These New Puritans – Beat Pyramid
These New Puritans çılgınlığı başlasın.
Ya da başlamasın, kıskanırım. Vazgeçtim, yazmıyorum demeyi bile istiyorum şu an. Ama sizlerle yeni ürünleri paylaşmayı her zaman bir görev olarak edindiğim için, ayrıca “Uluslararası Sober Pazarlama Ltd. Şti.”nin de bir parçası olduğumu da varsayarsak; e, bir de korsan link blogumla da bu paylaşımcı özelliğimi pekiştirdiğim için ellerime ve çeneme hakim olamayacağım yine.
Bilmiyorum, bahsi geçen gençleri bilenleriniz ya da bilmeyenleriniz var mı ama, ben şu an sizlere yana yana These New Puritans dinletmek istiyorum. Yani buna karar verebildim sonunda. I can’t find the words! Bu adamlar yeni dehalarımız! Ülkemizde az da olsa belli bir dinleyici kitlesine sahip olan “TNPs” için, artık aklınıza ne geliyorsa: “The Next Big Thing” mi diyeyim, gelecek yılın “Breakthrough Artist”i mi diyeyim, karar veremedim... Her neyse işte, o; şimdiden belli. Tek dezavantajları; sizlerinde bildiği gibi hep yılın başında çıkan albümler çabuk unutulmaktadır. Yıl sonuna doğruysa tamamen unutulurlar hatta. Ama, adım kadar eminim ki; önümüzde bizi bekleyen uzun 2008 içindeki en iyi albümlerden birisi olacaktır “Beat Pyramid”. Gelecek sene bu zamanlarda, “Yılın En İyi Albümleri Top 10” umda These New Puritans’ı kaç numaraya koysam diye düşünüyor olacağıma inanıyorum şimdiden. Bu yılın, ilk en büyük alternatif ismi olmaya adayım; TNPs’dır. Hatta, aday da değil, bankomdur! Kesinlikle çok konuşulan isimlerden birisi olacaklar diyerek, yazıma iddialı girişlerle başladım, farkındayım. Ama bu albümle TNPs hakkındaki düşüncelerim sağlamlaştı.
TNPs’ı ilk dinlediğimde, çok orijinal bir sound’a ve albüme sahip olduklarını düşünmüştüm. Onların hakkında olumlu, olumsuz birçok şey de okudum. Albümdeki parçaların Elvis kadar iyi olmayışından, yeni kliplerine, vokallere, kayıtlara laf atmak kolay. İlla herkes beğenecek diye birşey de yok. Ama ben özellikle, olumsuz olanları pek kaale almadım. Çünkü; bence, en tepeye çıkabilecek kadar iyi bir grup TNPs. Bana kalırsa müthişler! Birazcık da medya ilgisiyle, yeni yılımızın ilk yıldızı bile olabilirler en başta da dediğim gibi... Bunlarla birlikte biraz da havalılar ayrıca. Mesela, myspace’ten atılan hiçbir mesaja cevap vermemek gibi bir huyları var. –Çok kişiden duydum ve eğer, inanmazsanız, siz de bir deneyin derim.- Ki; bu bence, biraz kıl bir şey. Bu arada, grup elemanlarından ikisi kardeş. Kim onlar? Vokal ve gitarda Jack ile davulcu George. Gayet çirkin ve de zayıflar. Siz kızlar, hiç heveslenmeyin bile! Ama keyboard çalan Sophie’ye laf yok. Belki gülüyorsunuz ama bana kalırsa, Sophie’de de pek ışık yok! Neyse, tiplerinden konuşmaya pek istekli değilim açıkçası. En başta ne gerek var ki... Hele ki ortada The Enemy gibi gay kılıklı arkadaşlar varken, çirkin ördek yavrusu These New Puritansımıza can feda, can.
