dönem aşk yaşadığı Belçikalı gazeteci Annik Honore olan ilişkisine kadar her şey ile çok iyi resmedilmiş. Ian Curtis, bir yanda özel hayatında yaşadığı sorunlar, diğer yandan fiziksel olarak kendisini yoran ve grubun tanınmasıyla artan konserler, öte yanda doktorların deneysel tedavisine cevap vermeyen, bazen sahnedeyken yakalayan epilepsi krizlerinin, aldığı ilaçların bedenini yıpratması sonucu adım adım intihara yaklaşıyor. İçinde bulunduğu durumu, çatışmasını ve çaresizliğini bu kadar iyi yansıttıkları için hem genç aktör Sam Riley’nin, hem kendisinden en iyi performansı yakalayan yönetmen Anton Corbijn’in önünde saygıyla eğilmek lazım. Elbette senaristin de önemli bir payı var ama Deborah Curtis’in bizzat anılarına dayandığı için bu gerçekçilikte asıl büyük pay sanatçının eşine ait.
Filmin en önemli artısı, prodüksiyonunda Ian Curtis ve Joy Division’ın yakınındaki veya onlarla çalışma şansı bulmuş insanların yer alması. Ian Curtis’in eşi Deborah Curtis’in yazdığı kitaptan (Touching from a Distance) uyarlanan filmi, zamanında Joy Division’ın “Atmosphere” klibini de çekmiş Anton Corbijn yönetince ve de Joy Division’ın o zaman birlikte çalıştığı müzik şirketi Factory Records’un başkanı Anthony Wilson ve yine eşi Deborah yapımcılığını üstlenince bir nevi Ian Curtis’e saygı duruşu mahiyetinde gerçekçi bir film çıkmış.
Siyah-beyaz fotoğraf karesi gibi görüntülerle gördüğümüz karanlık İngiltere havası bize daha kasvetli, daha boğucu geliyor izlerken. Muhtemelen hayatta olsaydı Curtis’in kendisinin bile beğenebileceği Sam Riley’nin inandırıcı performansına Samanta Morton’ın Deborah rolündeki güçlü oyunculuğu eklenince, bir de arka fonda birbirinden güzel Joy Division şarkıları dinlenince filmi izlemek için gerekli karamsar ruh haliniz de tamamlanmış oluyor. Aynı zamanda Curtis’in müziğinde önemli bir yere sahip David Bowie’nin de filmin soundtrack albümünde iki şarkısı bulunuyor. Albümde o dönem Joy Division’ın müziğini etkilemiş Sex Pistols, David Bowie, Iggy Pop gibi isimlerin yanı sıra Curtis öldükten sonra kalan elemanlarla kurulan New Order’ın da şarkıları mevcut. Joy Division’ın şarkıları genelde konser sahnelerinde kullanılmış olsa da Love Will Tear Us Apart bir istisna oluşturuyor. Eşiyle arasındaki sorunlar yüzünden yazıldığı söylenen Love Will Tear Us Apart öyle bir sahneden sonra giriyor ki etkilenmemek ve seçimin yerindeliğini takdir etmemek imkansız.
Control, oyuncuların her birinin başarılı performanslar sergiledikleri, Anton Corbijn’in ilk uzun metraj denemesinden alnının akıyla çıktığı, depresif ve karanlık bir biyografi. Yani tam olması gerektiği gibi. O döneme, punk müziğe ilgisi olan adam, Joy Division sevenler, Ian Curtis hayranları zaten izlemişlerdir de kimdir nedir fazla bilgisi olmayanlara da izlemelerini salık veririm. Ian üzerine bir film olduğundan daha grubun geneliyle alakalı bilgi edinmek isteyenler If İstanbul’da gösterilen Joy Division belgeselini veyahutta “24 Hour Party People” filmini de bulup buluşturup izlesinler. Eğer izin verirseniz yazıyı burada noktalayıp Curtis’in mezarının üzerinde de adı yazan “Love Will Tear Us Apart”ı tekrar tekrar dinleyip 30 sene önce kendi kararıyla aramızdan ayrılmış bu önemli müzik adamını kendimce anmak istiyorum.

Anasayfa>>
Sinema Bölümü>>
|