These New Puritans’ı daha önce hiç duymamış olanlarınız için söylüyorum; öyle bir tarza sahip bir grup düşünün ki az da olsa kendini belli edecek kadar bizlere kadar yansıyabilen punk etiğine sahip, hatta; daha çok vokaller olsun, grubun görünüşü olsun filan... Ve bundan da ziyade, indie rock’tan, electronic’e, fazlaca shoegaze’e, experimental’a kadar uzanan bir janr toplamasından oluşan bir sound’a sahip These New Puritans. He, bir de; biraz (azıcık da olsa) rave’in o insanı gazlayan, yaklaşık bir buçuk yıldır esen rüzgarlarından payınızı aldığınızı düşünüyorsanız bu grup size bir adım daha yaklaşacaktır. İlginizi şimdiden çekmeyi başardıysa, dinleyince çok seveceğinize de emin olabilirsiniz. Bir de, biraz olsun bizim takipçimizseniz ve zevklerimize de güvenmekteyseniz eğer, TNPs dinlerken onları hem sevip, hem de bağrınıza basacağınıza eminim. Hatta birçok şarkıda kendinizi kaybedip sevinç çığlıklarıyla çılgınlar atarken bile bulabilirsiniz. Benden söylemesi...
2007 başlarına tekabül eden TNPs’ı keşfetmemi sağlayan ve taa İngiltere’lerden haber ederek bizlere öncülük eden canpareye de bu satırlardan selam ederken, o tavsiye ile demo albümlerini bulup, indirip, anında da upload ettiğim günü anımsadım. These New Puritans hakkında ilk edinebildiğim, bir demo albüm ve bir de EP’den ibaretti sanırım... Hemen yakın çevreye yaydım tabi ki! Belki aranızdan bilenleriniz vardır, pek fazla paylaşımcı bir kişiliğim vardır. Domino’dan çıkan debut albümleri “Beat Pyramid” ise, official olarak 28 Ocak 2008’de çıkacak ama albüm yaklaşık bir aydır grup tarafından nete salınmış bulunmakta. Öte yandan azıcık yukarıda da bahsettiğim gibi demo’ları ve EP’lerinin uploadlarıyla benim haddimi aşan paylaşım olaylarına sarıp, blog bile açacak kadar korsanlığımı abartmaya başlamamın da sebeplerinden birisi olmuştur kendileri...
Albüme gelince, demolardan da bildiğim parçaların yeniden düzenlenmiş halleri de var tabi içinde... Eski hallerine alışık olduğum parçaları ilk başlarda biraz garipsedim. Bana kalsa hem eski versiyon parçalar, hem de Elvis’in eski videosu tercihim olur tabi ama, dinledikçe aynen Shitdisco ve Klaxons albümlerinde de olduğu gibi zamanla alıştım diyebilirim yeni düzenlemelere. Belirtmeliyim ki; grup, NME’in electro ve indie rock toplaması olan “Dancefloor Distortion”a da “Elvis”in demo haliyle girmeyi başarmıştı. Bir de, “Chamber” gibi bir parçayı nasıl bu albüme almazlar, aklım almadı gitti. Demo’lardan bildiğim Chamber ile de, “Digital Penetration”a da konuk olmuşlardı. Benim de These New Puritans adına ilk gözağrım Chamber idi o zamanlar.
Davulların iyi olduğu kadar, tam benlik gitar riffleri ve en az onlar kadar vokaller de iyi! Hele ki elektronik açıdan gayet başarılılar. İyi bir harman olmuş kanımca. Bana fazlasıyla hitap eden bir albüm.
Favorilerime gelince aslında çok var, tüm albümü de çok beğendim. Ama aralarından “Numerology (AKA Numbers)” adlı , sürekli favori numaramızı merak eden parça başı çeker. Oldukça gaz ve oynak ve de tüm numaraların bir anlamı olduğunu iddia etmekte. E, hepimizin bir favori sayısı vardır tahminimce. Benim mesela altı. Siz de, sizin favorinize bir bakın bakalım, neymiş acaba anlamı. Numbers ile ilgili, nerden estiyse bilemedim, ufaktan bir Shy Child kokuyo sanki.
“C. 16th ±”; albümün en bombalarından, en gazlarından birisi. Kesinlikle dinlenilesi.
Yine gayet gaz bir parça, “Colours”. Şimdi sayılar ve renklerden gidiyor bunlar da ne böyle diyebilirsiniz ama dolu bir albümün başarılı parçalarından birisi de bu!
“Swords of Truth” ise daha fazla gitar ve synth’lerin ağırlığını koyduğu ve “suckeeeeerrs!” desinler diye bizleri bir hevesle beklemelere iten şarkımız. “Doppelgänger” ise, grubun elektronik beat’lere daldığı, farklı bir dünyadan gelen bir şarkı fazla introsal havada gibi. En sert ve hareketlilerden birisi de “£4” adlı parça. Ama ondan ziyade “MKK3”ü seveceğinizi düşünüyorum, albümdeki en baba parçalardan. Dinleyince farkedeceksinizdir de zaten. Yine MKK3 kadar iş yapar dediğim, Navigate-Colours var bir de.. Kısacası tüm albüm şiddetle tavsiye edilir.
Ama içlerinden birisi var ki; yeri bir ayrı. Elvis! Elvis’i beğenmeyenimiz yoktur ya da dinleyince olmayacaktır diye düşünüyorum. Ki, Kreş’in (eski adları ile Popcorn) canlı performanslarından birinde Elvis’i duyup, hem acayip derecede şaşırıp, deliler gibi sevindiğimiz hatırlıyorum. Sanırım Radar Live’den bahsediyorum şu an. Bu olay sayesinde, sahnelerinde zaten Shitdisco’lara, Rapture’lara yer vererek gönlümüzü fetheden Kreş’e duyduğumuz sevgi kat be kat arttırmıştı. Neyse, dönelim TNPs’a; onları ilk keşfettiğim dönemlerde youtube’da sadece bir tek “Elvis”e kendi çektikleri videolarını bulabildiğimi ve onu izlememle, bu insanlara olan sevgimin daha da arttığını hatırlıyorum. Tam anlamıyla “DIY” dediğimiz, “kendin pişir,kendin ye” olayına örnek ve ders niteliği taşıyan videolarını izlemenizi öneririm. Bir de, ilk Elvis videosunda, görüntünün bir kısmını durdurup, bir kısmını oynatarak, değişik bir yol kullanarak çekmiş olmaları da ilgimi çekmişti. Bu ilginç işleriyle beğenimi kazanmaları da kolaylaşmıştı. Gerçi, şimdi yeni bir klip çekmişler Elvis’e ama o ilk halinin yeri bir başka tabi. Yeni klibi de çok beğendim, şarkıyı dinlerken uyandırdığı hisleri, hedef 12’den vurmuş. -ki, klibi de izlediğinizde göreceksiniz- Tüm grup üyelerinin dalgalanışlarını.. O gitar tonlarının vuruşlarıyla o şekillere girmemek pek elden de değil zaten. Çirkin ördek yavrusu vokallerinin ve onun eşliğinde tüm grubun yarı çıplak bir şeklide Elvis’le kendilerinden geçmelerini içeren yeni Elvis klibi de övgüye değer. Elvis gerçekten harikulade bir şarkı. Keza TNPs da öyle ama Elvis bir farklı, çocuklarıma bile dinleteceğim tarzda! Elvis, I wasn't talking about that king, Elvis, I wasn't talking about that king, Elvis, I wasn't talking about that king, or...Elvis, I wasn't talking about that king, it's confusing.. Now, we're being watched by experts, we're being... I try to blurt it out. I can't find the words.. I can't find the words. I can't find the words... Now, we are being watched by experts. And what would happen next? Now, I’m gonna tell you my secrets... I’m gonna tell you my secrets...
8 Şubat’ta Kopenhag’daki konserlerini de kadim dostum Sarpcan kaçırmaz umarım ki... Hatta birkaç tane resim çekip, bana da gönderirse pek sevinirim.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|